'TÜRK MİLLETİ HAFIZASI OLAN BİR MİLLETTİR'

11 Aralık 2017
156 Haber Okunma   0 Haber Yorum

MHP Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY, 2018 Yılı Bütçesi üzerine TBMM’de konuştu.

Akçay, TBMM Genel Kurulunda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinin, Türkiye'nin kritik süreçlerden geçtiği bir zamanda yapıldığına işaret etti.

Türkiye Cumhuriyetinin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede yakından etkileyen ağır tehditlerle karşı karşıya olduğuna değinen Akçay, "Türk milletinin binlerce yıllık varlığı sona erdirilmek isteniyor. Milli kimliğimiz aşındırılarak çok kimlikli bir yapıya dönüştürülmek isteniyor. Türkiye Cumhuriyeti kendi sınırlarını kendi başkentinden yönetemez hale getirilmek isteniyor." ifadesini kullandı.


"Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

2018 yılı Bütçe görüşmelerine başlıyoruz.

Bizleri izleyen aziz vatandaşlarımızı ve muhterem heyetinizi şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerime başlarken;

Güzel ülkemiz Türkiye’yi bizlere vatan yapan aziz atalarımızı,

Milletimizin birliği, devletimizin dirliği, vatanımızın bütünlüğü için kahramanca mücadele ederken şehadet şerbetini içen aziz şehitlerimizi,

Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk milletinin ortak değeri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,

Partimizin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i rahmet ve şükranla anıyorum.

Ayrıca şu anda vatanımızın her köşesinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede destansı başarılar elde eden Silahlı Kuvvetlerimize ve güvenlik güçlerimize başarılar diliyor, desteklerimizi ve dualarımızı gönderiyoruz.

Değerli Milletvekilleri,

Bütçe TBMM’nin kamuya kaynak aktarma ve bu kaynakları dağıtma yetkisi verdiği bir belgedir. Çiftçinin, esnafın, işçinin, memurun, sanayicinin velhasıl büyük Türk milletinin alınteriyle yarattığı kaynak bugünden itibaren 12 gün sürecek müzakerelerle bütçe kanunu olarak hayata geçecektir.

Bütçe millet malıdır, beyt-ül maldır.

Ayrıca bütçe sadece para değildir. Hükümet faaliyetlerine tutulan bir ayna ve muhasebedir.

Bütçede vatandaşlarımızın sorunlarına çare, beklentilerine cevap aranır.

Bütçede aradığımız dirliktir, düzendir, güvenliktir, adalettir, refahtır, sağlıktır, eğitimdir, iştir, aştır.

Bütçeyi görüşürken,

Atanamayan öğretmenlerimizin, gıda ve ziraat mühendislerimizin, veterinerlerimizin, sağlıkçılarımızın haklarını arayacağız.

Emeklilikte yaşa takılan vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm arayacağız.

Sağlık meselesini ele alacağız.

Eğitim sorunlarını gündeme taşıyacağız.

Asgari ücretlinin, emeklinin, işçinin, memurun geçim sıkıntısını gündeme taşıyacağız.

Zor günlerden geçen esnafımızın sesi olacağız.

Çiftçimizin emeğinin, alın terinin hesabını soracağız.

Somalı madencimiz şehit Gafur Şengazi’nin evladı Sıla’nın hayallerinin peşinde olacağız.

Şehidimiz Ahmet Alp’in muhterem babasının “Vatanımız sağolsun. Allah bu millete zeval vermesin” duasını yere düşürtmeyeceğiz.

Şehit öğretmenimiz Aybüke’nin al yazmasını sancağımız yapacağız.

Onbeşliler neslinden Trabzonlu Eren’in çakmak bakışlarıyla yolumuzu çizeceğiz.

Bunları yaparken yönümüzü Türk milletinden başka yere döndürmeyeceğiz. Öteki-beriki demeyeceğiz. Sizin mahalle-bizim mahalle yarışına girmeyeceğiz.

Çünkü bizim başka bir ajandamız ve gündemimiz yoktur. Gizli ajandalarla terör örgütlerinin sözcüsü, hamisi olmayız. Hukuk dışında hiçbir informel yapıyı ve örgütü devlet işlerinde paydaş görmeyiz.

Ecdadın kanıyla tesis ettiği milli varlığın bir ganimet gibi hoyratça kullanılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.

Ecdadımızın emaneti değerlere sahip çıkacak, ısrarla millet, kararlıkla birlik, sevgiyle kardeşlik diyeceğiz.

Değerli Milletvekilleri,

Bütçe görüşmelerini Türkiye Cumhuriyeti’nin en kritik süreçlerden geçtiği bir zamanda yapıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede yakından etkileyen ağır tehditlerle karşı karşıyayız. Türk milletinin binlerce yıllık varlığı sona erdirilmek isteniyor. Milli kimliğimiz aşındırılarak çok kimlikli bir yapıya dönüştürülmek isteniyor. Türkiye Cumhuriyeti kendi sınırlarını kendi başkentinden yönetemez hale getirilmek isteniyor.

Türkiye yerli ve yabancı işbirlikçiler ile taşeron terör örgütlerinin saldırısı altındadır.

Güney sınırlarımızın ötesinde ülkemizi çevrelenecek bir terör koridoru oluşturulmak istenmektedir.

15 Temmuz hain darbe ve işgal teşebbüsü sonrasında kamu kurum ve kuruluşlarında, siyasette, bürokraside, ekonomide, sosyal hayatta, üniversitelerde, güvenlik teşkilatlarımızda FETÖ ihanetiyle mücadele devam etmektedir.

Bu karanlık tabloya tarafsız kalma imkanı yoktur. Kenara çekilip olan biteni izleyerek günü kurtarma çabasında olamazsınız. Türkiye doğrudan hedef haline getirilmişken siyasi çıkar hesapları yapamazsınız.

Pensilvanya’dan beslenen, Türk düşmanlarıyla düşüp kalkan, milletimize sömürgecilik dayatması yapanlar vaziyet almışken ben diyemeyiz. Kısır siyasi çekişmeler içine giremeyiz.

Değerli Milletvekilleri,

15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından gördük ki, devletimiz dardadır. Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmamız gerekmektedir.

Devlet hain illegal örgütlerin, sinsi informel yapıların, düşman teröristlerin yuvalanacağı bir yapı değildir, olmamalıdır.

Devlet milletimizin teşkilatlanmış halidir. O yüzden devlet ebed müddet, millet ebed müddet diyoruz.

Büyük Türk milleti için devlet; evinden, ocağından kutsal gördüğü bir yapıdır. Çünkü devlet hürriyettir, anadır, babadır, istiklaldir, istikbaldir. Bunun için tarihte eşine az rastlanır bir fedakârlıkla cepheden cepheye mücadele ettik.

Türkün birliği de dirliği de devletiyle somutlaşır. Terör örgütlerinin devletin içine neden sızdığına buradan bakarsanız anlaşılır. Büyük Türk milletinin 15 Temmuz’daki tehdide karşı özveriyle yaptığı mücadele ancak böyle anlaşılır.

Milletin bu gerçeğini görmezden gelerek siyaset yapamazsınız. Görmüyor, duymuyor, hissetmiyorsanız, siyasi kör dövüşü içindeyseniz milli de yerli de olamazsınız.

Bu anda siyasette milli mukavemet duruşu başlar. Muhalefet ederiz, ancak milli mukavemetten ayrılmayız.

Siyasi rekabeti düşmanlık haline getiremeyiz.

Değerli Milletvekilleri,

Kutlu bir devlet, mutlu bir millet adalet üzerine hayat bulur.

Hukuk ve adalet hepimizi bağlayan en önemli unsurdur.

Kıymetli şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu bu yüksek duyguyu bakın ne güzel anlatmış:

“Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir.
Temele taş bulmak gecikebilir.
Devlete baş bulmak gecikebilir.
Adalet gecikmez, tez verilmeli…”

Adâletin, liyakatin, ehliyetin, meşveretin ve dayanışmanın hüküm sürmediği, kargaşa içindeki bir düzenden sağlıklı bir toplum ve huzurlu bir gelecek doğamaz.

15 Temmuz’da, Türk milletine, onun silahını, tankını, topunu döndürme hainliğini gösteren teröristler için, FETÖ’ye yardım ve yataklık edenlerin ve FETÖ’nün her unsurunun, özellikle siyasi ayağının ortaya çıkarılması için adaletin bir an önce eşitlik ve hakkaniyet içinde tecelli etmesini istiyoruz.

Ankara’da dayılar, İstanbul’da emmiler aramıyoruz. Sadece hukuktan, nizamdan, kanundan ayrılmayan kurumlar istiyoruz.

Hukuk ve adalet, devleti kurum ve kurallarıyla yöneterek tesis edilir.

Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de der ki;

"Adalete istinat eden kanun bu göğün direğidir; kanun bozulursa, gök yerinde duramaz."

Gök yerinde dursun, devlet ayakta kalsın diye hukuku, adaleti savunmaya, inşa etmeye ve korumaya devam edeceğiz.

Değerli Milletvekilleri,

Mensubu bulunduğumuz Yüce Meclis millet iradesinin hukuka dönüştüğü yerdir.

Anayasa ve kanunlar milletin refah ve saadetini, devletin ve milletin bekasını temin için vazedilir. Bunların milli bünyeye ve iradeye uygunluğu temin edilmelidir. Çünkü ebediyen var olan millettir.

Bir yönetim sisteminin sınırlarını Anayasa çizer.

Yeni siyasetin ve yönetimin yolları ve sınırları 16 Nisan halk oylamasıyla çizilmiştir. Cumhuriyetimizin demokratik gelişmesinin doğal bir sonucu olarak artık önümüzde yeni bir istikamet var. Kuvvetler ayrılığının kesinleştiği, yetki ve sorumluluk dengesinin tesis edildiği, millet iradesine dayanan değişiklikle yeni bir hükümet sistemine geçiyoruz. Çift başlılık bitecektir. Yetki başkasında, sorumluluk başkasında olmayacaktır. Güçlü ve büyük Türkiye’nin önü açılmaktadır.

Milli devlet tahkim edilecek, ülkemizin üzerindeki kara bulutlar dağıtılacaktır.

Yeni yönetim sisteminde TBMM sistemin denge-fren mekanizmasının belkemiği olacaktır. Bu nedenle önümüzde zorlu bir gündem var. Bir taraftan sosyal ve ekonomik sorunlara kalıcı çözümler üretmek için çalışmalar yaparken, diğer taraftan yeni hükümet sistemine ilişkin yasal düzenlemeler gündemimizde olacaktır. Tüm partilerin ve milletvekillerinin bu süreçteki tavır ve tutumları Türkiye’nin geleceğine ilişkin düşüncelerini de açığa çıkaracaktır.

Oyalanacak, boşa harcanacak vaktimiz yoktur. Demagoji ve istismardan uzak durulmalıdır. Türk milletinin 16 Nisan’da gösterdiği irade dışında yürümenin milli iradeyi tanımamak anlamına geleceğini unutmayınız.

Değerli Milletvekilleri,

Ülkemizin en önemli gündeminden birisi terörle mücadeledir.

Terörle mücadele bir güvenlik, beka ve demokrasi mücadelesidir.

Yurt içinde ve sınırlarımız ötesinde terörle amansız yapılan mücadeleyi takdirle destekliyoruz. Yapılacak iş bellidir: Bataklığı kurutmak!

Türkiye, terörle mücadelesinde haklıdır, bu mücadele meşrudur. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları söylemlerinin ardına saklanarak terörle mücadeleyi sekteye uğratmaya çabalayan bölücü ve yıkıcı çevrelerin gerçek niyetleri gün gibi ortadadır.

Hükümetin en önemli görevi bu mücadelede kesin başarıya ulaşmaktır.

Bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi devletin, hükümetin, kahraman asker ve polislerimizin yanındadır.

İbretle görüyoruz ki, amaç ve niyetleri bulanık bir kısım sözde iş çevresi sözcüleri, ülkemiz üzerinde oyunlar tertipleyen dış güçlerden aldıkları telkinlerle hala çözüm sürecine dönülmesi çağrısı yapmaktadır. Bu garabette ve yanlışlıkta ısrar eden yerli işbirlikçi iş adamı görüntülü bezirganları uyarıyoruz; hadsizlik yapmayınız, bugüne kadar milli ve yerli bir duruşunuzu görmedik, bari gölge etmeyin başka ihsan istemez.

