TÜRK OCAKLARI GALİP ERDEM'İ UNUTMADI

18 Mart 2017
360 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Türk Ocakları Genel Merkezi gazeteci-yazar ve fikir adamı Galip Erdem’i vefatının 20. yıl dönümünde hem kabri başında hem de düzenlenen ocakbaşı sohbetiyle andı.

Türk Ocakları Genel Merkezi merhum Galip Erdem'i vefatının 20. yılında kabri başında andı.

Anma programına Galip Erdem'in kızı Bilge ERDEM,  Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖZ, Türk Ocakları Şeref Genel Başkanı Nuri GÜRGÜR, merkez yönetim kurulu üyeleri, kurul üyeleri, ocaklılar katıldı.

Kur'an-ı Kerim okunması ve dualarla başlayan programda ardından Türk Ocakları Danışma Kurulu Üyesi Alaaddin KORKMAZ bir konuşma yaparak Galip ERDEM'den bahsetti. ERDEM'in herkes tarafından ağabey olarak görülen, sevilen büyük bir dava adamı olduğuna vurgu yapıldı.

NURİ GÜRGÜR GALİP ERDEM'İ ANLATTI

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her Cumartesi günü düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Türk Ocakları Şeref Genel Başkanı Nuri Gürgür’dü. Gürgür, “Galip Erdem, Ülkücülük ve Milliyetçilik” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Denetim Kurulu Başkanı Osman Oktay, kısaca Galip Erdem’den bahsettikten sonra sözü Nuri Gürgür’e bıraktı.

Nuri Gürgür, konuşmasına Galip Erdem’in sadece okumakla öğrenilemeyeceğini söyleyerek başladı. Galip Erdem’in ülkücülüğü ve milliyetçiliği hayatıyla, davranışlarıyla yaşayan bir insan olduğunu belirten Nuri Gürgür, gençlere şu mesajı verdi: “Galip Erdem’i tanımadan bilmeden, Türkiye’nin son elli senesindeki olayları, siyasi, ideolojik, kültürel değişimleri ve ülkücü milliyetçi hareketin bu dönem içerisinde yaşadıklarını bilmek ve öğrenmek mümkün değildir.” Nuri Gürgür, Galip Erdem’i, tanıdığı en zeki insanlardan biri olarak anlatırken, hafızası, dikkati ve muhakeme gücüyle hakikatin kendisini ifade edebilen bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Galip Erdem’in mizah kabiliyetinden de bahseden Gürgür, “Kara Kedi” isimli mizah dergisine değindi.

Galip Erdem’in hassas bir insan olduğunu anlatan Gürgür, kırıldığında inzivaya çekildiğini, insanlardan uzaklaştığını anlattı. Gürgür, Galip Erdem’in 12 Eylül’ü müteakip gençlere hitaben yazdığı şu satırları okudu: “Hiçbir şey istememiş ve hiçbir şey beklememiş, almayı hiçbir zaman düşünmemiş, mutluluğu hep vermekte aramış bir sevginin yüceliği bilinmezse elbette kırılırız. Kazadan, beladan, kem gözden sakınan şefkatimizin güzelliğinden kaçılır da yüreğimiz üşürse, elbette ki güceniriz. Bir köşeye çekilir, daha olmazsa yokluğun serin kucağında uyumak isteriz.”

GALİP ERDEM'İN DARBECİ KENAN EVREN'E MEKTUBU

Nuri Gürgür, Galip Erdem’in 12 Eylül sürecinde Kenan Evren’e yazdığı mektuptan bir kısmı aktardı: “İçeriye aldığınız, işkence yaptığınız bu gençlerin yetişmesinde âmil olanlardan biri de benim. Hesap soracaksanız, ilk başta hesap sormanız gereken kişi benim… Kaçınılmaz gün gelip de mahkemelerin en yücesine yargılandığım zaman eğer sorulursa aynı şeyi söylerim. Sizden bir tek dileğim var MHP’liler ve ülkücüler eğer öyle olmasının gerektiğinin faydasına inanılıyorsa yargılansınlar, cezalandırılsınlar. Ama lütfen, devleti yıkmaya çalışmakla, devleti sevmemekle, vatanı bölmekle suçlanmasınlar. Dileğim yaşayanlar hesabına değil, bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa giren binlerce şehit adınadır. Ruhlarının huzuru içindir. Onlar neden, kimin uğrunda, hangi değerleri yaşatmak için öldüklerini biliyorlardı. İnanıyorum ki bugün olmazsa yarın millet de bilecektir. Tarih de bilecektir. İstiyorum ki siz de bilesiniz ve başkalarına öncülük edesiniz.”

"GALİP ERDEM BİR ÜLKÜCÜLÜK DESTANI YAZMIŞTIR"

12 Eylül yargılanmalarından ve Mamak mahkemeleri sürecinden bahseden Nuri Gürgür, Galip Erdem’in avukat bürosuna kaydolup, savunma organizasyonunun başında yer aldığını ifade etti. Nuri Gürgür, Galip Erdem’in o dönemde yaptıklarının tam bir ülkücü destanı olduğunu anlattı. Gürgür, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun da tahliyesinden sonra ülkücü sanıkların Galip Erdem’e karşı büyük bir şükran duygusu içerisinde olduğunu ifade etti. Galip Erdem’in yine inzivaya çekildiği bir dönemde, istisna olarak Ankara şubesinin Türk milliyetçilerinin meseleleri konusunda konuşma teklifini kabul ettiğini aktaran Gürgür, kürsüye çıkıp sadece şu cümleleri söyleyip konuşmasını bitirdiğini ekledi: “Arkadaşlar, Türk milliyetçiliğinin en büyük meselesi Türk milliyetçileridir. Hepinizi selamlıyorum.” Nuri Gürgür, Galip Erdem’in Türk milliyetçileriyle ilgili teorik meselelere girmeyi tercih etmediğini ama Ziya Gökalp’in, Nihal Atsız’ın, Peyami Safa’nın, Mümtaz Turhan’ın çizdikleri çerçeve içerisindeki anlayışa uyduğunu dile getirdi ve Galip Erdem’i bir hareket insanı olarak değerlendirmek gerektiğini vurguladı.

Ülkücü milliyetçi hareketin tarihi kökeninin çok daha eskilere dayandığını anlatan Nuri Gürgür, “Milliyetçi ülkücü hareketin tarihi menşeine yakışır, onun hakkını veren bir üslubu beklemek ve görmek mecburiyetindeyiz. Eğer bunu göremiyorsak, bu kendi felsefemize, kendi inancımıza, kendi ideallerimize yakışmayan bir hadise olarak karşımıza çıkar. Biz kendi değerlerimize sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.” dedi. Gürgür, Türk milliyetçilerinin üç tane büyük tezinin tarihi akış içerisinde doğrulandığını söylerken, bunlardan ilkini Sovyetler Birliği’nin yıkılması olarak açıkladı. İkincisini, değişmez bir hedef olarak Türk dünyasının bağımsızlığının çok büyük çapta ortaya çıkması olarak aktaran Gürgür, diğerini 90’lardan itibaren Türkiye’de çok ciddi bir güvenlik meselesi şeklinde patlayan PKK meselesi olarak tanımladı ve artık Türk milliyetçilerinin durduğu konumun ne kadar doğru olduğunun anlaşıldığını ekledi.

"ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ HAREKET 40-50 YIL ÖNCEKİ YÖNTEMLERLE MÜCADELE SÜRDÜREMEZ"

Nuri Gürgür konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Bugün ülkücü milliyetçi hareket, kırk elli sene önceki yöntemlerle mücadeleyi sürdüremez. Bugün geldiğimiz çağda belirleyici temel unsur, bilgidir, bilimdir, nitelikli, ehliyetli insandır. Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı milli şuur sahibi, tarihi şuur sahibi, nitelikli yetişmiş insan ihtiyacıdır. Türkiye’nin kaderi de buna bağlıdır. İşe öncelikle birbirimizi sevmekle, birbirimize değer vermekle ve saygı duymakla başlamalıyız. Unutmayalım, Türkiye’nin yeni bir cihan hâkimiyeti mefkûresine yeni bir medeniyet hamlesine yeni bir kızıl elma heyecanıyla hareket etmeye, Türkiye’nin büyük ve güçlü bir ülke olduğuna iman ederek bu hareketi başlatma ihtiyacı var. İşte bunu başlatacak olan gençlerdir. Gençlerimiz öncelikle şunu bilmelidirler, omuzlarında çok ağır bir sorumluluk var, Türkiye’nin kritik bir döneme geldiği şu zamanda, bu kritik dönemeçten sağlıkla çıkmamız gençlerimizin tavrına alacakları istikamete bağlıdır. Evvela yüreklerinde beyinlerinde zihinlerinde buna hazır olup olmadıklarının irdelemesini yapmalı ve bu tarihi diriliş hamlesini yapmak zorunda olduklarının bilinci içerisinde olmalıdırlar.”

Kapanış konuşmasını yapan Türk Ocakları Genel Merkezi Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Türk Ocakları Şeref Genel Başkanı Nuri Gürgür’e çok teşekkür etti. 80 öncesinde yaşadıkları süreçten bahseden Öz, fedakârlık ve ülkücülük timsali olarak Galip Erdem’i bir örnek şahsiyet olarak tanımladı. Öz, bizim ihtiyacımız olan tavrın bu tavır olduğunu, bu tavırda millete hizmetin esas olduğunu, İ’lây-i Kelimetullah ve Kızıl Elma ülküsünü 21. yüzyıl şartlarında yeniden yorumlama ve dünyanın gündemine getirme görevinin gençlerde olduğunu vurguladıktan sonra Galip Erdem’i ve tüm şehitlerimizi rahmetle anarak sözlerine son verdi.

Haber: Hilal Süyümbike MARAŞ

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber