Ana Sayfa > ARAŞTIRMA

Yeşil sahalardan Meclis sıralarına: Saffet Sancaklı
12 Aralık 2019
Bu haber 208 kez okundu
Türkiye'de futbola başlayan hemen hemen her gencin hayalleri arasında "Üç büyükler" diye tabir edilen Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'dan birinde top koşturmak vardır.
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Yeşil sahalardan Meclis sıralarına: Saffet Sancaklı
Türkiye'de futbola başlayan hemen hemen her gencin hayalleri arasında "Üç büyükler" diye tabir edilen Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'dan birinde top koşturmak vardır.

Gençlerin çıktığı bu yol, elbette türlü meşakkatlere gebedir. Ekonomik sebepler, aile ve okul hayatı gibi gerekçelerle binlerce gencin futbol hayatı daha yolun başında biterken, zorlu parkurda ilerleyen ancak türlü sebeplerle yolu "Üç büyükler"le kesişmeyen milyonlarca futbolcu da mevcuttur.

Buna mukabil pek tabii ki er ya da geç "Üç büyükler"den birinin formasını sırtına geçirerek hayallerine kavuşan futbolcuların sayısı da azımsanmayacak derecededir.

Peki ya "Üç büyükler"in hepsinde forma giymeyi başaran futbolcular... İşte bunların sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

Türkiye'de 1959'da başlayan profesyonel lig tarihinde Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'da top koşturmayı başaran ilk futbolcu kimdir diye baktığımızda, karşımıza 1990'lı yılların unutulmaz takımı Kocaelispor'da parlayan bir oyuncu çıkar… Saffet Sancaklı.

Tüm takımlarda santrfor mevkisinde forma giyen ve toplamda 150'ye yakın gole imza atan, attığı gollerden sonra pek sevinmeyen, futbol hayatından sonra menajerliğe soyunan ve akabinde siyasetçi olarak karşımıza çıkan, şimdilerde de milletvekilliği görevini yürüten Sancaklı, yoğun mesaisi arasında bizi kırmadı ve keyifli bir sohbetle hem geçmişi yad etti hem de günümüz futbol ve siyasetine dair görüşlerini paylaştı.

Ağustos 1967'de Yugoslavya'nın Tutin şehrinde dünyaya gelmiş Saffet. Zekeriya'dan olma, Canan'dan doğma 3'ü erkek 5 kardeşin en küçüğüdür ve soy isimleri de İsmailagiç'tir. Rakımı 1500 metre olan Lipitsa isimli köyde ikamet eden İsmailagiç ailesinde, baba emniyet amirliği yaparken anne de ev hanımıdır.

"Komünist bir rejim var. Ne Müslümanlığını ne de Türklüğünü yaşayabiliyorsun"

Aile, Yugoslav rejiminin baskıları sonucu 1969 yılında, yani Saffet 2 yaşındayken Ana Vatan'a göç eder. Haliyle Saffet o günleri hatırlamıyor ama babasının aktardığı bilgilerle o günleri şöyle özetliyor:

"Kominist bir rejim var. Müslümanlığını yaşayamıyorsun, Türklüğünü yaşayamıyorsun. İsimler değiştiriliyor. Tabii bu baskılardan Ana Vatan'ın haberi oluyor ve Yugoslavya hükümetiyle bir anlaşma yapıyorlar, 'Bizim soydaşlarımızı gönderin.' diye. Bunun için iki şart sunuluyor. Bir tanesi herhangi bir mal varlığı üzerinde olmayacak. İkincisi de mahkemelik bir durumun olmayacak. Babam da 'Müslümanlığımı ve Türklüğümü yaşayamadıktan sonra malın mülkün hiç önemi yok. Evelallah Türkiye'de çalışırız ve yine para kazanırız.' demiş ve tüm malvarlığımızı oradaki insanlara devretmişiz. Hatta bunu yaparken tapu masraflarını bile biz karşılamışız."

"Balkanlardan gelenlerin vatan hassasiyeti çok özeldir"

İsmailagiç ailesi, Tutin şehrinin de içinde bulunduğu Sancak bölgesinden dolayı Türkiye'ye göç edince soy isimlerini Sancaklı olarak değiştirir. Yerleşim yeri olarak da İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesi seçilir. Bu tercihin gerekçesi ve o dönem aile fertlerinin çalışma durumu hakkında Saffet Sancaklı şunları söylüyor:

"Bizden yaklaşık 10 sene önce rahmetli büyük dayım Zaim Ağa gelmiş Gaziosmanpaşa'ya. O dönem devlet de yardım etmiş göç edenlere. 'Nasıl bir yer istiyorsunuz?' demiş devlet. Dayım da hayvancılık ve tarımla uğraşabilecekleri bir yer istemiş, çünkü o kültürle büyümüşler. O zaman da Gaziosmanpaşa'nın ismi zaten Taşlıtarla. Her taraf arazi, her taraf boşluk. Her gelene de 100 metrekare, 200 metrekare bir arsa vermişler. Üzerine tek katlı bir gecekondu kurulmuş. Dayımdan sonra da işte biz gelmişiz. Aile fertleri de her işte çalışmış. Abim hemen Almanya'ya gitmiş, Almanya furyası var o zaman. Gitmiş, çalışmış para göndermiş. İki tane ablam var, onlar da tekstil atölyesinde işe girmiş. Çok zor zamanlar geçirmişiz ama güzel olan taraf, o zor şartları bile bile gelmişler. Her şeylerini bırakıp vatana, bayrağa ve ezana gelmişler. O yüzdendir ki Balkanlardan gelenlerin vatan hassasiyeti çok özeldir, çok farklıdır."

"1967 doğumluyum ama kimlikte 1966 yazıyor"

Saffet Sancaklı'nın okul hayatı 5 yaşındayken başlar. Sokakta gezmesin diye okula gönderilen Saffet, derslerdeki başarısıyla öğretmenlerin dikkatini çeker. Saffet Sancaklı, o günleri şöyle anlatıyor:

"Gaziosmanpaşa'nın Küçükköy semtindeydik. Evimiz, Cemal Gürsel İlkokulunun hemen karşısındaydı. Normalde 7 yaşındayken okula başlanıyordu ama orada burada boş vakit geçirmesin diye bizimkiler beni 5 yaşındayken salmışlar okula, fasulyeden yani. Sene bittiğinde ise öğretmenler beni çok başarılı buluyorlar ve yeni senede yine birinci sınıfa gitmemem için yaşımı büyütüyorlar. Hal böyle olunca 1967 doğumluyum ama kimlikte 1966 yazıyor."

İlkokul yıllarında semtin futbol takımı Kültürspor'da top oynamaya başlar Saffet. Ortaokul ve lise öğrenimini Vefa Poyraz Lisesinde tamamlar ve bu süre zarfında futbolunu da geliştirir. Onun bu gelişiminde mahalle sakinlerinin payı büyüktür. Saffet Sancaklı, röportaja şöyle devam etti:

"Hem Kültürspor'da oynuyor hem de okula devam ediyordum. Semtimiz çok hızlı bir semtti. Yani çok kolay başka yollara kaçabilirdim. Beni tutanlarsa sağ olsunlar mahallemizin abileri ve esnafları oldu. Taksici Mustafa abi, kasap Müslüm abi, başkanımız Aziz abi falan beni hep kolladılar. Bana hep 'Sen çok büyük futbolcu olacaksın.' diyorlardı. Bu sayede başka yollara sapmadık çok şükür."

Saffet Sancaklı, 18 yaşına geldiğinde profesyonelliğe adım atar ve o dönem 2. Lig takımı olan Vefa'da forma giymeye başlar.

Burada iki yıl oynadıktan sonra da Beşiktaş'ın efsane başkanlarından Süleyman Seba'nın radarına takılan Saffet, milyonlarca gencin hayalini süsleyen büyük takımda oynama arzusuna nail olur.

Profesyonel futbola geçişle Saffet Sancaklı'nın öğrenim hayatı sekteye uğrar. Saffet Sancaklı o dönemi şöyle anlatıyor:

"Üç kez üniversite sınavını kazandım ama okuyamadım, bitiremedim. Sebebi de tabii ki futbol. Bir türlü okula zaman ayırma fırsatım olmadı. Şimdi yine okuyorum ve bir iki seneye sürprizim olacak. İnşallah bitecek bu sefer."

"Süleyman abi seni bana verdi nereden alayım seni?"

Beşiktaş'taki ilk yılında gayet başarılı bir performans ortaya koyan Saffet Sancaklı, oynadığı 23 maçta 13 gole imza atar. Takımdaki ikinci yıl ise işler biraz ters gider. Saffet Sancaklı, o yılları şöyle anlatıyor:

"Hücum oyuncuları olarak Metin, Ali, Feyyaz, Sinan ve ben varım kadroda. Bir de üstümüze Ferdinand transfer edildi. Takım 4-4-2 oynuyor ve bu oyunculardan sadece iki kişi oynayabilecek. İkinci ligden yeni gelmişim ve yaşım da genç olunca en zayıf halka benim. Bir de sağa sola hoplayıp zıplamaya başlamışız. Gaziosmanpaşa'nın bağrından kopan 20 yaşında bir çocuğun altına BMW'yi ve parayı verirsen olacağı bu. Rahmetli Süleyman abi de bunları duymuş ve çağırdı beni. 'Niye rahat durmuyorsun?' dedi bana. Ben, 'Yok öyle bir şey.' falan desem de dinlemedi beni. Rahmetlinin önünde de ligin puan tablosu vardı. Lider Beşiktaş ve lig sonuncusu Eskişehirspor. Puan tablosunu bana doğru çevirdi ve parmağıyla lig sonuncusu Eskişehirspor'u işaret ederek, 'Seni buraya gönderirim.' dedi. Tabii o vakitler bizde asilik tavan durumda ya, 'Gönderirsen gönder.' dedim. O da iyice sinirlendi ve kovdu beni odasından. Ertesi gün sabah saat 09.00 civarı ve ev telefonu çalıyor. Arayan kişinin söyledikleri şu: "Ben Eskişehirspor'un başkanı Aydın Begiter. Süleyman abi seni bana verdi nereden alayım seni?' Öğle vakti gelmeden kendimi Eskişehir'de buldum. Tabii ki Süleyman abi iyi ki bunu yaptı. Hayatı öğrenmek adına iyi bir ders verdi bana."

Saffet Sancaklı, kiralık olarak gittiği Eskişehirspor'da o sezon toplamda 30 gol atar. Ertesi sezon bu kez Konyaspor'a kiralanır golcü futbolcu ve orada da 24 gollük bir performans sergiler.

"A Milli Takım'da oynayan askerliğini yapmamış kim varsa bir hafta içinde askere aldılar"

Yeni sezona girilir ve Saffet Sancaklı'nın karşısına bu kez kiralanma değil askerlik çıkar.

Saffet Sancaklı, şöyle devam etti:

"Dördüncü sene tam oturdum oynamaya başladım ki bir anda A Milli Takım'da oynayan askerliğini yapmamış kim varsa bir hafta içinde askere aldılar. Beni de aldılar haliyle. Sebebi de Ordu Milli Takımı'nın Fransa'da maçı var ve yenersek Dünya Kupası'na katılacağız. Dünya üçüncüsü olmuştuk Hollanda'da yapılan şampiyonada. Kadro şöyle; Trabzondan Ünal, Hami, Orhan, Ogün, Beşiktaş'tan ben, Şifo Mehmet, Galatasaray'dan Tugay falan… Pazartesi günü Ankara'ya gidiyoruz ve cuma günü dönüyoruz. Hal böyle olunca antremana çıkamadığım için Beşiktaş'ta oynama şansım kalmadı."

"Trabzonspor caydı imzadan"

1991 yılında yeni sezon başlamadan Trabzonspor'la anlaşır Saffet Sancaklı ama anlaşma bir gün sürer. Saffet, o günleri şöyle anlatıyor:

"Şenol Güneş'in ilk teknik direktör ve Mehmet Ali Yılmaz'ın başkan olduğu zamandı. Bir araya geldik ve anlaştık. Ertesi gün imzaya gittim, Trabzonspor caydı imzadan. Nedenini bilmiyorum ama olmadı o iş. Aradan 10 yıl geçti. 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası'ndayız ve teknik direktörümüz de Şenol Güneş. Kamptayız ve orada Trabzonspor olayı gündeme gelince Şenol Hoca bana 'Biz seninle anlaştıktan sonra gazetecinin biri geldi ve senin kalp rahatsızlığının olduğunu söyledi. Bunu duyunca seni almaktan vazgeçtik.' dedi. Oysa ki benim hiçbir rahatsızlığım yoktu, kısmet değilmiş."

"Arabadan sökerek omuzlara aldılar beni"

Trabzonspor olmayınca transfer görüşmelerine devam eden Saffet Sancaklı, Fenerbahçe ile dirsek teması kurduğu sıralarda kıramayacağı bir arkadaşı tarafından Kocaelispor'a yönlendirilir.

Yeşil-siyahlı ekip 2. Lig takımıdır ve pek cazip değildir o an için. "Oynamasan da lütfen git görüş." denilince Saffet Sancaklı, arkadaşını kıramaz ve Kocaelispor ile nezaketen görüşmeye gider. İşte bu görüşmeyle deyim yerindeyse Kocaelispor efsanesinin fitili ateşlenir.

Saffet Sancaklı, Kocaelispor günleriyle ilgili şunları kaydetti:

"Sefa Sirmen diye biri var kulübün başında ve ben hiç tanımıyorum. Adam beni almakta kararlı. Düşünün ben Trabzonspor ile 300 milyon liraya anlaşmıştım ve adam bana 400 milyon teklif etti. Ben 'Olmaz' dedim, o 500 milyona çıktı. Ben 'Yok' dedikçe adam fiyatı yükseltiyor. Bir anda 750 milyona bana 'Evet' dedirtti. 500 milyon transfer ücreti ve şampiyonlukla gol krallığı da gelirse 250 milyon daha. Ertesi gün imza için sözleştik ve ben İstanbul'a döndüm. Sabah 10.00'da imza töreni yapılacak ve gece boyunca ben kendi kendime "Benim 2. Lig'de ne işim var.' deyip duruyorum. Sonunda da imzadan vazgeçmeye karar verdim. Sabah oldu ve durumu bildirmek için yola çıktım. Kocaeli'ne geldiğimde binlerce insan vardı sokaklarda. Ben de parti genel başkanı falan geliyor, miting var sandım. Kalabalık da olunca yolları çıkaramadım ve birine kulüp binasını sormak istedim. Arabanın camını açtığım anda adeta arabadan sökerek omuzlara aldılar beni. Meğerse beni bekliyorlarmış. Caymaya gitmiştim ama cayamadım."

"Kocaelispor sadece bir futbol takımı değildi"

Saffet Sancaklı'nın formasını giydiği 2. Lig ekibi Kocaelispor o sezon şampiyonluğa ulaşarak adını en üst lige yazdırır. 32 gol atan Saffet de ligin gol kralı olur ve 2. Lig seviyesinde bu gol sayısına ulaşabilen futbolcu hala yoktur.

Bu şampiyonluk ve gol krallığıyla tarihte eşine ender rastlanan, belki de hiç yaşanmayan bir olaya da imza atar Saffet Sancaklı:

"Benim anlaşmam 500 milyon lira artı 250 milyon liraydı. Bu 250 milyonu, şampiyon olur ve ben de gol kralı olursan alacaktım. Anlaşmanın şartları yerine gelse de ben 250 milyon lirayı Sefa Başkan'a iade ettim. '500 milyon bana yeter.' dedim. Tarihte böyle bir şey olmamıştır. Biz sadece takım olarak değil şehir olarak da bütünleşmiştik. İnanılmaz bir atmosfer oluşmuştu. Hafta içi halkla bir araya gelirdik ve sohbete 10 bin kişi katılırdı. Kocaelispor sayesinde şehre üniversite geldi, büyükşehir statüsü alındı. Kocaelispor sadece bir futbol takımı değildi."

"Alpay Özalan, ayak bilek bağlarımı kopardı"

Kocaelispor Süper Lig'e yeni çıkmasına rağmen (1992-93 sezonu) adeta fırtına gibi esmeye başlar. Güvenç Kurtar'ın teknik direktörlüğünde ligin son haftalarına kadar liderlik koltuğunda oturur yeşil-siyahlı ekip. Lig bittiğinde ise mutlu sona ulaşan takım Galatasaray'dır. Şampiyon olamasa da taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan ve çoğu futbolseverin gönlünde şampiyon olmuş bir Kocaelispor vardır artık.

Saffet Sancaklı da o günleri unutamıyor. Saffet'e göre şampiyonluğun kaçmasının müsebbibi Alpay Özalan. Deneyimli futbol adamı, şöyle devam ediyor:

"O sezon ilk yarıda ben 19-20 gol attım, takım arkadaşım Ergun da 17 gol attı. Galatasaray ve Beşiktaş'tan öndeyiz. İkinci devre başladı ve ikinci haftada Altay deplasmanına çıktık. Şimdi Meclis'te benimle birlikte vekillik yapan Alpay Özalan, bir pozisyon esnasında bir daldı bana ve ayak bilek bağlarımı kopardı. Çok büyük bir sakatlık. Hollanda'ya tedavi olmaya gidiyorum, geliyorum iğneyle maç oynuyorum. Bu durum 3-4 ay sürdü ve takım da bundan etkilendi. İkinci yarı toplamda 5 gol mü ne atabildim. Tahmin ediyorum sakatlanmasaydım Kocaelispor o sezon şampiyon olurdu."

"Takımda Hakancılar ve Hakancı olmayanlar diye gruplar vardı"

Kocaelispor'da üç sezon top koşturan Saffet Sancaklı, 1994 yılında Galatasaray'ın yolunu tutar. Bu transferle Kocaelispor'a da büyük para kazandırır.

Sancaklı, o günleri şöyle anlatıyor:

"Galatasaray ile görüşmeye gittim. Bana şartlarımı sordular ben de 'Tek şartım var, Kocaelispor'a bonservis parası olarak 10 milyar lira artı üç oyuncu vereceksiniz.' dedim. Oyuncular da Yusuf, Cengizhan ve Mustafa (Papen). Adnan abi (Polat) bana, 'Sen deli misin. Senin bonservisin 1 milyar lira.' dedi. Ben de 'Gerekirse paramdan kesin. Yoksa olmaz bu iş.' dedim. Neticede 10 milyar lira bonservis ve 3 oyuncu karşılığında transferim oldu. O zamana kadar ki en büyük transferdi bu. Bir servetti adeta."

Saffet Sancaklı, Galatasaray'daki ilk senesinde ligde 31 gole imza atar. Ertesi sezonun ortasındaysa kendi isteğiyle takımdan ayrılır. Saffet'in sarı-kırmızılı ekiple yollarını ayırma gerekçesi, takım içindeki huzursuzluktur:

"Galatasaray'da bazı problemler oluşmaya başladı. FETÖ olayları falan. Takımda huzursuzluk vardı. O sezonun sonunda Hakan Şükür Torino'ya gitti ve birkaç ay sonra geri döndü. Takımda Hakancılar ve Hakancı olmayanlar diye gruplar vardı. Oyuncular maç içinde birbirine pas atmaz hale gelmişti. Sonra ligin devre arasında baktım ki canım o ortamda olmak istemiyor. Bir gün basın toplantısında konuşurken, kimsenin de haberi yok, 'Galatasaray'dan ayrılıyorum.' dedim. Bazı arkadaşlara dönüp bakarak, 'Size bırakıyorum Galatasaray'ı.' dedim. Hayatım boyunca anlatmayacağım olaylar olmuştu orada."

"Üç büyüklerde oynayan ilk oyuncu oldum ve tarihe geçtim"

Saffet Sancaklı, Galatasaray'dan sezon ortasında ayrılınca "yuvası" olarak gördüğü Kocaelispor'a döner ve sezonu yeşil-siyahlı ekiple tamamlar. Kaptan, yeni sezona da Kocaelispor'la başlar ama henüz iki hafta geride kalmışken bir kez daha İstanbul'a transfer gözükür:

"Lig başladı, ikinci hafta oynadık ve Belçika'ya milli maça gittik. Döndüğümüzde Sefa Sirmen, 'Kaptan, kulübün çok borcu var ve Fenerbahçe de astronomik para teklif ediyor. Sana git demiyorum ama Vefa Küçük seni İstanbul'da evinde bekliyor.' dedi ve gözlerinden yaş aktı. Fenerbahçe'ye transferim de böyle gerçekleşti. 'Üç büyükler'de oynayan ilk oyuncu oldum ve tarihe geçtim. Yaşayacağım en büyük onurlardan birisidir."

Konyaspor macerası

Saffet Sancaklı, 2 sezon sarı-lacivertli ekipte forma giydikten sonra 1998 yılında futbolu bırakır ve köşesine çekilmeye karar verir. Kaptan emekliliğin tadını çıkarmaya hazırlansa da 1998-99 sezonunun 6. haftasında sürpriz bir kişinin devreye girmesiyle Konyaspor'a transfer olur. Sancaklı, o günleri şöyle anlattı:

"Lig başlamış ve 5 hafta geride kalırken Konyaspor 5'te sıfır çekmiş. Teknik direktörleri de Yılmaz Vural. Hoca aradı beni, 'Ya çok kötü durumdayım. Gel şu futbolculara moral ver, maçımızı izle.' dedi. Ben de gittim Konya'ya. Çay içmeye gidiyoruz diye beni Kombassan Holding'in başkanı Haşim Bey'in evine götürdüler. Haşim Bey bir şeyler anlatıyor. Futbolla uzaktan yakından alakası yok ve beni Konyaspor'a transfer etmeye çalışıyor. O zaman Fenerbahçe'den ayrıldığımda en son yıllık 2 milyon mark alıyordum ve bana bu paranın aynısını teklif edip, 'Parasıyla değil mi' falan gibi laflar ediyor. Emekli olduğumu ve bunun parayla ilgisi olmadığını söyleyerek ayrıldım oradan. Sabah da Ankara'ya döneceğim. Sabah oldu ve yine aradılar, 'Haşim Bey çok rica etti lütfen bir kahve içelim.' dediler. Gittik, kahvemizi içiyoruz ve Haşim Bey telefonda biriyle konuşurken bir anda telefonu bana verdi. Karşımdaki kişi şu anki Cumhurbaşkanımız, o zamanki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Bey. 'Kaptan, seninle olan abi kardeşliğimizi biliyorlar ve bu yüzden de beni aradılar. Sana ne diyeyim bilemiyorum ama oyna bir 6 ay daha ya, bir şey olmaz.' dedi. Böylece Konyaspor'da da 6 aylık bir maceramız oldu."

Saffet Sancaklı futbolu bıraktıktan sonra dönemin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Şenes Erzik'in tavsiyesi ve yönlendirmesiyle menajerliğe adım atar. Dünyada yaklaşık 250 kişide olan FIFA lisansını alır ve Türkiye'de bu lisansı alan ilk kişidir.

Menajerlik haricinde 2001 yılında 3. Lig ekibi Yıldırımbosnaspor'un kulüp başkanlığını üstlenip, takımı şampiyonluğa taşıyan Sancaklı, 2006'da da İstanbulspor Kulübünü satın alıp 2 sene bu kulüpte başkanlık görevini yürütür.

"MHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin sigortasıdır"

2010 yılına gelindiğinde ise Saffet Sancaklı resmen siyaset sahnesine çıkar ve 2011 genel seçimleri için Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) İstanbul milletvekili adayları arasında yer alır. Sancaklı o seçimde Meclis'e giremese de 2015 yılındaki seçimlerde Kocaeli milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne MHP rozetiyle giriş yapar ve 2018 seçimlerinde de yine seçilmeyi başarır.

Sancaklı'nın siyasete merakı ve ilgisi, ortaokul yıllarına dayanır. Okulda Türk bayrağının gönderden indirilmesi, Sancaklı'nın ülkücülükle ve ülkücülerle tanışmasına vesile olur:

"Bizim okula asker, polis gelemezdi o zamanlar. Tamamen yasa dışı örgütler kontrol ediyordu okulu. Pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşı okunmuyor, onların sloganları atılıyordu. Biz de çocuğuz o zaman çok bir şeyden anlamıyoruz. Bir gün Türk bayrağını indirip, orak çekici koydular oraya. Yanımda bir arkadaşım vardı, dedim ki; 'Ne yapıyor bunlar, Türk bayrağını neden indirdiler? Bu ülkede bu bayrağı buraya koyacak kimse yok mu?' Arkadaşım, 'Var da bu okulda yoklar.' dedi. 'Kim onlar?' dedim. 'Ülkücüler' dedi. Ülkücüler lafını ilk orada duydum ben. 'Beni götürebilir misin onların yanına' dedim. Meğer çocuğun babası Gaziosmanpaşa'da ülkücülerin başkanıymış."

Sancaklı, MHP çatısı altında bulunmaktan son derece mutlu ve gururlu. MHP'nin en kısa ve yalın şekilde tarifini şöyle yapıyor Sancaklı:

"MHP'nin bir sloganı vardır; 'MHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin sigortasıdır.' diye. Ben bunu hep slogan zannediyordum ama 9 yıldır oradayım ve hakikaten gördüm ki MHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin sigortası. Ne kadar güçlü olursa Türkiye o kadar güçlü olur, ne kadar zayıf olursa Türkiye o kadar zayıflar. Türkiye'ye ne zaman operasyon yapılacaksa bir sene öncesinden MHP'ye operasyon yapılır. En son 15 Temmuz'dan birkaç ay önce MHP'yi bölüp içinden başka bir parti çıkardılar. O yüzden çok büyük onur ve gurur duyuyorum MHP'de olmaktan."

"Yüzyıllardır tarihte haç ile hilal savaşı vardır. Bu devam ediyor"

Son 9 yıldır siyasetin bizzat içinde olan ve halihazırda milletvekilliği yapan Saffet Sancaklı'dan Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerine dair de yorum istedik.

Tarih boyunca "haç" ile "hilal"in savaşının bulunduğunu savunan Saffet Sancaklı, bu gerekçeyle dış güçlerin sürekli olarak Türkiye'yle uğraştığı görüşünde:

"Birileri kaşıyor bir şeyleri. Yok Kürtler, Lazlar, Boşnaklar, Türkler… Öyle bir şey yok. Biz onu kabul etmiyoruz. Binlerce yıldır burada kardeş kardeş yaşıyoruz. Burada anayasada da Türklük tarifi var. Kim burada yaşıyorsa, o tarife uyuyorsa Türk'tür zaten. Kendi etnik kimliği, özel kimliği ayrıdır. Ben de Gazi Mahallesi'nin yanında büyüdüm. Çocukluğum Kürt kökenli arkadaşlarımızla geçti. Hiçbir gün 'Nerelisin?' diye sormadık. Hiçbir gün problem olmadı. Hangi evde oturduğunu sorduk, akşam top oynamaya çağırdık. Hiçbir problem olmayan ülkede problem yaratmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü yüzyıllardır tarihte haç ile hilal savaşı vardır. Biraz geriye giderseniz görürsünüz. Bu devam ediyor. Bugün dünya haritasını önünüze koysanız, hiçbir ülkeyi bilmeseniz ve deseniz ki 'En stratejik yer neresi?' Direkt Türkiye'yi gösterirler zaten. Asya ile Avrupa'yı bağlıyor. Bir bu. İki, İslamiyet ve Türklüğün kalesi. Bu iki noktaya baktığımızda dünyadaki meşhur emperyalist güçler seni hiçbir zaman rahat bırakmayacaklar. Alevi-Sünni, Kürt-Türk çıkarıyorlar, DEAŞ, PKK… Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti'ni rahat bırakmayacaklar. Çünkü bizi 10 sene rahat bıraksınlar, biz yine eskisi gibi dünyaya hükmetmeye başlarız."

"Yedi sülaleleri hain olarak kaydolacak Türkiye Cumhuriyeti'ne"

15 Temmuz darbe girişiminin hemen akabinde Saffet Sancaklı'nın FETÖ firarisi Hakan Şükür ve Arif Erdem'e sahip çıktığı yönünde iddialar vardı ve biz de bu durumu konunun muhatabına sorduk. Sancaklı, meşhur "Papa ve gazete manşeti" hikayesinden yola çıkarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi olay şöyle oldu, 15 Temmuz gecesi olduktan ertesi gün bizi Meclis'te olağanüstü toplantıya çağırdılar. Maalesef bu FETÖ nasıl her yere daldıysa siyasette de var. Kimlerin olduğu da aşağı yukarı biliniyordu. Kürsüye çıkan FETÖ'ye küfür ediyor, hakaret ediyor ama bunu diyenlerin bir kısmı da organizasyonda olanlar. Biliniyor zaten. Öyle olunca dönüp bana doğru, 'Hakan ile Arif de hain zaten.' falan diyorlar. Ben de sonra söz aldım. 'Size bir şey anlatayım.' dedim. Hakan ile Arif yıllarca bu ülkede milli kahramandı. Defalarca göğsümüzü kabarttılar ülke olarak. 15 Temmuz gecesiyle ilgili Hakan'ın, Arif'in bilgisi, olur vermesi varsa zaten vatan haini bunlar. Bunları da devlet biliyor ne yapmışlar, biz bilmiyoruz ki. Devlet zaten gereğini yapacak. 'Ama Hakan ile Arif'e hain diyenlerden bir sürü var burada. O zaman burada da bir sürü hain var.' dedim. Hakan'ı övmek mi sahip çıkmak mı şimdi bu. Ben niye sahip çıkacağım Hakan'a. Kızıyorum Hakan'a da Arif'e de. Zaten milli kahraman olmuşsunuz. Bu halk almış bizi getirmiş en tepeye koymuş. Sizin ne işiniz var yok Ali, Veli, FETÖ, ketö… Bir sürü yanlışlar, hatalar yapmışlar. Gereksiz işler yaptılar. Benim yaşam tarzım şudur, bunu herkese de söylüyorum; bir Allah, iki devlet. Onun dışında ben kimseyi tanımam ve savunmam. Koca koca adamlar. Suçunuz yoksa gelin kardeşim Türkiye'ye. Gelin deyin ki; 'Ey büyük Türk milleti. Biz bir hata yaptık. Bu sahtekarın peşinden gittik. Bu hainin peşinden gittik. Özür diliyoruz Türk halkından ve cezamıza da razıyız.' Aksi takdirde bundan sonra 7 sülaleleri hain olarak kaydolacak Türkiye Cumhuriyeti'ne. Torunu bir gün İstanbul'da gezerken bakacaklar kim olduğuna, ona kötü muamele yapılacak."

"Bir yönetim kurulu açıklanıyor, sanki TÜSİAD"

Saffet Sancaklı'yla röportajımızı Türk futboluna dair değerlendirmeyle bitirmek istedik. Sancaklı'ya göre Türk futbolu uçurumun kenarında değil, uçurumdan aşağı yuvarlanmış vaziyette. Derhal radikal tedbirler alınmadığı takdirde de gidişat daha da kötü olacak.

Birçok alanda köklü değişiklilerin kaçınılmaz olduğunu ileri süren Sancaklı, ilk olarak futbolun, futbolun içinden gelen adamlara emanet edilmesi gerektiği düşüncesinde:

"Türkiye futbolunun en üst iki ligindeki 36 takımın idarecileri, TFF yönetimi ve diğer kurulları da sayarsanız Türk futbolunu toplamda takribi bin kişi yönetiyor. İçlerinde bir tane milli futbolcu yok. En son federasyonda Selim Soydan ağabey ve Hamit Altıntop'u benim ve kamuoyunun zorlamasıyla usulen aldılar. Futbolu yöneten bin kişi içinde milli futbolcu olmaması demek, Türk futbolunun bu hale neden geldiğinin cevabıdır. Tamamen futbolun dışından insanlar yönetiyor futbolu. Peki futbolun dışından insanlar neden futbolu yönetiyor? Bu insanlar güç, ihale ve prestij savaşlarını yaklaşık 20 yıldır futbol kulüpleri ve futbol üzerinden yapıyorlar. Böyle bir atmosferde futbolun gelişme imkanı yok. Bir yönetim kurulu açıklanıyor, sanki TÜSİAD yönetimi açıklanıyor. Bunlar kendi branşlarında başarılı insanlar. Holding yönetmek için parayı iyi yönetmen lazım. Peki holdingler para olarak almış başını giderken kulüpler neden batıyor? TFF'nin başına eski milli sporcu geçmeli. Yönetimde de yüzde 25 kota olmalı, yani 20 kişilik yönetim kurulunda en az 5 kişi eski futbolculardan olmalı. Sadece futbolda değil diğer branşlarda da bu kıstaslar olmalı. Diğer üyeler de varsın en iyi hukukçu, en iyi finansör, en iyi inşaatçı, en iyi sponsor bulan kişi falan olsun ama milli takımları eski milli sporcuların yönetmesi lazım. Fatih Hoca, Futbol Federasyonu başkanı olsun mesela. Antrenörlüğü bırakırsa milli takımlar sorumlusu olsun. Kariyerinden dolayı Fatih Terim diyorum. Elbette ki birçok arkadaşımız ve büyüklerimiz var bu görevler için. Nihat ağabey başkan oldu, iyi niyetli koşturuyorlar ama sistem öyle bir kilitlenmiş, öyle bir bataklık olmuş, Arap saçına dönmüş ki çözülmesi söz konusu değil. Bunların hepsini kenara çekeceğiz, kırmızı kaplı bir kitap hazırlayacağız, anayasayı yazacağız. Kriterlere göre yönetenleri belirleyeceğiz. Bunu adaletli bir şekilde koyup uygularsan ancak öyle çözülür. Yoksa iki kişi aynı şeyi yapıyor, biri 1, diğeri 2 maç ceza alıyor. VAR sistemine geçildi ki ben baştan beri futbolun doğasını öldürdüğünü için buna karşıyım, hadi kabul ettik ama yine yanlış karar veriyorlar. Kimin çalıp kimin oynadığı belli değil."

"Kıracaksın kalemi. Kim yapmadıysa düşür kardeşim, ver cezasını"

Kulüplerin içinde bulunduğu ekonomik açmazın önüne geçmek için kulüpler yasası, Sancaklı için olmazsa olmazlardan ve ivedilikle halledilmesi gereken bir konu. Kulüplerin borçlarının bankalarca yapılandırılmasını bir anlamda suni teneffüs olarak gören Sancaklı, TFF'nin kulüplere harcama limiti getirmesini olumlu karşılarken, bu limitin yüzde 1 dahi aşılmasına müsamaha gösterilmesini son derece yanlış buluyor:

"Beş yıldır Meclis'te kulüpler yasası çıksın diye bağırıyorum. Oradaki maddenin bir tanesi, 'Kulüp başkanları ve yöneticiler, bulundukları dönemdeki borçlardan sorumludur.' olacak. Bakalım Falcao'ya 25-30 milyon avro veriyor musunuz o zaman. Bu arada Bankalar Birliğinin yapılandırması da çare olmayacak. Bunu şöyle düşünün; denizde boğulan bir adam var, sen adamın kafasını yukarı çıkarıyorsun ve 4-5 saniye sonra yeniden suya itiyorsun. Maalesef daha kötü duruma düşecekler. Buna karşın federasyon da kriterler getirdi ve kulüplere harcama limitleri koydu. Buraya kadar güzel ama 'İlk sene yüzde 30 aşabilirsin.' falan diyorlar. Yok öyle bir şey! Ne aşması ya, zaten batmışsınız. Tak diye kıracaksın kalemi. Kim yapmadıysa düşür kardeşim, ver cezasını."

Süper Lig'in marka değerinin olmadığını, bu yüzden de hiçbir ülkenin Süper Lig maçlarına rağbet göstermediğini savunan Sancaklı, yayıncı kuruluşun da bu anlamda zora düştüğü görüşünde:

"Sezon başı Katarlılar televizyon yayın ihalesini iptal edecekti. Adamlar da haklı. Digiturk satışları gitmiş, statlarda ilgi az, marka değeri aşağı gömülmüş ve reklam alamıyor. Bu kuruluş Avrupa'da 25 ülkede yayın yapıyor. İngiltere Ligi'ni yayınlıyor ama onu diğer 24'e de satıyor. Bir sistem kurmuş ve para kazanıyor. Türkiye Ligi'ne 500 milyon dolar veriyorlar ama tazminatı ödeyip çekilmek istiyorlar. Çünkü 25 ülkenin hiçbiri Türkiye Ligi'ni almak istemiyor. Çok acı bir tablo."

"Türkiye'nin en zengin adamı Fenerbahçe'ye başkan oldu ama müdahale edemiyor"

Saffet Sancaklı, Türk futboluna uyguladıkları yaptırımlar sebebiyle FIFA ve UEFA'nın kayyum niteliği kazandığı düşüncesinde.

Sancaklı, röportajında konuyla ilgili şunları anlattı:

"Geçen sene 'Federasyona kayyum atayalım. Böyle olmayacak.' dedim. Tepki gösterdiler. Oysa ki beş yıl önce FIFA kayyum olarak atandı zaten. Kulüplerimizin harcamalarını yönetiyorlar ve Avrupa kupalarına katılmama cezası, para cezaları, kadro kısıtlamaları, transfer yasakları gibi cezalar veriyorlar. Türkiye'nin en zengin adamı Fenerbahçe'ye başkan oldu ama müdahale edemiyor. İlk defa bir kulüp başkanı cebinden yüklü miktarda para hibe etti. Ali Koç daha da verecek ama UEFA'sı FIFA'sı 'Olmaz' diyor. Sonra sponsorluk devreye giriyor, bu kez de 'Geçen sene 30 ise bu sene 35 olabilir, 135 değil.' diyorlar. Yani 5 yıldır Türk futbolunun başında kayyum. İyi de neden elin İsviçrelisi bizi yönetsin ki. Biz 82 milyon kişiden Türk futbolunu yönetecek insanlar bulamıyor muyuz?"

"İşi ehline vermediğimiz için bu durumdayız"

Saffet Sancaklı, onca imkana rağmen birkaçı hariç tüm federasyonların son derece kötü yönetildiğini ve çarenin, ehil kişileri göreve getirmek olduğu fikrinde:

"Olimpiyatlar bir ülkenin spor seviyesini belirler. Türkiye tarihinin en kötü 3 olimpiyatı son 12 yıldakiler. En az madalya aldığımız organizasyonlar. Hem de Türkiye tarihinin en büyük tesis atılımının yapıldığı dönemde yaşandı. Şu anda dünya çapında tesislerimiz var. Her şey var ama olimpiyatlarda tarihimizin en kötü derecelerini alıyoruz. Bir tane nedeni var; Peygamber Efendimizin dediğini dinlemiyoruz. Peygamber Efendimiz, 'İşi ehline verin.' demiş. İşi ehline vermediğimiz için bu durumdayız. Ne zaman ehil ellere görev verirsek bakın o zaman nasıl değişiyor her şey."

Büyükkocaeli.com.tr


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

Başlık Tarih
 
Tunç Soyer, tam bir hayal kırıklığı09 Mart 2020
Türkiye, cüretkâr düşmanın elini kolunu kırmalı02 Mart 2020
Türk’e Kefen Biçilmez!01 Mart 2020
Kayseri için çalışıyoruz24 Şubat 2020
Fotoğraf vermek için değil, hizmet için varız15 Şubat 2020
İnsanlık huzura muhtaç27 Ocak 2020
Atilla Yılmaz: Nerede kaldı o eski sanatçılar15 Aralık 2019
YENİ HÜKÜMET SİSTEMİ VE FETÖ İLE MÜCADELE29 Kasım 2019
DÜNYA NEREYE GİDİYOR, ESAD’LA GÖRÜŞÜLMELİ Mİ?28 Kasım 2019
BU PROJENİN HAZIRLAYICISI KİMLER? OYUN BÜYÜK27 Kasım 2019
CHP'ye Atatürk'ün ahı tuttu26 Kasım 2019
İlk dört maddeyi koruyan kudretli başkanlık07 Kasım 2019
'Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne ilk adım06 Kasım 2019
ESAD İLE GÖRÜŞÜLSÜN MÜ? (SURİYE DOSYASI)25 Ekim 2019
TERÖRİSTLERİ TEMİZLEYECEĞİZ16 Ekim 2019
"Bizim için Bursa ne ise Hakkari o'dur. Bizim ayrımız gayrımız yok"17 Temmuz 2019
Terörün eteğine tutunanlar artık susmalı17 Temmuz 2019
KÜSKÜNLER İŞİN CİDDİYETİNİ ANLADI07 Haziran 2019
İstanbul, zillete teslim edilemez01 Haziran 2019
"Türk milleti tehlikeyi gördü"27 Nisan 2019
Sanatımda memleket var17 Mart 2019
Narımız hanım ellerde hayat bulacak08 Mart 2019
Mustafa Yıldızdoğan: Ülkücülük en şerefli madalyam01 Mart 2019
”ÖYLE BİR MİTİNG YILDIRIM GİBİ ÇAKAR”20 Şubat 2019
Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek.02 Şubat 2019
Düşünen, sorgulayan okuyan bir gençlik01 Şubat 2019
‘YUNUSÇA YÜREĞİMİZLE ŞEHRİ KUCAKLAYACAĞIZ’08 Aralık 2018
Devlet Bahçeli’nin zafer formülü07 Aralık 2018
Şehit öğretmenlerimize çok şey borçluyuz24 Kasım 2018
DEVLET BEYLE SÖYLEŞİ -2/ 15 TEMMUZ’DA SON NEFESİ VERMEMİZİ GÖZLEDİLER.31 Ekim 2018
DEVLET BEYLE SÖYLEŞİ -1- ÜLKÜCÜ VE ÜLKÜCÜLÜK30 Ekim 2018
‘Türk’üm demeye devam edeceğiz’30 Ekim 2018
YENİ DÜNYADA TÜRKİYE VE TÜRK DÜNYASI 30 Haziran 2018
'Cumhur İttifakı zaferle sonuçlanacak'12 Mayıs 2018
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE09 Nisan 2018
3 SEÇİME DE HAZIRIZ09 Nisan 2018
“CUMHUR İTTİFAKI TANKIN ÜZERİNDE OLUŞTU”12 Mart 2018
“AYRIMIZ GAYRIMIZ YOKTUR BİZİM”20 Şubat 2018
Sarıkamış harekatının Türk tarihindeki yeri ve önemi22 Aralık 2017
FAHREDDİN PAŞA'NIN KAHRAMANLIĞI TARİHİ BELGELERDE21 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Erol Güngör 16 Aralık 2017
MHP, TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR12 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Aşık Seyrani30 Kasım 2017
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE17 Kasım 2017
Barajları da, tezgahları da boşa çıkarırız16 Kasım 2017
KRİPTO FETÖ'CÜLER SİYASETE EL ATTI28 Ekim 2017
Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Ömür Raşit Tayfur, Ülkü Ocaklarını Anlattı12 Ekim 2017
Ortadoğu'nun istikrarı, İran ve Türkiye'nin işbirliğinden geçer12 Ekim 2017
DEVLET BEY TARİHİ SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRDİ25 Temmuz 2017
DEVLET SIRRI HAİNLERİN ELİNE GEÇTİ24 Temmuz 2017
FETÖ'NÜN SİVİL KANADI NEREDE?23 Temmuz 2017
DARBE GİRİŞİMİNDE İLK CESUR ÇIKIŞI BAHÇELİ YAPTI23 Temmuz 2017
Kaset komplosunun delilleri Isparta'dan çıktı21 Temmuz 2017
PARALEL YAPI HDP'YE OY VERDİ20 Temmuz 2017
Bahçeli, FETÖ'nün MHP'de yuvalanmasına izin vermedi19 Temmuz 2017
MHP'YE KOMPLOYU FARUK BAYINDIR FİNANSE ETTİ18 Temmuz 2017
BAHÇELİ FETÖ'NÜN SİNSİ PLANLARINI DEŞİFRE ETTİ17 Temmuz 2017
PKK AÇILIMI VE MHP'YE ALGI OPERASYONU16 Temmuz 2017
FETÖ İHANETİNİ İLK O GÖRDÜ VE UYARDI15 Temmuz 2017
"ÜLKÜCÜ HAREKET ŞAHA KALKACAK" 04 Haziran 2017
3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ02 Mayıs 2017
"BOZGUNCU SÖZDE MUHALİFLERLE CHP'NİN DİLİ AYNI"22 Mart 2017
MHP, Antalya’da birinci parti olma gücüne sahiptir ve olacaktır!08 Mart 2017
Devleti sağlam tutmak zorundayız06 Mart 2017
BUNLAR FİTNE VE BOZGUNCU17 Şubat 2017
GÖKTÜRKLERİN GİZEMLİ HAZİNESİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR13 Şubat 2017
“Söz ve yetki Türk milletinindir”04 Şubat 2017
Devlet Bey ‘Getirin görelim’ dedi, kimseye açık çek vermedi06 Kasım 2016
“Lidere Hakaret Edene, Acımasız Olurum”22 Ekim 2016
Cennettin Bir Köşesi: Bled 17 Ekim 2016
74 YIL GECİKEN SALA04 Ağustos 2016
HAK ETTİKLERİ CEVABI VERMEKTEN İMTİNA ETMEYİZ29 Temmuz 2016
MHP'li Yalçın'dan Maya dergisine cevap26 Temmuz 2016
Güneydoğu'da neler oluyor?29 Nisan 2016
MHP’ye operasyon 2009’da başladı18 Nisan 2016
KARAYÜN'DEN BİR 12 EYLÜL ROMANI: ÇAKAL KAYASI 14 Nisan 2016
"MHP bu kaos ortamından ancak Devlet Bey'le çıkar09 Mart 2016
100 Yıllık Rövanş19 Şubat 2016
Gün Kavga, Fitne ve Çekişme Günü Değil06 Şubat 2016
Kürtler, Belgelerle Türkmen Kenti Kerkük’ü Nasıl İşgal Etti ve Türk Dış Politikasının İflası?03 Şubat 2016
MİLLİYETÇİLİK MODA DEĞİL AMA BEN MİLLİYETÇİYİM !20 Aralık 2015
Osmanlı döneminden kalma mayın balıkçı ağına takıldı27 Kasım 2015
MHP'DEN KONGRE KARARI ?!19 Kasım 2015
YAŞADIĞIMIZ DÖNEM, KİBİR DÖNEMİ08 Kasım 2015
ACIYA KARŞI ZİKİR!.. 12 Ekim 2015
TÜRK OCAKLARI GENEL BAŞKANI PROF. DR. MEHMET ÖZ İLE RÖPORTAJ03 Ağustos 2015
Sıfırlanan Paralar Erken Seçimde Kullanılacak! 19 Temmuz 2015
Karakaya: O kapıyı açmanın yolu belli! 18 Temmuz 2015
Hırsız ve Bölücülerle Koalisyon Yapmayız! 15 Temmuz 2015
'SUÇUNUZ YOKSA YÜCE DİVAN'DAN NEDEN KORKUYORSUNUZ?'12 Temmuz 2015
Halaçoğlu: Özür dilemem, Devlet bey 'konuşmaya devam edin" dedi12 Temmuz 2015
Özdağ: MHP neden çekimser kaldı?04 Temmuz 2015
Devlet Bahçeli'den koalisyon açıklaması20 Haziran 2015
İhsanoğlu: Milletin gerçek temsilcisi MHP'dir 26 Mayıs 2015
Çavuşoğlu;Asıl Soykırımına Uğrayan Kimler?25 Mayıs 2015
MHP Lideri Bahçeli, Muharrem Sarıkaya'ya konuştu19 Mayıs 2015
Erdoğan’ı, vatana ihanetten yargılayacağız!12 Mayıs 2015
İHSANOĞLU: “MİLLET ARTIK AKP’YE VERDİĞİ KREDİYİ GERİ ÇEKİYOR, MHP’YE VERİYOR”07 Mayıs 2015
Hukuk, hukuka karşı direniyor28 Nisan 2015
Özdağ'dan Korkutan İddia!17 Nisan 2015
"MECLİS'TE KAN BEYNİME ÇIKIYOR" 06 Nisan 2015
Celal Adan: Devlet Bey, Ergenekon ve Balyoz'da tuzağa düşmedi16 Mart 2015
"BEN TÜRK'ÜM DEDİĞİMDE 'SEN FAŞİSTSİN' DİYEMEZSİN"16 Şubat 2015
AKP’li vekillerden MHP’ye ilginç talep09 Şubat 2015
Yusuf Halaçoğlu:Türkiye’yi Amerika ve PKK yönetiyor!19 Ocak 2015
REKLAM YAZARI ŞAİR HASAN SANCAK’ IN : AYAKKABI KUTUSU KARAGÖZ=HACİVAT GERÇEK RÜYASI ÇOK KONUŞULACAK!..06 Ocak 2015
Erdoğan'ın amacı gündem değiştirmek03 Ocak 2015
MHP İSTANBUL İL BAŞKANI MEHMET BÜLENT KARATAŞ NTV HABER RÖPORTAJI SES GETİRDİ:31 Aralık 2014
Dr. Sinan OĞAN ile “Çözüm Sürecinde Yeni Aşama” Konusunda Röportaj27 Aralık 2014
AKP'Yİ YIKACAĞIZ24 Aralık 2014
MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Sayın Dr. Sinan OĞAN ile Peşmerge’nin Türkiye’de Eğitilmesi Hakkında Söyleşi28 Kasım 2014
Kalaycı, Ermenek'teki Maden Ocağı Kazası için Meclis Araştırması Açılmasını İstedi27 Kasım 2014
Anadolu'da sessiz yığınların ayak seslerini duydum09 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER03 Ağustos 2014
Prof.Dr.Saadettin Gömeç Enver Paşa'yı Yazdı.03 Ağustos 2014
Ey insafsızlar, ey vicdansızlar Irak'ta Türkmenlerin yaşadığı dramı ve trajediyi görmüyor musunuz?02 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN VE TÜRKLÜK01 Ağustos 2014
AİHM Ermeni Soykırımı Yoktur Kararı Verdi19 Mayıs 2014
Türk'ün Karakteri ve Türkçe I13 Mayıs 2014
‘Sonları Yüce Divan olacaktır’23 Aralık 2013
Her şeyden önce Ülkücü16 Kasım 2013
Kahraman Nezahet Onbaşı'ya İstiklâl Madalyası Ölümünden Sonra Nasip Olacak28 Ekim 2013
Siyaset İskelesi'nde Bir Bey Efendi- 113 Temmuz 2013
Ermenilerin çocukları PKK olarak karşımıza çıktı15 Mayıs 2013
Yeni Anayasa Çalışmaları Ve Milletimizin Adı Konusunda Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün Görüşlerinin Dayanakları19 Mart 2013
BU SEVDA BİTMEZ17 Şubat 2013
TWİTTER GÜNDEMİNİ ÜLKÜCÜLER BELİRLİYOR!11 Şubat 2011
Milli Mücadele yolunda Irak Türklerinin varlığı, yayınları08 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek (2)07 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek07 Şubat 2013
Başbuğ Türkeş'in Hayatı07 Şubat 2013
Doğu Türkistan`da Türklere karşı soykırım politikası06 Şubat 2013

..
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
YÖNETİM GİRİŞİ

GÜNÜN DUASI

MEDYA YAZARLAR
GÜNÜN AYETI
EN ÇOK OKUNAN
GÜNÜN HADİSİ

Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
SAYFALAR
HAVA DURUMU
Osmanlı Padişahları

TAKVİM
FACEBOOK

FOTO GALARİ
GAZETELER
..
ANASAYFA | GAZETELER | YÖNETIM | FOTO GALARİ | VİDEO GALERİ | İLETİŞİM | SİTENE EKLE | KÜNYE | SOHBET ODASI
CH