Vefat ve Taziye...

11 Aralık 2018
1033 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Atsız'ın yol arkadaşı Fehiman Altan'ın Atsız'la 43 yıl sonra aynı gün Uçmağa varması yanında tesellimiz, O'nu yaşarken yad edebilmiş olmamızdır.

Vefat ve Taziye...

"Bizim Köyün Türkçüsü" Fehiman Altan Tokluoğlu büyüğümüzün vefat haberini torunu Alişan Altan'dan, teessürle öğrenmiş bulunuyorum.

Atsız'ın yol arkadaşı Fehiman Altan'ın Atsız'la 43 yıl sonra aynı gün Uçmağa varması yanında tesellimiz, O'nu yaşarken yad edebilmiş olmamızdır.

İşte 12 Ekim 2016'da Ortadoğu gazetesinde yayınlanan "Bizim Köyün Türkçüsü" başlıklı yazımız...

***
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

"Bizim Köyün Türkçüsü!

Köyden Türkçü çıkar mı?

“Nasıl Türkçü?..” diyeceksiniz.

3 Mayıs 1944 davasında yargılanan, Cumhuriyet döneminin ilk Türkçü-Turancılarından bahsediyorum.

Aslına bakarsanız kolay kolay çıkmaz!

Çünkü fikir hareketleri, kentlerde doğar ve en fazla mahalle arasında yayılır.

Siyasi ceza davaları da genellikle Politikacı, Öğretim Üyesi, Gazeteci, Yazar, Subay, Öğretmen gibi mesaisini veya hayatını “kentte” sürdüren insanlara karşı açılır.

Köylülerin üniversiteye gittiği, üniversite öğrencilerinin ideoloji hareketleriyle tanıştığı yıllar ise 1940’tan biraz daha sonralarıdır.
Çünkü köyler fikir ve politikanın değil, tarımın, hayvancılığın üretim alanlarıdır.

Ama bizim köyden bugün bile taş gibi duran bir Türkçü çıkmıştır. 
Tokluoğullarından Fehiman Altan…

Hatta havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez, bu büyüğümüz 94 yaşında bile açık dimağıyla ve ilk dönem Cumhuriyet delikanlılarının alamet-i farikalarından olan fötr şapkasıyla günümüzde bile 3 Mayıs kutlamalarında arz-ı endam ediyor. 
Yaşayan son 44’lü… Kendisine daha uzun ömürler diliyoruz.

Bugün bu konuya girmemin sebebi, bir modernleşme, kültürlenme ve siyasi bilinçlenme mukayesesi yapmak…

Tokluoğlu’nu Kayseri’nin Tavlusun köyünden çıkarıp, önce lise mezunu, sonra da İTÜ talebesi yapan, ondan sonra da Reha Oğuz Türkkan’ın çıkardığı Bozkurt Dergisi ekibine dâhil eden şartların nasıl oluştuğunu sorgulamak…

O’nun, İstanbullu Asker çocuğu Nihal Atsız’la ve Lefkoşeli Teğmen Alparslan Türkeş’le birlikte nasıl yargılandığını anlamak…

Gördüklerimi, bildiklerimi, tespitlerimi, fark ettiklerimi sizinle paylaşmak…

Mahkemede hâkim, Tokluoğlu’na soruyor: “Neden Türkçü oldunuz?..”

Tokluoğlu’nun cevabı, biraz sonra anlatacağım hikâyenin son sahnesini oluşturuyor:

“Benim çocukluğum köyümde geçti hâkim bey… Sizin çocukluğunuz da akşamları her evinden ayrı bir ağıt sesi yükselen bir köyde geçseydi siz de benim gibi Türk Milliyetçisi olurdunuz!..”

İnşaat Mühendisliği 3. Sınıf Öğrencisi Fehiman, ilk celsede beraat ediyor.

Çünkü hâkim araştırınca görüyor ki: Fehiman Altan’ın köyü, Kurtuluş Savaşında en fazla şehit veren köy…

Kayseri’nin Tavlusun köyü, 48 şehitle bu rekoru bugün de elinde bulunduruyor.

Araştırdığımız zaman bu köye bu şerefi kazandıran pek çok faktörü bir arada görmemiz mümkün…

Bir kere Köyde Rumlar ve Ermeniler de yaşıyor. Ama 1500’lerde köye Avşarlar iskân ediliyor. Kayseri’yle Kozan arasında yaylak-kışlak hayatı yaşayan “İslamlu Yörükleri” bunlar…

Köyde öyle Avşar’ı sevindirecek fazla mera yok. Bir tarafı Kayseri, bir tarafı Mimar Sinan… Aşağısı Germir, yukarısı Talas…

Köyün bulunduğu, Derevenk vadisi, Mimar Sinan’dan Ermeni Balyan ailesine kadar zaten taşçılar, mermer ustaları ve büyük mimarlar yetiştiriyor.

Bünyan-Pınarbaşı hattındaki Avşar damarında ise Osmanlı’ya “Kasap Alayı” adıyla Kuttül Amare Zaferi’ni kazandıran, bugünkü Zincidere Komando Tugayının nüvesini oluşturan “44. Alay” bulunuyor.

Bu bölge o gün bugündür, bir “Bozkurt yatağı” konumunda ve memlekete Ülkücü kazandırıyor.

Köyün Ermenileri ve Rumları, İstanbul’un yolunu erken bulup zengin dönmeye başlayınca bizim aşiretin kulağına piyano sesi değmiş ilk Avşarları da İstanbul’a gidip gelmeye başlıyor.

Önce köyden birkaç önemli adam yetişiyor. Ondan sonra da köyde adeta özel bir askeri rüştiye mektebi açılıyor.

Türk’ün mümeyyiz vasfı ve mesleği “askerlik” olduğu için köyde sosyal ve ekonomik dengeyi kurmakta zorlanan Türkler, genellikle İstanbul’a okumaya gidiyor.

Böyle olunca da çok sayıda subay, memur, yönetici ve din adamı yetişiyor.

Öyle ki şimdilerde köyün kabristanı, İstanbul’daki bir saray haziresini andırıyor.

Bir mezar taşında “Yusuf Ziya” yazıyor. 
Araştırınca Yüzbaşı Ziya beyin “Enver Paşa’yla birlikte Bab-ı Ali’yi bastığı” bilgisine ulaşılıyor.

Köyden çıkan iki üç belediye başkanı, köyden çıkan iki sadrazam, köyden çıkan Türkiye’nin ilk bayan mimarı, köyden çıkan Kayseri’nin ilk Türk eczacısı…

Kurtuluş Savaşında 48 şehitle bir şeref rekorunun kırılması ve köyden çıkan ilk Turancı!..

Bütün bunlar neden oluyor?

Türk modernleşmesi, orduda başlamış, Türk Milliyetçiliği de İttihat ve Terakki’nin askeri kanadı sayesinde, Enver Paşa’yla iktidar olmuş, Mustafa Kemal’le devlet kurmuştur.

Devlet umurunu, stratejik düşünceyi, ideolojik bilinci cephelerde savaşarak alan yiğitlerin evlatları Milliyetçi, torunları Ülkücü olmuştur.

Gerisi savunmayı – stratejiyi, şehadeti – gazayı, istihbaratı - güvenliği yeni yeni öğrenmekte…

Adına diplomasi denilen kurtlar sofrasını yeni yeni tanımaktadır!

“Bizim köyün 94 yaşındaki Türkçüsü”nü kimse kandıramazken…

Etraftaki bütün düşmanlar tarafından kandırıldıktan sonra siyasi mevta olmaktan Türk’ün asker ruhlu evlatları sayesinde kurtulan çürük raporlu şakirtlerin, azıcık ferahlayınca sağa sola sataşması bundandır!.."

Şükrü Alnıaçık 


HasülküHaber ailesi olarak 
 Merhuma Allah rahmet eylesin Sevenlerine sabırlar ihsan etsin ...
 

Şükrü Alnıaçık Hocamın dünden bugüne ışık tutan yazısı. Teşekkürler. 

Ülkücü Bölünürse...

Ülkücü bölünürse, ülke zaten bölünmek için gün saymaktadır.
Bölünmüş Ülkücünün, "Ülke bölünmesin" demeye hakkı yoktur!
Hakkı olsa bile bunu engellemeye ne yüzü olacak ne de gücü kalacaktır.

Çok gerilmiş durumdayız, bu hayra alamet değildir. Birbirimizin sözlerine ve yazılarına bile şüpheyle bakıyor; yazıları "tarafımıza" göre okuyoruz.

Bir yazarı veya yazısını, ahlaki, siyasi ve ideolojik kalitesine göre değil de kendi siyasi pozisyonuna göre değerlendirmenin Ülkücülükle telifi mümkün değildir.

Ölüm yıl dönümü olduğu için örneği cennetmekan Atsız Hocadan vereceğim.

H. Nihal Atsız bugün yaşasaydı, gönlümüze uygun iç polemik yazısı yazmıyor diye saldırıya uğrayacağından ve camianın önce ikiye, sonra tekrar ikiye bölüneceğinden hiç şüphem yoktur:

1- "Yazmalı, tarafını belli etmeli" diyenler...
2- "Yazmamalı, bu işlere karışmamalı" diyenler...

Sonra da "yazması" halinde daha tehlikeli bir bölünme daha yaşanacaktır:

3- Yazılarının içeriğinden memnun olanlar.
4- İçerikten ve onun tuttuğu "taraftan" memnun olmayanlar.

Oysa böyle olmamalıdır... Hareketin kalemleri, "iç politiğin iç politiği" duruşlarına göre değil, yazılarının içeriğine göre okunmalıdır.

MHP ve Ülkü Ocakları dışında Ülkücülüğün kurumsal bir çatısı yoktur.
Öyleyse Ülkücü olarak bir iş yapmak isteyen herkes, bu çatının altında kalma becerisini ve disiplinini gösterebilmelidir.

Benim, disiplini demokrasiye tercih etmemin sebebi budur.
Ülkücüler karpuz gibi bölündükten sonra Başbuğ geri gelse ve yeniden Genel Başkan olsa, bu sonuçtan kendisi memnun; Allah razı olacak mıdır?

Geçmişteki bölünmenin Başbuğu ne kadar üzdüğüne bakarak bu sorunun cevabını vermemiz mümkündür.

"Ferman 'Devlet'inse dağlar bizimdir" sözü Ülkücü bir cümle değildir.
Parti disiplinini bugün sen tanımazsan yarın da senin disiplinini kimse tanımaz!..

Diktatör olup kelle mi alacaksın, yoksa partiyi yol geçen hanı, lideri şamar oğlanı mı yapacaksın?

Bu acemi nefis atraksiyonlarından dolayı her seferinde kan ve enerji kaybediyoruz.

Yüksek egoyla sağlam disiplin bir arada olmaz.
Demokrasi ve zafer de bu kadar olur!

Saygıyla...

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber