Varolmak için MHP Gerek (2)

07 Şubat 2013
1462 Haber Okunma   0 Haber Yorum

MHP Genel Başkan Danışmanı Yrd.Doç.Dr.Ruhi ERSOY'un Yazı dizisi Varolmak için MHP gerek ikinci bölüm...

Söz konusu bu anlayışın siyasal ifadesini Lider Bahçeli şöyle dile getiriyordu; "Türk Milliyetçiliği Türk'ün dışındaki uluslara öteki muamelesi yapan ırkçı bir milliyetçilik değildir. Her ulus ve bayrak kendi bağlamında saygındır."

Türk'ün binlerce yıllık birikimiyle yoğurduğu Millet anlayışı, ötekini yok ederek değil; yaşatarak nasıl var olunabileceği gerçeğini ortaya koymuştur. Evrensel bir değer olarak "Türk'ün Milliyetçilik anlayışı"nın dünya milletlerine sunulması gerekmektedir.

Hareketin her dem yeniden doğmasının ve sürekliliğinin gençlere bağlı olduğunun bilinciyle ocakları gençlere devrediyor, onlara kendilerini 21.yüzyıla göre hazırlamalarını tavsiye ediyordu. Gençlere kendi yaşadığı tecrübelerin ışığında lider ülke 2023 vizyonu koyup onların duygusal refleks milliyetçilikten aklın ve sağduyunun ilmin ışığındaki akılcı milliyetçiliğin yolunu gösteriyordu.

Yine aynı zamanda çok okumanın ve iyi bir sosyal bilimci olmanın verdiği avantajla etrafındaki aydın görüşlü hocalarla Türkiye'yi iyi okuma süreci başlatmış ve söylemlerini ona göre belirlemişlerdir.

Milli iradenin teveccühü ile 21.dönemde TBBM'ye giren ve koalisyon ortağı olarak 57. Hükümette Başbakan Yardımcısı olarak yer alan Lider Bahçeli devlet yönetimi ile ilgili ilk tecrübesinde geçmişin hayat tecrübelerini uygulamaya koyarak zıtlaşma ve kutuplaşmanın bu ülkeye hiçbir şey getirmeyeceğini bildiğinden DSP ile koalisyon ortağı olmuştur. Bu ortaklık o zamanlar çok tartışmalara sebebiyet verse de zaman Lider Bahçeli'yi haklı çıkartmıştır.

Milli konularda hassasiyeti ile bilinen rahmetli Ecevit ile 57. hükümet olarak ülkeyi yapısal olarak ciddi bir bakım onarıma almışlardır. Hükümetin küresel manipülasyonlarla tasfiye edilmesi ve ekonomik krizler nedeniyle gölgede kalan icraatları müstakil bir araştırma konusudur.

En bilinen gerçek ise ABD'nin Irak müdahalesine izin vermeyen milliyetçi Devlet Bahçeli ve MHP ile Ulusalcı Ecevit ve DSP kadroları behemehâl iktidardan düşürülmeliydi ve yerine bir taşeron getirilmeliydi.

Bu noktada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda var: Ekonomik krizin ardından alınan çok ciddi yapısal önlemler yeni gelen AKP hükümetinin yol haritasını oluşturmuş olup siyasal bedeli 57.hükümet öderken iktidarının ilk döneminde kısmi ekonomik refahın harmanını AKP kaldırmaya çalışmış ama bu programı tam rotasında götüremedikleri için şimdi ülkeyi ekonomik olarak da kaosa sürüklemek üzereler. Bu konular yazının kapsamı dışında olduğunda fazla detaya girmek istemiyorum.

Bizim Ülkücüler olarak gözden kaçırmamamız gereken ve kamuoyuna anlatmamız gereken önemli hususlardan biri 57. hükümet tecrübesinde Başbakan yardımcısı iken ortaya koyduğu tutum ve davranışları ile devleti ve milleti temsil noktasında ülke siyasetine Lider Bahçeli'nin getirdiği seviye ve seciye olmalıdır.

Öncelikle kamuoyu şunu tekrar hatırlamalıdır ki, ülkemizde siyasetle ilgilenip hele hele genel başkan düzeyinde iktidar olan siyasetçi portrelerinin kendileri ve birinci derecede yakınlarının ekonomik olarak nasıl ihya oldukları durumudur ki: yiyen Yahyalardan, papatyaların hakkı olan ihalelerden, özer beyin çilli maceralarından, yılmaz kardeşlerin Korkmaz yiğit'in kimyasını bozan ihale eylemlerinden tutun da babasının arkadaşı bursuyla okuyan yavrucuğun gemicik macerasına kadar saymakla tükenmeyen belki akademik tez olma hükmündeki siyasal iktidar ve siyasetçi zenginliği ilişkisi.

İşte tam bu noktada bunların tam tersi siyasal akıl ve ahlakın temsilcisi olarak, bırakın zenginliği, var olanının dahi harcanıp eksiye düştüğü her yıl verdiği mal bildirim beyanıyla gözüken bir Lider portresidir Bahçeli.

Lider Bahçeli'nin bırakın kendisini birinci hatta ikinci derece yakınlarını dahi iktidar nimetleri ile münasebet içinde göremezsiniz.

Bu konuda dahil olduğum bir sohbeti nakletmek istiyorum; Özel Bahçeli Lisesinde Tarih öğretmeni olarak uzun yıllar çalışmış ağabeyimle bir bayram günü Devlet Bey'in Osmaniye'de yaşayan ve Bahçeli Lisesinin sahibi olan (Şimdi o lise devredildi başka isimle hizmet veriyor) Servet Bahçeli Beyle bayramlaşmaya gittik, tabiî ki söz dönüp dolaştı Lider Bahçeli'ye geldi. Servet Bey 57. hükümet döneminde yaşadığı bir olayı şöyle nakletti; "bir gün arabamın lastiklerini değiştiriyorum lastikçi arkadaşla da hukukumuz eski, sohbet ediyoruz. O arada dükkâna bir polis müdürü arkadaş geldi.
 
Esnaf arkadaş beni tanıştırırken Servet Bahçeli Bey eğitimci dedi, polis müdürü arkadaş Devlet Bey'le bir akrabalığınız var mı diye doğal olarak bir soru yöneltti. Ben de kardeşim deyince büyük bir şaşkınlıkla yahu hocam siz nasıl insanlarsınız ki hiçbir iş için tavassut için bizleri aramazsınız. Bırakın bir lider ve başbakan kardeşi olmayı meslek hayatımız boyunca görev yerlerimizde iktidar parti delegelerinin ve milletvekili akrabalarının kahrını çekmekten gınağa gelmiş birisi olarak sizlere söyleyecek söz bulamıyorum deyince ben de mahcup oldum dedi Servet Bey."
Konuya Servet Bey'in hatırasından girmişken aynı ziyaret kendileri ikinci bir hatıralarını daha paylaştı. Bunu da aktarmayı vazife biliyorum. Devlet Bey henüz genel başkan olmadığı fakat partide üst yönetici olduğu yıllarda fırsat buldukça baba ocağına daha sık gelir ve Servet Beylerde kalırmış. Servet Bey hafta içinde sahibi ve yönetici olduğu Özel Bahçeli Lisesine gitmek durumunda kalırmış ve her defasında Devlet Bey'e evlerinin arkasında olan okulu gezdirmek ve orada bir kahve ikram edip öğretmenlerle tanıştırmak istermiş.
 
Ve her defasında da Devlet Bey kabul etmezmiş gerekçesi neymiş biliyor musunuz; orası bir eğitim kurumu ve sizin çalışanlarınızdan velilerinize kadar her türlü siyasi görüşü olanlar vardır. Benim okulu ziyaretim onların üzerinde bir baskı unsuru olup yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir bu yüzden bu doğru olmaz beni anlayışla karşılamanızı isterim der, gitmezmiş.

Bunu duyduğumda o mütevazi Bahçeli ailesinin baba ocağında şöyle bir düşündüm de bir insan kardeşi başbakan yardımcısı olacak kendisi de özel okul işletecek ve ağabeyinin iktidarı döneminde imkansızlıktan okulu devredecek. İşte kamuoyu bunu görmeli bu seviyeyi anlamalı kimine göre iş bilmezlik, kabiliyetsizlik olarak algılanan bu durum ahlakî seviyenin en yüksek örneklerinden birisidir aslında.

Zira Sayın Servet Bahçeli ODTÜ mezunu ABD doktoralı Osmaniye'de mütevazi yaşamı kabiliyetsizliğinden değil ahlak ve erdeminden seçmiş birisi. Yoksa o da biliyordu kardeşinin çıkartacağı kredi ile lisesini belki de üniversite yapmayı, o da biliyordu iş ve ihale takipçiliği yapmayı; ama dedik ya asalet soydan gelir mesele mal ve para değil, anlamlı ve onurlu bir hayat yaşamaktır Bahçelilerin anlayışında.

Lider Bahçeli 57. hükümet zamanında parti ile ilgili ziyaretlerinin hiç birisine devletin makam arabasıyla gitmemiştir. Açılışları bahane edip devletin uçak ve helikopterlerini vızır vızır kullanan ve oradan siyasi propagandaya geçen zihniyetler bu detayı anlamazlar. Valileri hizaya çekip parti propagandası için kömür dağıttırma dayatmasına maruz bırakan zihniyet Lider Bahçeli'nin bir ili ziyareti esnasında kendisini karşılamaya gelen valiye "sayın valim lütfen işinizin başına dönün benim şehrinizde olmam sizin devlet ve millet hizmetinizi aksatmamalı" şeklindeki davranışı da anlayamazlar.

Söz konusu bu zihniyetin eşi ve şürekası mağaza kapattırarak modacıları hizmetine çağırıp ego tatmini ile alış verişi birbirine karıştırırken Lider Bahçeli'nin elbise diktirmek için terzisinin prova yapmaya yanına gelmek istemesi üzerine "zanaata saygı zanaatçının yanına gitmekle olur ne demek öyle şey mi olur ben sizin yanınıza gelirim" diyerek o mütevazi terzi dükkanına gitmeyi de anlayamazlar.

Makamına her kim gelirse ceketinin önü ilikli ve ayakta onu karşılamasının tezahürü olarak hükümet ortağı olduğu Başbakan Ecevit'le birlikte basın huzurunda hep önünün ilikli olmasını farklı yorumlayanlar, asalet ve terbiyenin davranış kalıbı olarak yansıyan bu halin kişilerin makam ve mevkisine göre değil; insana duyulan saygının gereği olduğunu onu yakından tanıyınca daha iyi göreceklerdir.

Bu ülke sağlığını Türk hekimlerine bırakamayan liderler gördü, bu ülke tüm harcamalarını devlete fatura eden siyasetçilere aşina; ama aşina olmadığı ahlakın ve erdemin gereği olması gereken bir normal davranışı anormal olarak algılayan toplum Lider Bahçeli'den gördü. Neydi bu tavır, millet adına siyaset yapan ve lider konumunda olan insanlar her türlü tutum ve davranışlarıyla topluma ve siyaset kurumuna örnek olmalıdır gerçeğinden hareketle Lider Bahçeli Milletvekilliği emeklilik hakkını kullanmamış ve bu hakları millete iade etmiştir. Öte yandan geçirdiği ciddi rahatsızlığı rağmen kendisini Türk hekimlerine emanet etmiş ve tüm ameliyat masraflarını kendi cebinden karşılamıştır.

Milletvekili ve Başbakan yardımcısı olduğu dönem belki sayısı daha artmış olsa da tüm memuriyet ve siyaset hayatı boyunca sınırlı geliri ile öğrencilere burs vermiş ve bu gençlerle birebir ilgilenmiştir. Bu gençlerden benim tanığım ve birinci elden bildiğim bir kısmı şimdi üniversitelerde akademisyenlik yapmaktadır.

Öte yandan anlatmaya çalıştığımız bu erdem yüklü davranışlar, lider Bahçeli'nin sadece tanık olduğumuz ve bildiğimizin bir kaçıdır. Bu davranışlardan hiçbirini Lider Bahçeli'den kamuoyu duymamıştır. Bu davranışları erdem pazarına dönüştürüp istismarı asla düşünmemiş ve konuşmamıştır. Belki de bunlar yazıldığı için bizlere de kızacaktır ama yazının başında da belirttiğim gibi bunu tarihe ve zamana karşı bir sorumluluk için kaleme alıyorum.

İftar çadırlarını ve gecekonduları ramazan ayında mesken tutanlar ve ardında bir tabur kamera dolaştırıp bunu kamuoyuna sunanlar Lider Bahçeli'nin Allah İle kul arasına kimse giremez; sağ elin verdiğini sol el görmemeli anlayışından hareketle ortaya koyduğu tutum ve davranışı algılayamazlar.

Sosyal devleti sadakacı devlete dönüştüren buna da sosyal demokrasiyi biz uyguluyoruz diyerek övünen, üretmeden tüketmeyi bu millete yaşam tarzı haline getirtip önce haysiyetlerini sonra da hürriyetlerini elinden aldırma projesine zemin hazırlayan bu zihniyetin Türk Milleti farkına varmalıdır.

Yüce Türk Milleti siyaseti sahne sanatıyla karıştırıp milletin nabzına göre şerbet vermeyi erdem zanneden, millet-devlet bütünleşmesinde milletten yanayım deyip devlet kurumlarını millete ötekileştirme gibi bir yanlışa giren, çoğunluğu azınlığa tahakkümü olarak algılayan yerli ve millete benzerlik söylemlerinin ardında küresel güç baronlarının menfaatleri ile birlikte olmayı tereddütsüz kabul eden bir zihniyetle, Devlet millet bütünleşmesinde ortak akıl ve ahlakın siyasal adresi olan ve Türk Milletinin son kalesi konumunda olan MHP ve Onun Lideri arasındaki farkı görme vakti geldi de geçmektedir bile.

Eflatun'un devlet adamı tarifinde yer alan bilge olma, sezgi gücüne sahip olma, bir yanıyla filozof tavır sergileme ve her şeyden önemlisi milleti ve devleti için kendini aşmış olma kriterleri galiba ülkemiz siyasetinde en güzel örnek olarak Lider Bahçeli'yi tarif ediyor.
 
 
Sokrat'tan bir diyalog alıntısıyla halimizi anlamaya katkıda bulunacak olursak. Bir gün Sokrat'a talebelerinden birisi gelir, üstadım galiba yeni devlet başkanı yeniliklere açık ve kendini geliştiren birisi der, neden ne oldu der Sokrat, talebesi de efendim der en silahşor kumandanlarından kılıç dersi aldığını ve devlet yönetimi ile ilgili de bilgelere başvurduğunu duydum der. Tarihe mal olan Sokrat bu durumda Sokratca bir cevap verir; devlet başkanlığı kılıç kullanmayı öğrenilecek makam değil; gerektiğinde kılıcı kullanma makamıdır, yine devlet makamı bilgelik dersi alınacak yer değil; bilge devlet adamlarının bilgisini işe koşma yeridir der.

Danışman ordusunun hazırladığı aspirin tabletleri ile bu ülkede kimlik tartışan AB felsefesi yapan milli iradenin kahramanlığına soyunanlara Sokrat'ı bu milletin hatırlatması gerekmektedir.

Türk siyasetinde ilkeli, bilgili, istikrarlı ve millet-devlet birliğinin erdemli ve dürüst temsilcilerinden oluşan MHP, yönetimiyle, meclis grubundaki 69 vekille 22 Temmuz2007 seçimlerinden bu yana mütevazı sayısına rağmen Türk siyasetinin yol haritasını milletin beklentisine göre çizmektedir.

Lider Bahçeli, devlet tecrübesine sahip bilgisini işe koşmak için meclise gelmiş Türk Milleti'nin çocuklarından oluşan kurmay ekibiyle teşkilat tabanı ve Türkiye gerçeklerini iyi bilen yol arkadaşlarıyla ülkenin gelecekteki en büyük umudu olarak çalışmalarını hiç durmadan sürdürmektedir.
 
 
Ülkemizi açmaya, saçmaya kalkan, milletimizi ayrıştırmanın bilerek ya da bilmeyerek zeminini oluşturan zihniyetle mücadele vermek için Liderin ve Hareketin Allahın izni ve Büyük Türk Milletinin iradesinden başka hiçbir güce ihtiyacı yoktur. Kervan yola çıkmıştır durmayacaktır iktidarı durdurulayamayacaktır Zira Türk Milliyetçileri "durmamak üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar" ilkesiyle yetişmişlerdir.
Yrd.Doç.Dr.Ruhi ERSOY

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber