Üniversiteler Terör Örgütlerinin Eylem Sahası Değildir

18 Şubat 2018
559 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Böylesi kritik süreçlerde milletçe omuz omuza vermek, birlik ve beraberliğimize yönelik tehditleri milli mutabakat ile aşmak ve terör örgütlerine, onların destekçilerine, yardakçılarına geçit vermemek bu kutsal vatana, bu aziz millete, bu topraklar uğruna can vermiş, kan dökmüş ecdada namus borcumuzdur.

Kutsal vatanımız ve necip milletimiz adına oldukça kritik ve zor bir sürecin içerisinden ülkece ve milletçe geçmekteyiz. Bir yanda ülkemiz üzerine oyun kuran devletlerde hortlayan Türk düşmanlığı diğer yanda bu devletlerin beslemesi terör örgütleri ülkemizi karanlığa ve bataklığa doğru sürüklemeye çalışmaktadır.

Kahraman Mehmetçiğimiz ise hem içte hem de dışta terör örgütlerinin tepesine binmekte, terörü döktüğü kanda boğmaktadır.

Böylesi kritik süreçlerde milletçe omuz omuza vermek, birlik ve beraberliğimize yönelik tehditleri milli mutabakat ile aşmak ve terör örgütlerine, onların destekçilerine, yardakçılarına geçit vermemek bu kutsal vatana, bu aziz millete, bu topraklar uğruna can vermiş, kan dökmüş ecdada namus borcumuzdur.

Bu dönemde terör örgütlerine karşı bir olmak, bilerek ve isteyerek eli kanlı canilerin ekmeğine yağ sürenlere karşı diri olmak şüphesiz bu vandallara, insanlıktan nasibin almamış hainlere ve onların destekçilerine karşı verilecek en iyi cevaptır.

Böylesi hassas dönemlerde söylenen sözlerin, alınan kararların geri dönüşü ve telafisi olmayacaktır.

İşte tam da böyle bir dönemde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Dekanlığı’nın ülkücü-milliyetçi Türk gençlerine yönelik vermiş olduğu 1 hafta okuldan uzaklaştırma cezası tam anlamıyla rezalettir, tarifi ve açıklaması imkânsız bir düşüncenin ürünüdür.

Emniyet Birimlerince ve okul yönetimi tarafından terör örgütü üyesi olduğuna dair kesin ve yeter delil olduğu tespit edilen, öğrenci kılığına girmiş teröristlerin okul dışında ülkücü öğrencilere yönelik ağır küfür ve hakaretleri sonucu meydana gelen olayda ülkücü öğrencilerin ceza alması akıl ve mantık dışıdır.

Dekanlık; okul dışında meydana gelen bir hadiseden dolayı hangi mantıkla okuldan uzaklaştırma cezası verebilmektedir?

Yine aynı şekilde terör örgütü üyelerinin hakaretleri ve ağır küfürleri ortadayken ve herkes tarafından bilinmekteyken bunun faturası ne sebeple ülkücü öğrencilere kesilmektedir?

Bu ağır tahrikler karşısında sükûnetini korumuş, itidalli davranmış ve herhangi bir olaya sebebiyet vermemek için hassasiyetle tavır takınmış ülkücü öğrenciler hangi gerekçeye dayanarak cezalandırılmış ve eğitim alma hakları ellerinden alınmıştır?

Terör örgütü üyelerinin önceki yıllarda defalarca olduğu gibi üniversitelerde Türk gençlerinin eğitim alma haklarını gasp ettiği bilinen bir gerçektir.

Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve Hasan Şimşek davaları bu konuda emsal teşkil etmektedir.

Bütün bunlar bilinirken ve milletin vicdanı olan mahkemelerde tescillenmişken üniversite yönetiminin bu kararı neyin nesidir?

Anlaşılan odur ki; Türk gençlerinin eğitim alma hakları üniversite yönetimi ve terör örgütü üyelerinin işbirliği ile ellerinden alınmaktadır.

Bunun başka bir açıklaması nezdimizce ve milletimizin vicdanında yoktur.

Bahsi geçen üniversite yönetimi Türk gençliğinin eğitim alma hakkını öğrenci kılıklı terör örgütü militanlarıyla elbirliği ve işbirliği yaparak gasp etmiştir.

Nitekim terör örgütü militanlarının birçok kez sözde dekan ile görüşerek Ülkücü gençlerin neden ceza almadıklarına yönelik istekleri ve beyanları DTCF’de okuyan öğrenci arkadaşlarımız tarafından bilinmektedir.

Bu çok vahim bir gerçektir. Sözde Dekan üniversiteye dair kararlar alırken öğrenci kılıklı canilerden istek ve talepte mi bulunmaktadır?

Bununla birlikte alınan kararda ülküdaşlarımızın gürültünün artmasına neden olduğuna dair bir ifade yer almaktadır.

Sözde dekan gürültüyü küfür edenlerden, hakaret edenlerden, slogan atanlardan, Türk gençlerini üniversite binasında görünce kantini yakıp yıkanlardan, Türk bayrağı asılınca ortalığı birbirine katanlardan öğrenmelidir.

Elinde kalem tutanlar ellerinde silah tutan Vandallardan daha çok gürültü çıkaramazlar.

Alınan kararda “karşıt görüşlü öğrenci” ifadesi de dekan ve üniversite yönetiminin zihin ve düşünce dünyasını açıkça ortaya koymaktadır.

On binlerce vatandaşımızı katleden, asker, polis, sivil, yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapmadan aziz milletimizi katletmeye çalışmayı şiar edinen bu vahşileri, bu canileri, bu teröristleri; görüş ve düşünce adı altında meşrulaştırmaya çalışmak aymazlıktır hatta hainliktir.

Kimse terör örgütü militanlarını, dağ kaçkını şehir eşkıyalarını karşıt görüş adı altında masumlaştıramaz, meşrulaştıramaz.

Üniversitelerde vatanseverler ve vatan hainleri vardır. Eğitim alarak vatanına hizmet etmek isteyenlerle, eğitim alma hakkını gasp edip bu vatana bu millete ihanet edenler vardır.

Bu sebeplerden ötürü üniversite yönetiminin bu rezalet ve ahmakça kararı geri çekmesini öneriyoruz.

Hiç kimse bu kutsal vatan üzerinde hem de terör örgütlerine kan kusturulduğu bir süreçte, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürecek, onlara moral verecek kararlar alamaz.

İlim yuvası olan üniversiteleri terör kamplarına çevirmeye cesaret edemez.

Ateşle oynayan, arı kovanına parmağını sokan bu sözde üniversite yönetiminin, icraatlarının ve ülkücü öğrencilere yönelik kararlarının takipçisi olacağız.

Ülküdaşlarımızın ve eğitim almaya çalışan Türk gençlerinin her şart ve koşul altında yanlarında olacağız.

Sonucu ne olursa olsun üniversitelerimizin terör kamplarına dönüşmesine asla ve kat’a izin vermeyeceğiz.

Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber