Flaş Haber :
Hava Durumu

UNICEF Türkiye ve çocuk hakları...

04 Ocak 2023
445 Haber Okunma   0 Haber Yorum
MHP Eskişehir Milletvekilimiz Metin Nurullah Sazak'ın Çocuklara karşı işlenen başta cinsel istismar suçları olmak üzere her türlü suçların önlenmesi amacıyla Meclis araştırması komisyonu kurulması görüşmelerinde MHP Grubu adına konuşması.

Bugün çocuklara karşı işlenen başta cinsel istismar suçları olmak üzere her türlü suçların önlenmesi, çocuğa yönelik ihmal ve istismarın sebeplerinin araştırılarak gerekli tedbirlerin alınması, kamuoyunun şeffaf bir şekilde bilgilendirilmesi ve bununla birlikte yapılması gereken iş ve işlemlerin belirlenmesi ve benzeri hadiselerin bir daha yaşanmaması amacıyla Meclis araştırması komisyonu kurulması görüşmelerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. 
Muhterem heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlarım.

Çocukların korunması için evrensel standartları belirleyen Çocuk Hakları Sözleşmesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş, ülkemiz de bu sözleşmeyi imzalayarak 27 Ocak 1995 tarihinde uygulamaya başlamıştır. 

Bu sözleşmenin dışından hazırlanan ek protokoller ve temel uluslararası belgelere de ülkemiz taraf olmuş; Anayasa'mızın 10'uncu, 41'inci, 61'inci maddeleriyle de çocuk hakları anayasal olarak da teminat altına alınmıştır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında çocukların haklarının hukuki olarak güvence altına alınması amaçlanmış ve 2014 yılında Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikle birlikte çocukların cinsel istismarı ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçları yeniden düzenlenerek ceza oranları önemli ölçüde artırılmıştır. 

Evlatlarımızın fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimlerine zarar verebilecek durumlarla karşı karşıya gelmesi engellenerek her türlü ihmal ve istismardan korunması Gazi Meclisimizin ve biz parlamenterlerin temel görevi ve sorumluluğudur. 

Bu görev ve sorumluluk bilinciyle, 2020 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde çocukların haklarıyla ilgili araştırmalarda ve incelemelerde bulunmak üzere üyesi olduğum Çocuk Hakları Alt Komisyonu kurulması kararlaştırılmıştır.

 Komisyon çalışmalarımız kapsamında yurt içinde ve yurt dışında inceleme ziyaretleri gerçekleştirilmiş, UNICEF Türkiye ve çocuk hakları derneklerinin temsilcileriyle karşılıklı değerlendirmelerde bulunulmuş; sevgi evleri, çocuk siteleri ve koruyucu aileler yerlerinde incelenmiştir.

Ülkemize özgü bir proje olan sevgi evleriyle necip milletimizin yüce gönüllülüğü bir kere daha tescillenmiş, bakıma muhtaç ve öz ailesinin yanında barınamayan çocuklarımızın devletin güvencesi ve denetimi altında koruyucu aile hizmetiyle yetişmesi amaçlanmıştır. 

Bu çocuklarımızın anası da babası da büyük Türk devletidir. 

Sevgi evleri ve koruyucu ailelerin yanında yetiştirilen çocuklarımızın ruhsal ve fiziksel desteklenmelerinin yanı sıra, yetenekleri ve becerileri desteklenerek yakından takip edilmeli; Türk ve Türkiye Yüzyılı'nda bürokratlar, doktorlar, Mimar Sinanlar bu çocuklarımızdan yetişmeli, bu kaderleri avantaja çevrilmelidir.

Ayrıca, Komisyonumuz tarafından "çocuk işçiliği" başlığı altında, özellikle mevsimlik tarım işçisi ailelerimizin ve çocuklarının yaşadıkları zorluklar ve son yıllarda atılan adımlar sahada incelenmiştir. 

Çocukların, tarım sezonu kapanana kadarki süreçte bulunduğu illerde sağlık ve eğitim haklarına ulaşabilmeleri için gerekli desteklerin verilmeye başlandığı ve giderek artan oranda iyileştirmelerin sağlandığı gözlemlenmiştir.

Türkiye'nin geleceğinin ana arterlerinden biri olan tarımsal kalkınmada makineleşmenin getirdiği yeniliklerle tarımsal üretim yeni bir sürece girmiş ama insan gücünün kıymeti de artmıştır. 

Maalesef ki kırsaldaki nüfus dağılımına baktığımızda tarımla uğraşan kesimde genç nüfus oranı dramatik biçimde azalmaktadır. 

Kırsalda sabit yaşayan son nesil, genç nüfus, çocuklar taşımalı sistemle hâlen eğitim hayatını devam ettirmektedir. 

Özellikle Covid-19 pandemisinde yaşanan kısıtlıklardan sonra şehirlerde yığılan nüfusun tersine göçle kırsala dönüşü gündemdedir. 

Bu, hem tarımsal kalkınma hem sağlık hem de iyileştirilmiş nüfus dağılımı açısından yüz güldürücü bir durum olmakla birlikte dönüş düşük hızlıdır. Kısıtlayıcı temel basamak ise çocukların eğitimidir.

Çoğu sektörde evden çalışmanın ağırlık kazanmaya başlaması, teknolojik altyapının kırsallarda ulaşılabilir olmasıyla birlikte ivedilikle yapılacak düzenlemelerle köy okulları yeniden açılmalı, öğretmen ve öğrenciler için cazip seçenekler oluşturularak yeni nesil çocuklar apartman dairelerde ekran başında oturmaya mahkûm formattan kurtarılmalıdır.

"Çocuk" başlığı adı altında durmak istediğim diğer bir konu ise Türkiye'de yaşayan Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerden gelen sığınmacı kardeşlerimizin çocuklarıdır. Bu, çok hassas ve siyasi malzeme hâline getirilen bir konudur. 

Çocuk ve insan hakları, emperyallerin kendi çocuğunun ve insanının haklarına hizmet etse de bu değerler tüm çocuklar için evrenseldir. 

Dünya insan ve çocuk hakları savunucuları, eğitim çığırtkanları, milyonlarca göçmeni eğitim, statü ve filtreden geçirip onar onar kabul ederken bizim milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaptığımız görmezden gelinip konuyla ilgili fikir ve tenkit sunma cüretini de gösterebilmektedirler. 

Bundan daha acı olan ise içimizdeki kısa akıllıların çıkarılan savaşlar sonucunda oluşan, sosyal bir afet olan göç üzerinden değişik algılar oluşturarak siyasi ekmek peşine düşmeleridir. 

Sığınmacı meselesindeki düzenlemelerde yapılanlar tartışılabilir, iyileştirilebilir, değiştirilebilir, kontrol altına alınabilir ama -altını çiziyorum- bugün Türkiye sınırı içerisinde doğan büyüyen ve yetişen bir nesil söz konusudur. 

Büyük bir sığınmacı nüfusa yıllardır ev sahipliği yapan ülkemizde, özellikle çocuklar için sağlık ve eğitim alanında elden geldiğince desteklemeler yapılmaya çalışılmaktadır. 

Göç sonrası oluşan uyum süreçlerinde, özellikle eğitim çağında olan çocukların göç ettikleri ülkedeki kültüre entegre olabilmeleri için eğitim ve sağlık alanlarında tam desteklenmeleri gerekmektedir. 

Kim oldukları değil, nerede olduklarına göre siyasete alet edilmeden Türk Bayrağı'na sarılıp Türk devletinin ekmeğiyle sağlıkla büyütülen sığınmacı çocuklar evlerine döndüğünde birilerinin tezgâhıyla küskün ve kinlendirilerek gönderilmemelidir. 

Böyle bir durumun bölgede olası sonuçlarının kimin ekmeğine yağ süreceğinin analizi doğru yapılmalıdır.
Göç, yönetilmesi ekonomik ve kültürel açıdan oldukça zor bir konu olup tarihte büyük değişimlere yol açtığı bilinmektedir. 

Tarih boyunca çıkarılan savaşlar özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve şu anda Orta Doğu'da çıkarılan çatışmalar, insanlık için dramatik ve travmatik sonuçlar doğurmuş ve en çok zararı görenler de yine çocuklar olmuşlardır. 

Yaratılan bu kaos ortamında ülkeler paylaşılmış, sömürge sınırlar çizilmiş, emperyaller kendi insan ve çocuklarının dışındakilerinin haklarını yok saymıştır. 

Böylesine karanlık bir süreçte binlerce çocuk ortadan kaybolmuş, insanlık dışı deneylere zorlanmış ve organ nakli için kullanılmıştır.

Avrupa'nın ortasında çocukların katledildiği Srebrenitsa katliamında dünyanın gözlerini yummuş ve uluslararası insan kaçakçılığı ve çocuk istismarı şebekesini gün yüzüne çıkaran Pizzagate skandalı sadece magazin haberi olarak kalmıştır.

Afrika'daki madenlerde 4-5 yaşa kadar inen çocuk işçi istismarı bir avuç maden için gündeme getirilmemiş, emperyallerin vekalet savaşlarında çocukların silahlandırılması göz ardı edilmiştir.

Son günlerde gündeme gelen, şüyuu vukuundan beter menfur olay kamu vicdanını derinden yaralamıştır. 

Türkiye Cumhuriyeti, devlet geleneği ve ortak hafızasıyla kökleri mazide olan atidir ve bugün, bu necip milletin Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kabileden dönme uydu devletler gibi "çocuk istismarı" başlığı altında hâlen bu konuları konuşup düzenlemelerin eksikliğinden bahsediyor olmamız, çok büyük eksik, geçmişimize yapılan haksızlıktır. 

Köküne yabancı, modernizm kisvesinde, sosyal hezeyanlarla yeniden keşiflerin pazarı olan, toplum mühendisliğiyle yönlendirilen, kurdurulmuş devletlere yakışır gündemler bizi yolumuzdan alıkoymakta, esası unutturarak muasır medeniyet olarak ilerlemenin önüne geçmektedir.

İnsan, fıtratı gereği, en iyi ve en kötü arasında seyir hâlindedir. 

Devletlerin ve gelişmiş medeniyetlerin birikim ve tecrübeleriyle oluşturduğu toplumsal değerlerin yanında, insanlığın düşük davranışları veya kötü yönelimleri ahlak ve normlarla, bunların yeterli olmadığı zamanlarda da kanunlarla korunur. 

Yüksek ahlak seviyesi ve değerleri olan gelişmiş toplumlarda her şeyin kanunlaştırılmasına gerek bile yoktur. 

Binlerce yıldır Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar'da belli değerlerle yaşayan; coğrafyasındaki bütün kültürleri saygıyla karşılayıp benimsemiş, etkilenmiş, etkilemiş bir yapıya son yüzyılda getirilen sözde yeni doğrularla, korkunç bir biçimde hasar vermeye çalışıldığı gözlenmektedir. 

Yeni kurulmadık, uzaydan gelmedik; dağda, yaylada, çadırda, savaşta, tamirhanede, sokakta, oyunda, binlerce yıldır belli çevrelerde yetişen nesillerimizin bugüne getirdiği bir milletiz. 

Varlığını binlerce yıldır onuruyla sürdürebilen, her şeyden önce ailesine, milletine, vatanına bağlı bir nesil yetiştirme zorunluluğu ortak bilinçaltına yerleşmiş bir kültüre sahibiz ve bizim kültürümüzde çocuk, geleceğin teminatı, evin neşesi, bereketi ve toplumun temel yapı taşıdır.

Ustasından zanaat öğrenen, ailesiyle hasat yapan, annesi ile kardeşine bakan ama hepsini hayatı tanımak için; emeği, gücü, çocukluğu, istismar edilmeden yaşayan nesiller huzurla yetişti bu topraklarda. 

Biz bu memlekette, bu memleketin evlatları için çocuk olmanın doğasına ve çocukluk değerlerine sahip olarak dogmalardan ve toplumsal ahlaksızlıklardan uzak, güvenli ve huzurlu aile ortamında hayatı tanıyıp mahallesinin ve okulunun himayesinde toplumu öğrenip, devletinin koruması ve eğitimiyle, iyi ve ahlaklı insan olmalarını, kazanımları doğrultusunda kendisine ve çevresine faydalı birer eğitim veya iş sahasına yönlendirip huzur ve refah içerisinde yaşamalarını sağlayan bireyler olmalarını hedefliyoruz. 

Elbette ki güçsüze zulüm eden zalim insan formu her dönemde var oldu ve var olacaktır; bu insani vasıftan uzak canlılara fırsat vermemek, kemikleşmiş bir toplum yapısında, caydırıcı cezaların olduğu adalet altyapısıyla sağlanmalıdır.

Yetişmekte olan nesil için potansiyel en büyük tehlikelerden biri olan filtresiz sosyal medya ve dijitalleşen dünyaya karşı da ciddi çalışmalar yapılmalıdır. 

Bu bağlamda hem fiziksel hem ruhsal hem de toplumsal gerçeklerin sınırları millî ve kültürel değerlere uygun olarak net çizilmelidir. 

Her türlü bireyin kolayca erişebilir içerik ürettiği, kültürlerin dijital potalarda eritilerek yine tekdüze değersizleştirilmiş değerlerle oluşturulan tek tip insan modeli, çocuklarımızın ve gençlerimizin ruhlarına yapılan en büyük istismardır. 

Bu oyun, bizim binlerce yıldır oluşturduğumuz aile, çevre ve değerler kavramlarını yıkma yolunda atılan ilk düğümdür. 

"Özgür ve özgür seçimler" olarak dünyaya son elli yıldır sanki öncesinde yokmuş da yeni keşfedilmiş gibi, Batı tarafından özellikle dikte edilen yeni kavramlar çok tehlikelidir. 

Felsefenin en derin tartışmalarından biri de özgürce yaptığımızı sandığımız seçimleri "Neye göre yaparsınız?" sorusudur. 

İnsan seçimlerinde gerçekten özgür müdür? Hür seçimlerde bizi yönlendiren fikir nasıl oluşmuştur? 

Hâlâ cevabı uzun tartışma konusu olan bu sorularda kesin olan gerçek, doğduğumuz an itibarıyla içinde bulunduğumuz toplumdaki her gerçeklik bilinç ve/veya bilinçaltı düzeyinde size ve seçimlerinize yansımaktadır. 

Aileyi kadın-erkek, toplumu özgür ama bireysel bireyler grubuna indirgeyerek kültürel ve ahlaki kuralları dogma olarak gösterip "subliminal" mesajlarla yönlendirilen bir nesil yetiştirilmeye çalışılmaktadır. 

Değerlerin yeniden yaratıldığı, oluşabilecek bütün iğrençliklerin farkındalık oluşturmak adı altında düşük dozdan başlayarak duyarsızlaştırmaya sebep olduğu, sınırları evren kadar genişleyen bir topluma doğru yol alınmaktadır.

Maalesef ki bu oturtulmaya çalışılan çarpık zihniyet, en kıymetlimiz olan çocukları derinden etkilemekte, en önemli haklarından çocuk olma haklarını ellerinden almaktadır. 

Bugün işine geldiği gibi yorumlanan ve uydurulan dinî inançlar ve çeşitli etnik öğretiler ya da modernizasyon adı altında çocuklarımıza uygulanmaya çalışılan hiçbir erişkin tercihi kanunlarla belirtilen sınırı aşmamalıdır. 

Bunları toplumun normalleştirmemesi ve devletin ise stratejik yapılanmalarla bu durumu önlemesi şarttır. Ne çocuk gelin ne de cinsel kimlik çağrısı yapan çocuk formları özgürlük adı altında kabul edilmemelidir. 

Dijitalleşme ve modernleşme adı altında duygusal boşlukta olan yeni neslimiz şimdiye kadar hiç olmadığı kadar istismara açıktır. 

Bu öyle kötücül bir istisnadır ki belli kurumların birbiriyle olan çatışmalarının toplumda infial yaratıp oluşturulmaya çalışılan itibar suikastlarıyla çocukların en dokunulmaz alanları üzerinden oynanacak hâle gelmiştir.

Şimdi, açık ve net bir şekilde ifade ediyorum ki çocukların maddi-manevi hiçbir şekilde istismarının varlığı ya da ihtimali kabul edilemez, edilmeyecektir. 

Hangi kuruluş olursa olsun, varlığı ya da yokluğu tek bir evladımızın canından, ruhundan, sağlığından daha önemli değildir; tek bir evladımızın ahı uğruna yıkılmayacak çatı yoktur. 

Çocukların anne ve babalarına emanet olduklarını emreden bir dinin inananları olarak en kıymetli varlığımız olan evlatlarımız aile, toplum ve devlet himayesinde korunup kollanmalıdır. 

Bu çerçevede küresel anlamda oynanan büyük oyunun farkına varılarak bir an önce devletimizin en millî şekilde yapılanarak toplumun ve milletin omurgasını oluşturacak olan çocukların doğum anından erişkinliğine kadar elinin üzerinde tutması şarttır.

Batı'nın sipariş haberleri ve hakikatlere sırtını dönenler kabul etmese de Türkiye'de bölücü terör örgütünün yaptığı çocuk istismarı ve çocuk hakları ihlalleri ülkemizin acı gerçeğidir. 

Şanlı Türk ordusuyla karşılaşınca fistan giyip kaçan bölücü terör örgütünün piyonları evlatlarımızı kalkan olarak kullanmaktadır. 

Bugün örgüte dair raporlar incelendiğinde yaşanan rezaletlerin haddi hesabı yoktur. 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî raporları ve bu belgelerine itibar etmeyip, sınır ötesine akıl danışıp onlardan icazet almadan karar vermeyenler için de 2019 yılında Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde eli kanlı terör örgütünün sözde liderlerinden biriyle Birleşmiş Milletler Temsilcisinin imzaladığı anlaşmada bölücü terör örgütü ve alt kollarının çocukları savaştırdığı gerçeği uluslararası kamuoyu nezdinde tescillenmiştir. 

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 2020'de yayınladığı raporda PKK-YPG'li teröristlerin Suriye'de çocukları savaşçı olarak kullandığına dair bulgular paylaşılmış, bölücü terör örgütünün korkunç yüzü ve çocuklara yönelik hak ihlalleri ABD Dışişleri Bakanlığı İnsan Kaçakçılığı Raporu'nda belgelenmiştir.

Adi, şerefsiz PKK ve türevleri yıllardır bölgede oluşturduğu puslu hava içerisinde her türlü yönlendirmeye müsait hâldeki çocuklarımızı toplumlarına kinlendirerek dağlara kaçırmış, istismarın her türlüsüne ve çaresizliğe maruz bırakarak sapkın emelleri uğruna değersizce katledilmelerine sebep olmuştur. 

Bugün küreselde oynanan oyunun ilk perdesini PKK, kız çocukları üzerine oynayarak önce ezilen kadının kimliğini sorgulatmış ve sonrasında da kurtuluş yolu vadedip akıllarıyla oynadıkları çocukları dağlarda kadınlıkları yüzünden istismar etmiştir. 

Mağaralarda çocukluğu, insanlığı, kadınlığı, anneliği elinden alınan çocuklar tasmayı tutan güçlerin ters algısıyla basında özgürlük savaşçısı olarak resimlendirilmiştir. 

Sözde çocuk hakları ve insan hakları savunucuları örgütün malum dostları da maalesef ki söz konusu dağ şubeleri olunca değersiz bir intihar bombacısı veya yığın olarak gördükleri bu çocukları uyduruk ideolojilerinin kahraman savaşçıları olarak anmaktadırlar. 

Bu memleketin tertemiz evlatları rezil ettiğiniz o koyma akıllarınızla Dicle'nin kuzuları için çizdiğiniz rota inlerinizdeki rezaletten ibaretken siz nelere, nerelere, kim için talipsiniz? 

Kıbleniz olduğunu ifade ettiğiniz insan hangi coğrafyanın insanıdır? 

Bizim çocuklarımız, bizim insanımız olmadığı aşikârdır.

Bu coğrafyanın çocuklarının eğitim haklarını sizin şehit ettiğiniz Aybüke öğretmenimle, sağlık hakları sizin öldürdüğünüz Doktor Abdullah Biroğul'la elinden alınmıştır. 

Yaşama hakkını elinden aldığınız dokuz aylık Muhammed Omar, on aylık Bedirhan bebek, 15'inde Eren Bülbül, hepsi bu memleketimizin tertemiz evlatları, bizim çocuklarımızdır. 

Bugün anaların Diyarbakır'da dönmelerini bekledikleri dağdaki rezaletlerinizle maddi manevi istismara uğrayan çocuklar da bizim çocuklarımızdır.

Terörle mücadele eden aslanlarımız inlerini temizliyor ve bölgeyi terörden arındırıyor. 

Yıkanan masum beyinleri ve derbeder edilen savunmasız bedenleri tekrar vatana, millete hayırlı evlatlar hâline getirmek için de büyük Türk devleti gerekeni yapıyor, yapmaya da devam edecektir.

Ezcümle, dünyanın tek çocuk bayramı olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na sahip olan bir devletin çocuklarını ülkenin geleceğini bilen bir milletle; küçüğüne şefkat, büyüğüne merhamet emredilen bir dinle yoğrulmuş bir medeniyetin titreyip özüne dönerek toplumsal ve kuramsal ölçekte gerekli adımları atmasıyla Türk ve Türkiye yüzyılında inşallah su yatağını bulacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken ülkücü hareket olarak gaye edindiğimiz Kızılelma ve nizamiâlem davamızın dünya insanlığının haklarının temini ve adaletin tesisi olduğunu bir kez daha hatırlatır, her evladımızın cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı bağımsız ateşinin aydınlığında, bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin gösterdiği yolda, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un dizileri ve büyük Türk milliyetçisi Ziya Gökalp'ın fikirleriyle büyüyerek gururla "Ne mutlu Türk'üm!" diyebilmesi bilinciyle yetişmesini temenni ederim.

Meclis araştırma komisyonunun ülkemize hayırlı olmasını diler ve necip Türk milletini saygıyla selamlarım. 

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
Son YorumlarSon Yorumlar
AnketAnket

MHP'NİN HÜKÜMETE YAKLAŞIMINI NASIL BULUYORSUNUZ?

OLUMLU!
OLUMSUZ!
KARARSIZIM!
LİDER NE DERSE ODUR!
Lig FikstürüLig Fikstürü

Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.