Flaş Haber :
Hava Durumu

MHP'den niye istifa etmiştin operasyon kuklası? / Ekrem'in Karadeniz'e saplanan otobüsü

12 Mayıs 2022 - 61 okunma

        Bu yazıyı, siyasi şovmen Ümit Özdağ’ın bir zamanlar “Türkiye’nin en büyük ve en iyi polemik yazarısın. Harika yazılar yazıyorsun. Senin Türkiye’de daha çok okunman gerekir” diyerek ‘başka bir gazeteye transfer teklifinde bulunduğu bir yazar’ olarak kaleme alıyorum.

          Evet, Ümit Özdağ özellikle son 1 aydır Suriyeli ve diğer sığınmacılar üzerinden radikal söylemlerle gündemde olan biriydi. Son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile girdiği ağız dalaşı ve İçişleri Bakanlığı önünde oynadığı tiyatro gündemde kalmasını yoğunlaştırdı.

          MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli onun ciğerini, karakterini çok iyi bildiği için gündemde kalış tarzına ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu sözde protesto etmek maksadıyla İçişleri Bakanlığı önünde oynadığı tiyatroya “Hiçbir bakanlığımız gelişigüzel nümayiş yeri değildir. Hiçbir bakanlığımız siyasi rant devşirmenin alanı değildir. Devletin itibarını lekelemeye çalışanlar önce kendi itibarsızlıklarına, kendi izansızlıklarına kafa yormalıdır” diyerek tepkisini gösterdi.

          MHP Lideri Devlet Bahçeli, üstüne basa basa terörle mücadele süreci ve bu süreçteki başarıyı “Terörle mücadelede büyük başarısı olan bir bakanı ve onun şahsında hükümeti parmak sallayarak tehdit etmek utanç verici bir alçalma hâlidir.

          İçişleri Bakanlığının önüne gelenler Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlerdir, terörün ömrünü uzatmak için çırpınan zavallılardır.

          Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli komutanlarına, kahraman askerlerimize, İçişleri Bakanımızla Milli Savunma Bakanımıza bühtan içinde olanların, sanki komut almışçasına saldırı düzeneğine geçenlerin, bir senaryo dâhilinde yıpratmaya kalkışanların tam karşısında Milliyetçi Hareket Partisi vardır ve taviz vermesi imkânsızdır” sözleriyle Ümit Özdağ’ın kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü ifade etmiştir.

          Ümit Özdağ da bu ve benzeri sözler için "Babası Muzaffer Özdağ MHP kurucusu, annesi Gönül Özdağ MHP Kadın Kolları Genel Başkanı, kendisi 2 dönem MHP Milletvekili olan bana "Soros çocuğu" diye küfredene, MHP'nin kuruluş sürecine/ilkelerine küfreden Süleyman'a sahip çıkan zihniyeti Türk milliyetçileri değerlendirecektir. Herkes bilmelidir ki, ucunda ölüm olsa da Türkiye'nin örtülü işgaline karşı direneceğim. Zafer Partisi gelecek, sığınmacılar gidecek" cevabını vermiş…

          Babası Muzaffer Özdağ,  12 Mart Muhtırasından bir gün önce, netameli bir dönemde dava arkadaşlarını yüzüstü bırakarak şüpheli bir şekilde istifa etmiş birisiydi. Kendisi de 15 Temmuz öncesi MHP’den yine şüpheli bir şekilde istifa etmiş birisidir. O yüzden geçmişte MHP’de olmalarının bir özelliği ve önemi yoktur. MHP’den önce ve MHP’den sonra ne yaptınız, onun hesabını verebiliyor musunuz?

          Evet, 15 Temmuz alçak darbe girişimi öncesi politik atmosferde Süleyman Soylu’nun MHP aleyhinde birçok sözü ve değerlendirmesi olmuştu. Bizler de o sözlerine en ağır cevapları verdik. Kendisi bu cevaplarımıza karşılık davalar açtı ve 15 Temmuz’un hain yapısına karşı oluşan birliktelik atmosferi sonrası, o açmış olduğu davaları geri çekti.

          Peki, bu parti seni milletvekili, genel başkan yardımcısı yaptığı hâlde niye MHP’yi satıp gittin ve Meral Akşener’in eteğine yapışacak kadar kendini çukura düşürdün?

          Hem de senin makamında, seninle yaşadığım şu diyalog sonrası niçin arkana bile bakmadan MHP’den kaçmıştın?

          Zaten bu sorunun cevabı bulunursa senin Soros mu, CIA mi, FETÖ mü çocuğu olduğun çok netleşecek…

          Bu konuyu geçmişte defalarca yazdım. Ama bu konuya bir türlü cevap vermiyorsun. Bir yazımdaki o sorgulamayı tekrar hatırlatıyorum:

          “MHP Genel Başkan Yardımcısı iken makam odasına geçirdiği ameliyat üzerine "geçmiş olsuna" gittiğim Ümit Özdağ konusunda da kendi iddiamı hâlâ diri tutuyorum. Ümit Özdağ 15 Temmuz'u bildiği için MHP'deki görevlerinden istifa etmiştir!

          Makam odasında Prof. Dr. Celalettin Yavuz ve gazetemiz yazarlarından İsmail Özdemir olmak üzere dördümüz otururken geçmişten söz ederken bize "Devlet Bey bana 2004 yılında gel Ümit odan bu, makamın şu dese ben asla muhalif olmazdım ve beni de tamamen bitirmiş olurdu" demiş, ben de bunun üzerine "Şimdi aldığınız oda ve makama bakınca sizi tümden bitirdi o hâlde" şeklinde espiri yapmıştım. Ve bu sözlerin üzerinden 15-20 dakika sonra öyle bir cümle daha kurdu ki, zaten filmin koptuğu yer o cümlede yatıyor: 

"Türkiye'de farklı gelişmeler oluyor, olacak"

Zaten bu görüşmeden 1-2 hafta sonra istifa etmiştir.

          "Bir oda ve bir makam verilse asla muhalif olmazdım" diyen birisi, bunlar verildiği hâlde baskın gelen "Türkiye'de farklı gelişmeler oluyor, olacak" içinde yatan bazı mesajlardan dolayı mı MHP'deki görevlerinden apar topar istifa edip kaçmıştır?”

***

          Sen, Devlet Bahçeli gibi davasından zerre sapmamış bir Türk milliyetçisini bırakıp, ideolojisi ve davası olmayan, parti parti gezmiş, Fethullah Gülen’in “Ona sahip çıkın, onu koruyun” dediği Meral Akşener gibi birinin peşinden gideceksin sonra millete masal anlatacaksın öyle mi?

          Evet, Ümit Özdağ 15 Temmuz’dan aylar önce kimden işaret alıp, makamın, odan varken MHP’yi bırakıp kaçmıştın?

15 Temmuz öncesi Süleyman Soylu MHP’ye şunu demiş, bunu demiş… 

Geç onları!

          Şimdi terör örgütlerinin itine-köpeğine haddini bildiriyor ve terör örgütlerinin tüm kuklalarını kudurtuyor mu? O bize yeter…

          Senin Suriyeli sığınmacılar konusunu istismar malzemesi ve siyasi şov aracı yaptığına dair şu vereceğim örnek, seni tanımak isteyenlere yetecektir.

          Ümit Özdağ, Meral Akşener’in yardımcısı iken “Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrin’i almak için ne verdi?” diye operasyona CHP gibi, HDP gibi karşı çıkıyor ve operasyonu gölgelemeye çalışıyordu. Oysa Afrin Operasyonu’nda 4600 YPG’li terörist öldürüldü. Afrin ve civarı güvenli bölge hâline getirilerek yaşam normalleşmiş, geri dönen 500 bin Suriyelinin bir kısmı da buralara yerleştirilmiştir.

          Çobanbey, Cerablus, El-Bab, Azez ve Afrin'de açılan PTT şubeleri verilen mücadelenin ve Türk devleti eliyle hayatın normale dönüşünün delili değil mi? 

          Suriyelilerin geri gönderilmesini istiyorsun da niçin bu operasyonlara karşı çıkmıştın Ümit Özdağ?

          Fırat Kalkanı Operasyonu yapıldığında da "Türk askeri oralarda aç, susuz" açıklamasını yaparak yine Türk ordusunu verilen mücadelede aciz, perişan göstermiştin. Tüm bunları kimin adına yapmıştın Ümit Özdağ? 

Terör örgütü YPG’ye silah yardımı yapan ABD adına mı?

          Yoksa Türkiye’nin Suriye’de terör operasyonları yapmasına şiddetle karşı çıkan, “YPG terör örgütü değil, vatanını korumaya çalışan oluşum” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun gözüne girmek için mi? 

          Ümit Özdağ, İP Milletvekili iken bir de 31 Mart seçim sonuçlarını değerlendirirken “Galiplerden birisi de hiç şüphesiz Selahattin Demirtaş’tır” demiştin. Nasıl galip olmuştu? 

          Cezaevinden HDP’lilere “Oyunuzu CHP ve İYİ Parti’ye verin” çağrısında bulunmuştu. Galip gelmesi bunun için miydi? 

          Yoksa yine Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in gözüne girme çabası için mi öyle konuşmuştun?

          Merhum baban Muzaffer Özdağ ve hayatta olan annen Gönül Özdağ’ın MHP’de görevde bulunduğu günleri hatırlatarak gelen tepkiler için kendine zırh yapmaya çalışıyorsun da Şubat-Mart 1993 Sayılı Sosyo-Politik Yaklaşım Dergisi'nin 57-58 ve 59. sayfalarında kaleme aldığın "Demokrasi Ve Ülkücü Yaklaşım" başlıklı yazında Başbuğ Türkeş'in yönetim tarzına ve MHP’ye şu şekilde bakışını ne yapacağız?:

          "Radikal Türk milliyetçiliğin siyasal organizasyonu olan CKMP/MHP hareketinin Türk demokrasisinin gelişmesine doğrudan katkıda bulanmak gibi bir fikri eksen üzerinde olmadığı açıktır. Ancak parti pratiğinden çok, parti önderlerinin zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları, CKMP/MHP hareketini neredeyse Türkiye'deki tek anti-demokratik tavır sergileyen siyasal parti olarak ön plana çıkarmıştır. Örneğin radikal dinciliğin temsilcisi olma iddiasını taşıyan MSP/RP çizgisinde, lider hegemonyası CKMP/MHP den çok daha güçlü iken, CKMP/MHP'nin lider olgusunu sürekli vurgulayışı CKMP/MHP yi parti içi demokrasiden yoksun tek parti konumuna düşürmüştür. Keza devletin demokrasiden daha önemli olduğu şeklindeki açıklamalar, partiyi, proleterya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itmiştir ."

***

          Ümit Özdağ anlaşılan siz ailece ne Başbuğ Türkeş’i ne de MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi zerre kadar sevebildiniz.

          Merhum baban Muzaffer Özdağ MHP’den istifa ederek Başbuğ Türkeş’i, sen ise yazdığın bu yazılarla hançerlemişsin. Aynı zamanda sen 2004 yılından itibaren MHP civarında görünerek sürekli MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi hançerlemeyi sürdürdün…

Evet, Ümit Özdağ ister inkâr et, ister etme sende bir operasyon çocukluğu var…

          Söylesene Ümit Özdağ "Devlet Bey bana 2004 yılında gel Ümit odan bu, makamın şu dese ben asla muhalif olmazdım ve beni de tamamen bitirmiş olurdu" dediğin hâlde 15 Temmuz’dan aylar önce kimin talimatıyla MHP’den istifa etmiştin? 

Bu sorunun cevabını ver, hangi karanlık güçlerin adamı olduğunun tarifini tam olarak yapalım.




Ekrem'in Karadeniz'e saplanan otobüsü

İBB adayı olduğu günlerde tipinden, konuşmalarından, ilişkilerinden, yapmacık davranışlarından, HD(P)KK aşkından tanımıştık onu…

 “İstanbul’a yazık olacak, gitmeyin şunun peşinden” diye çok uyarı yazıları yazdık. İBB koltuğuna oturduktan sonra geçen üç yıl içinde defalarca aynı uyarı yazılarına devam ettik. Menfaat ve çıkar çevreleri, gözü dönmüşler ve umut diye ona sarılanlar bizim uyarılarımızı hep başka pencereden değerlendirmeye çalıştılar. Ekrem İmamoğlu hakkında ne yazdıysak, bugüne kadar hiç yanılmadık. O da bizi yanıltmamak için üç yıldır elinden geleni yapıyor.

İstanbul şu an her manada çöküntü yaşıyor. Artık bizim bunları kendi cephemizden söylememizin bir anlamı kalmadı. Ya da bizim taraflı görülmemizin bir hükmü kalmadı. Çünkü son 1 haftadır tüm bunları artık CHP’li yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler söylüyor. Ekrem İmamoğlu’na karşı öyle bir öfke biriktirmişler ki, bizim yazdıklarımızın, söylediklerimizin kat kat fazlasını artık onlar söylüyor.

İstanbul halkına hizmet etmesi gereken İBB otobüsleri, Ekrem İmamoğlu göreve geldiği günden bu yana ya arızalanıp yolda kalıyor, ya yanıyor, ya çarpışıyor, ya uçuyordu. Herkes bunları tartışıp konuşurken Ekrem İmamoğlu’nun otobüsü Karadeniz’de tosladı, saplandı ve resmen uçurumdan aşağıya uçtu. Ekrem İmamoğlu kesin “Gitmez olaydım, gezmez olaydım” diyordur. CHP’lilerden öyle bir linç yiyor ki, onun şiddetinden kaç gündür sesi soluğu çıkmıyor.

Ekrem İmamoğlu önce kendine gelen tepkilere “Başkalarının değirmenine su taşıdıklarının farkında olmayanlar da olabilir bunun içerisinde, farkında olup yapanlar da olabilir. Ama bu kardeşiniz için vız gelir tırıs gider. Hiç umurumda değil. ‘Ya bu insan ne yapmak istedi, ne istiyor’u anlamadan, anlamaya çalışmadan bu tarz girişimleri yapanları akıllı olmaya davet ediyorum. Başka hiçbir davetim yok. Akıllı olmaya davet ediyorum" sözleriyle çıkıştı, bu çıkışı karşısında tepkilerin dozajı artınca kısmen bu sözlerinden dolayı özür dilemek zorunda kaldı. Şimdi sır ortağı Murat Ongun’la birlikte sessizliğe gömüldüler. Ortada ne Karadeniz’de esip gürleyen İmamoğlu ne de otobüs içinde şekilli pozlar veren Murat Ongun kaldı. Kendilerine buradan duyurayım. Bunlar daha bunların iyi günleri… Çapsız Ekrem İmamoğlu da, trollerin komutanı Murat Ongun da her şeyin farkında… Ne her şey İstanbul adına güzel oldu ne de kendileri adına güzel olacak…

Bir rüzgârla geldiler, bir fırtınayla gidecekler…

Kemal Kılıçdaroğlu “Ankara ve İstanbul Belediye Başkanları Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Görevlerine devam edecekler” demişti. Ama Ekrem İmamoğlu bu konuda egosunu yenememişti.

Kemal Kılıçdaroğlu önündeki bir engelin kalkmasını keyifle izliyor. Mansur Yavaş da gizlediği egosunu açığa vurursa akıbeti aynı Ekrem İmamoğlu gibi olacak. O da Ankara’da hiçbir hizmeti, hiçbir hayata geçirdiği projesi olmadan balon gibi şişirildi çünkü… Az ısrarı görülürse onun kapalı dosyaları da açılacaktır. 

CHP’nin 2018 yılı Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce bile “Ne İstanbul’da, ne Ankara’da ne hizmet, ne çözüme kavuşmuş problem var” diyerek o mahalleden bir darbe daha vurmuştur.

Şu günlerde en mutlusu Kılıçdaroğlu… Önündeki tüm mayınları temizledi. Adaylığını açıklayacağı günü bekliyor.

Yıldıray diğer yazıları
x

Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
Son YorumlarSon Yorumlar
AnketAnket

MHP'NİN HÜKÜMETE YAKLAŞIMINI NASIL BULUYORSUNUZ?

OLUMLU!
OLUMSUZ!
KARARSIZIM!
LİDER NE DERSE ODUR!
Lig FikstürüLig Fikstürü

Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
GAZETELER GAZETELER
YÖNETIM YÖNETIM
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.