Flaş Haber :
Hava Durumu

“Kahpe Felek” Taha Bey’e Neyledi?

07 Ağustos 2022 - 103 okunma
“Kahpe Felek” Taha Bey’e Neyledi?

Ülkücü Hareketin tarihinde 1970’lerin ikinci yarısında sayıca artış gösteren “sığınmacı MHP’liler” konusu, üstü kapatılmış bir konudur.

Zamanın şartlarına göre ve Başbuğun kararlarına hürmeten böyle olmuştur.
Karalamak veya kirletmek için söylemiyorum. 

Taha Akyol, MHP’nin gücünden istifade etmek üzere MHP’ye 75’ten sonra kaynak yapanlardandır.


Bir 2 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

1970’lerin ilk yarısında Taha Akyol, Ahmet Taşgetiren’i ve daha kim bilir nicelerini cemaate dahil edecek kadar ateşli bir “Mücadele Birliği” militanıdır. 
Aykut Edibali liderliği ele geçirince gruptan ayrılmıştır.

Gazetelerde filan yazmaz böyle şeyler…
Baronlar, Taha Akyol’u MHP’li olarak yemek istiyorsa bir masaya koyar ve yer…
Yakınlarda çocuk menüsü olarak Metin Özkan’ı da böyle yemişlerdir.

Adam MİT mensubudur, 50 yıl MİT’te çalışmıştır. Yazdığı anti-komünist bir kitabı Ülkücüler  de okudu diye mesela FETÖ bağlantılı Enver Altaylı’yı iki dakikada “Türkeşçi” yapmışlardır.

Lan oğlum, maaşını MİT vermiş lan!.. Sorsanıza niye vermiş?
Adam MHP’de sehven veya kerhen bulunmuştur, iyi bir şey yaptığında asla MHP’yle birlikte anılmaz, ama kazara trafik kazası yapsa… Manşetler hazırdır.
“MHP’li sürücü kırmızı ışıkta yayaya çarptı!..”

Adam, meşrebine yön verecek şekilde bin yıllık Müslüman, beşyüz yıllık Silvanlı, 100 yıllık TC vatandaşı ve hasbelkader MHP’lidir. 

İyi bir iş yaparsa MHP’den başka her yerine mal edilir.. Yanlış bir iş yaptığında yedi geçmişi unutulur, partideki 7 yılı üzerinden MHP vurulur.
Onların ne kadar MHP’li olduğunu anlatmak da bize düşer.
Taha Akyol Konusu da Böyledir.
Biraz 70’lerin sonuna gidelim…
Düşünüyorum da, cep telefonunun olmadığı, manyetolu bağlantının  “Adana çık aradan!..” bağırtılarıyla kurulduğu yıllar… 

Allah’ım ne kadar hızlı bir haberleşme ağımız varmış bizim!..
Sanki Ocak başkanları arasında telsiz- telgraf hattı varmış gibi, Türkiye’nin neresinde Ülkücülerin başına bir iş gelse en geç 24 saat içinde hepimizin haberi olurdu. 
Çünkü derdimiz ortaktı. Kızıl kurşun havada kavis çizmiş, üzerimize doğru geliyordu.

Böyle olunca da Başbuğ “gel” deyince 24 saatte 650 bin Ülkücü nefer, soluğu Ankara’da alıyordu.
O nasıl Bir Teşkilattı Allah’ım!..
Sabah saatlerinde Ankara’ya Türkiye’nin her yerinden 10.000 yolcu otobüsü geldiğini düşünün.

Arka arkaya dizseniz, her biri en az 10 metreden= 100 km. kuyruk oluşur. 
1978 Tandoğan mitinginin bir özelliği, kaza denilebilecek tek bir olaya dahi izin vermeden  650 bin kişinin Kurtuluş’tan Tandoğan’a doğru akmasıdır. Akşam miting sona erdiğinde akışın hâlâ devam ettiğini söylersem tabloyu gözünüzde daha iyi canlandırabilirsiniz.

Hiç kimse ben önde geldim, ben arkada kaldım, yok efendim ben konuşmalara yetişemedim diye sızlanmadan sadece yürümüştü. 
Çünkü Başbuğ, Bozkurtlarına “yürü” demişti. 
İsterseniz bu matematiği “havuz problemi”yle açalım. 

Yürüyüş, birbirine 1 metre mesafede 9’lu sıra, 10’lu kol halinde, 90’arlı bölükler şeklinde yapılmıştı. 90’lı grupların ara mesafesi de Cumhuriyet gazetesine tek bir fotoğraf karesiyle LGBTİ’lik yapma fırsatı vermemek için gayet sıkı tutulmuştu.
Yani Ankara Garının yanındaki Ulaştırma Bakanlığına müzahir Demiryolu köprüsünün altından Tandoğan meydanına saniyede iki sıra Ülkücü girse saniyede 18 kişi meydana girmiş oluyordu. 

Problem:
Bir meydana saniyede 18 kişinin giriş yaptığı bir yürüyüş, Sabah 8’den akşam 18’e kadar sürdüğüne göre meydanda en az kaç kişi toplanmış olablir? 
10 Saat = 36.000 Saniye 
18 kişi x 36.000 saniye = 648.000 kişi…
Hesap doğrudur. 
Uyarıyoruz!..

MHP’yi ve Ülkücüleri hedef alan silahlı eylemleri, baskı, mobbing ve sürgünleri kınamaya yönelik 15 Nisan 1978 MHP Ankara Mitinginde Kurtuluş Parkı’ndan Tandoğan meydanına, (Cebeci-Dörtyol-Hamamönü-Hacettepe-Ankara Garı üzerinden) tam 650 bin Ülkücü yürümüştür.

Bu rakam ülke nüfusunun 1,8’idir. Katılanların % 95’i erkektir. Çoğunun yaşı, o günkü seçmen yaşı olan 21’in altındadır. 
MHP’li Şehit Gümrük ve Tekel Bakanı döneminde piyasaya çıkan Maltepe sigara paketindeki renklere bakarak gençlerin uydurduğu “Alım morum sarım… 85’te iktidar’ım!” sloganı bu rakamlarla uyumludur.
Bu hesaba neden girdin hocam diyeceksiniz. 

O günlerde herhangi bir Anti-Komünist veya mukaddesatçı ekâbirin MHP’yle temasa geçmesi, MHP’li olması kolaydı. 
Aşağılarda, kavga meydanında bu zordu; ama protokolde kolaydı.
Kimi mücadele adamı, Necip Fazıl gibi ,Alparslan Türkeş’e şapka çıkarıyor, kimisi de “şu kopan fırtına”yı kendi hedefine doğru sevk edebilmenin hayalini kuruyordu. 

Ocaklılar henüz yetişme çağındaydı, 1978’de en kıdemli Ocaklılar 30 yaş civarındaydı.
“İktidar yolunda” yürüyen bir MHP’nin eğitimci- yazar, milletvekili- bakan adayı halkın seveceği ense-kulak adamlara ihtiyacı vardı.  
İşte Taha Akyol, bu suretle bu mübarek kitleye sızmış eğitimci-yazar kategorisindedir. 

Bu kategoride, “Gazeteci-Yazar” Yaşar Okuyan, “İktisatçı-bakan” Agah Oktay Güner, “hatip siyasetçi” Sadi Somuncuoğlu gibi başka örnekler de vardır. 
Bu şahsiyetlerin hiç biri Ocak’tan yetişmemiş, 3600 şehit verilen günlerde bir kanlı kavga görmemiş, serdengeçtilik terbiyesi almamıştır. 

Bu onların kusuru değildir. Zamanın ruhuna uygun bir hakikattir.
Bazıları, kendisini Başbuğ’dan akıllı sanan ve onun teşkilatçı yeteneğinden bir Hellen İmparatorluğu çıkarmaya çalışan muallim-i evvel Aristo havasındadır. 

Bu işin şampiyonu Necip Fazıl’dır, ancak yaşı ilerlemiş olduğu için onun zihninde Ülkücü Hareket 12 Eylül’de silkelenene kadar Büyük Doğu’nun od tegin’i, ocak umudu olarak kalmıştır.
Dolayısıyla üstat, diğerleri gibi MHP hakkında muzır neşriyat yapmamıştır. Mahalle yansa sokağa çıkmayan Erbakancılara çatmıştır.

Herkes kendisine yakışanı yapmış, bir sebeple MHP saflarına katılan sığınmacılar, gün olmuş, Alparslan Türkeş’in yanından ve yolundan ayrılmışlardır. 
Yoldan ayrılan Ocaklılar da vardır elbette… Onlar da kendilerine yakışanı yapmışlardır. Yapılan işin “Ülkücülüğe ne kadar yakıştığı” ise tartışmalıdır.

Biz Taha Akyol’un “Yeniden Milli Mücadele” ekolünden olduğunu 15-16 yaşlarında, lise öğrencisiyken öğrenmiştik. En güçlü referansı da MHP Genel İdare Kurulu’na girmiş olması, Hergün’de yazması, kitapları, fikirleri filan değildi.
Yozgat’lı olmasıydı. Yani mayasına güven vardı; gerisi muallaktı. 

Biz Ocak’tan yetişmeyen, gruba girmeyen kavgadan kaçınan koalisyon ortaklarını sahadan tanırdık. MSP’nin Akıncıları, AP’nin Hür-genç’i, keyfi gıcır Nurcular, Milli Mücadeleciler, Kime ne kadar güvenebileceğimizi biz bilirdik. 

Başbuğun mantıksal seçimlerine ve politik hamlelerine de saygımız vardı; ama Ocaklı’dan başkasıyla yol yürümezdik.
Masada, kürsüde, yazıda, köşede satılmak bir nebze kolaydı da sokakta satılmak başka şeye benzemezdi..

Bu vesileyle “40 yaşın altındaki gençlere” bir kez daha vurgulayalım
Taha Akyol fikir kökleri itibariyle, Cemil Çiçek, Melih Gökçek, Ahmet Taşgetiren, Aykut Edibali gibi “Milli Mücadeleci”dir.
Bunların ideolojik varyantı hakkında fazla konuşmayacağım. Sadece “Türk inkılâbının milli mücadelenin ruhuna aykırı işler yaptığından” hareketle önce Atatürk ve rejim muhalifi olup, zamanla sistemle uzlaşan ve değişik partilerde siyaset yapan İslamî bir fraksiyon olduğunu söylemekle yetineceğim. 

Bazen muarızları tarafından İngiliz ajanlığıyla suçlanmışlardır, fakat kanıt bulunamamıştır. 
Takiyye konusunda ise klasik yetkinlik sahibi ve ustadırlar.
 Taha Akyol, MHP’de en kısa süre kalmış “sığınmacı”lardandır. Yani iç ve dış dinamiklerin sürekli omuz attığı tarih terazisiyle MHP’yi tartabilmesi ve vicdan ölçüsü içinde anlaması mümkün değildir. 
Taha Akyol gibi seküler alana kaynak yapmış kariyeristlerin nefsî hasılatı rafa kaldırıp da diğerkâmlık içinde Ülkücülük yapabilmesi de mümkün değildir.

Gerekli de değildir. Aile babası bir kalem ehlinin, delilerle, beşlilerle ve akıncılarla birlikte sefere çıkmasını bekleyemeyiz. 
Yani Alparslan Türkeş’in “Bozkurtlarım” diye hitap ettiği kitlenin arasında Taha Akyol yoktur. 

2000 Yılında % 18 oyla iktidarda olan Devlet Bahçeli MHP’si için: “Bugünkü MHP, 20 yıl önceki "benim MHP"mden iyidir.” (Türkeş olayı, Milliyet 5 Nisan 2000)   derken bile, Bahçeli’ye “iyi” demenin değil, Türkeş’i  hafife alarak “açıktan satabilmenin” derdindedir. 
Çünkü kutsal değerler uğruna vurmak- vurulmak, vatan kurtarmak, çile çekmek, hapis yatmak Taha Akyol gibi nefsine eziklerin harcı değildir.

Adına bazen 27 Mayıs, bazen 12 Eylül, bazen 28 Şubat denilen kahpe felek, derin dekolteli plaza güllerinin arasında kırk yıldır bıyık yordamıyla kentin yolunu arayan bu kurnaz kediye iki şey öğretmiştir:
1- Ölmek veya hapis yatmak istiyorsan MHP’li olacaksın!
2- Hayatını yaşamak istiyorsan MHP’ye vuracaksın!..

İşte Taha Akyol da arada bir böyle mesaiye kalmakta ve MHP’ye çatmaktadır.
Kontları, baronları, cinleri, cinerleri bilmem ama… 
Taha Akyol, kazara düştüğü Mamak’ta yediği zılgıttan beri, kırk yıldır kahpe feleğin öğüdünü tutmaktadır. 

Şükrü Alnıaçık
6 Ağustos 2022


Bir 1 kişi görseli olabilir

Enver Paşa'yı, "3-5 yüz Basmacı'yla Turan'ı kurmaya çalışan bir serdengeçti olarak tanımak yerine...
O'nu, Rusya'ya dâhili korku salarak Anadolu hareketine diplomatik güç kazandıran ve...
Bu gücü, Sovyet desteğinin sağlanması için ölmeden önce Ankara'ya havale eden bir kurmay subay olarak tanımak;
Onun aziz hatırasına ve kariyerine daha hürmetkâr bir yaklaşım olacaktır.

"Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.."
Allah şehadetini kabul eylesin.


Şükrü Alnıaçık


"Türkiye bir karar aşamasına gelmiştir.
Kaybedecek zamanı yoktur.
Bunun arası ve orta noktası kalmamıştır.
Ya onurlu ve huzurlu bağımsız bir millet olarak yaşayacağız,
Ya da küresel oyunlara boyun eğerek bölünme tuzağına düşeceğiz.
Buradan Milliyetçi Hareketin son sözünü merak edenlere bir kez daha tekrarlıyorum.
Verilecek toprağımız yoktur.
Terk edilecek ilimiz yoktur.
Çizilecek sınırımız yoktur.
Bölünecek devletimiz yoktur.
Paylaşılacak vatanımız yoktur.
Vazgeçilecek insanımız yoktur.
İndirilecek bayrağımız yoktur.
Susturulacak ezanımız yoktur.
Gidilecek yurdumuz yoktur.
Başka bir coğrafyada gelecek arayışımız yoktur.
Çünkü biz büyük bir aileyiz.
Çünkü biz Türk milletiyiz.
Şu gerçek hiç unutulmamalıdır: Gelecek ay yıldızlı al bayrağımızın altındadır."

Dr. Devlet BAHÇELİ 
MHP Genel Başkanı
Şükrü diğer yazıları
x

Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
Son YorumlarSon Yorumlar
AnketAnket

MHP'NİN HÜKÜMETE YAKLAŞIMINI NASIL BULUYORSUNUZ?

OLUMLU!
OLUMSUZ!
KARARSIZIM!
LİDER NE DERSE ODUR!
Lig FikstürüLig Fikstürü

Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
GAZETELER GAZETELER
YÖNETIM YÖNETIM
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.