Terörle mücadelenin etkin olarak sürdürüldüğü bir dönemde bu tür söylemler şaibelidir.

En son terörist teslim alınıncaya, en son kanlı silah kırılıncaya kadar terörle mücadelenin azim ve iradeyle devam edeceğine inanıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti bunu gerçekleştirmeye muktedirdir.

Çünkü milli mukavemet canlıdır. Millet devletiyle bir bütün halindedir.

Bu vesileyle Cenab-ı Allah’ın Silahlı Kuvvetlerimize güç ve kudret vermesini temenni ediyor, terörle mücadeledeki aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum, yaralılarımıza şifalar diliyorum.

Değerli Milletvekilleri,

15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin üzerinden yaklaşık 17 ay geçti. Bu mücadeledeki görüş, uyarı ve tavsiyelerimizi bu kürsüden defalarca paylaştık. Özellikle 15 Temmuz’un aktif planlayıcılarıyla, FETÖ’nün siyasi uzantı, unsur ve destekçileriyle mücadele edilmesini, bu kişilerin bir an önce yargı önüne çıkarılmasını dile getirdik. Bu hesaplaşmadan hiç kimse kaçamayacaktır. Er ya da geç FETÖ’yle mücadele en son noktaya kadar yürütülecektir.

15 Temmuz’dan sonra bir kabustan uyanarak silkinen Türkiye’nin milli çıkarlarının merkezde olduğu “Başkent Ankara” perspektifinin hayata geçirildiğini hatırlatmak isterim.

O meşum geceyi yaşayan ve hatırlayan hiç kimsenin ülkemizin bütünlüğü, devletimizin dirliği, milletimizin birliği için olağanüstü tedbirlerin alınmasına karşı çıkmaması gerekir.

Aradan geçen 17 ayda hiç düşündünüz mü; 15 Temmuz’da darbeciler başarılı olsaydı ülkemiz ne hallere düçar olacaktı? Kaç vatan evladı katledilecek, kaç vatan evladı yokluğa, yoksulluğa, vatansızlığa, esarete sürüklenecekti?

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak FETÖ’yü, Milli Mücadelede defedilen hainlerin ve Türk düşmanlarının 94 yıl sonra kaldırdıkları baş olarak görüyoruz.

Bu bakışla FETÖ’yle mücadelenin, elbette adalet ve hukuk içerisinde, başarıya ulaşmasını istiyoruz.

Biz 15 Temmuz’un tarihi bir hesaplaşma olduğunu düşünerek Türk milletiyle, bütün milli unsurlarla bir araya geliyoruz.

Değerli Milletvekilleri,

Türkiye ve bölgemiz tarihinin en kritik döneminden geçmektedir. Asırlık plan ve projeler yeniden uygulamaya geçirilmiştir. Şark Meselesi yeniden gündeme getirilmektedir.

ABD ve bazı Batılı ülkeler, önlerine Orta Doğu haritasını koymuşlar başta Irak ve Suriye olmak üzere bölgenin yeni haritasını keyiflerince çizmeye çalışmakta, Sykes Picot’un yeni versiyonlarına girişmektedirler.

Perde önünde bizimle müttefik gibi duran ülkeler güneyimizde terör örgütlerinin hamisi, tedarikçisi olmuşlardır.

Güney sınırımız boyunca hiçbir illegal örgütün bırakın büyümesini, var olmasına dahi izin veremeyiz. Bunun için hiç vakit kaybetmeden sınır ötesinde terör örgütü PKK/YPG’ye karşı operasyonlar kararlılıkla sürdürülmelidir.

Dış politikadaki gelişmelerle terörle mücadeleyi birbirinden ayrı görmeden ülkemizin bekasına yönelik saldırıları bertaraf edecek iradeyi göstermeliyiz.

Öte yandan komşu bölgelerimizde, ata yadigarı, İslam’ın emaneti topraklarda kaygı verici gelişmeler yaşanmaktadır.

ABD başkanı İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıdıklarını açıklamıştır. Bu kararı reddediyor ve kınıyoruz. Kudüs İsrail tarafından işgal edilen bir Filistin toprağıdır. Kudüs Filistin’in başkentidir. Kudüs’ün statüsü tartışmalarını derinleştirmek bölgede barışı değil çatışmaları ve hak ihlallerini arttıracaktır.

Kudüs’ün kapısına dayanan Siyonist ve Haçlı operasyonu hala işbaşındadır.

Bu Haçlı zihniyetine gereken cevap her türlü hukuki ve meşru platformda verilmelidir.

Sonuç olarak, özetle, dış politikamızı milli çizgide sürdürmekten başka çaremiz yoktur. Milli duruş meselelere Ankara’dan bakmakla inşa edilir.

Değerli Milletvekilleri,

Bu çetin şartlar altında önem vermemiz gereken bir konu da milli savunmamızdır. Bir milletin bağımsız, güçlü ve müreffeh bir ülke olarak yaşamasında en önemli etkenlerden birisi de milli savunma gücüdür.

Dünyanın en zorlu çatışmalarının yaşandığı bir bölgedeyiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu coğrafyada milli savunmamızı ve güvenliğimizi çok güçlü kılmamız gerekmektedir. Ülkemizin her türlü bela ve saldırılardan korunması her fedakârlığa değecek bir husustur.

Füze savunma sistemleri, yerli silah, mühimmat ve askeri araç gereçlerin üretimini her türlü siyasi tartışmanın üzerinde tutarak destekliyoruz. Türk savunma sanayi son yıllarda yaptığı atakla birçok alanda başarılı projeler gerçekleştirmiştir. Milli tank, milli uçak ve milli uydu projeleri devletin büyük kararlılığı ile devam ettirilmelidir. Türkiye'nin bölgesinde liderlik iddiasını artıracak ve ordumuzu daha da güçlendirecek yeni projelere destek olunmalıdır. Bu çerçevede savunma sanayiinde yetişmiş mühendis ve ara elaman gücü, yerli sermaye ve girişimlerle de desteklenmelidir.

Değerli Milletvekilleri,

Ülke olarak her yerde, her alanda, her faaliyeti istikrar içinde yürütmemiz gerekmektedir. En önemli sorunlarımızdan birisi de milli eğitim meselemizdir.

İlkokuldan üniversiteye eğitimin her kademesindeki katılımcılar, öğrenci, öğretmen, akademisyen ve veliler eğitim sistemindeki istikrarsızlıktan ve belirsizlikten şikayetçidir.

Milli eğitim sistemindeki istikrarsızlığın derinleşmesi geleceğimizi de tehdit eder bir duruma gelmiştir.

Milli eğitim hepimizin önyargısız bir şekilde üzerinde düşünmesi gereken bir konudur.

Eğitim sistemindeki zafiyetler kabul edilemez.

Maalesef ilköğretimden ortaöğretime ortaöğretimden yükseköğretime geçişler belirsizlik içerisindedir.

Milli eğitimdeki sorunlara geniş bir mutabakatla son vermeliyiz. Milletimizin eğitime ilişkin beklentilerini bilimin ışığında milli hassasiyetle yerine getirmeliyiz.

Atanamayan öğretmenlerden, sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına, derslik sayısından okullarımızın nitelik ve imkânlarına kadar milli eğitim sorunları geniş bir zeminde ele alınmalıdır.

Sonuç itibariyle, Türk milletine mensubiyetin şuuruna sahip, manevî ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek, gelişmeye açık, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, erdemli ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi eğitim politikamızın vazgeçilmez temel amacı olmalıdır. Eğitim politikaları yüksek medeniyet hedefine dayanan milli ve istikrarlı bir anlayışla kurgulanmalıdır.

Değerli Milletvekilleri,

Değinmek istediğim bir diğer husus tarım ve hayvancılıktır.

Tarım ve hayvancılık vazgeçilmez stratejik bir sektördür.

Ancak Tarımın Milli Hasılaya olan katkısı yıllar içinde giderek düşmüş, tarımsal ihracatımız tarımsal ithalatı karşılayamaz duruma gelmiş, ekilen biçilen alanlar ile tarımda çalışan sayısı azalmış, köylerimiz boşalmış, çiftçimizin geliri her geçen yıl düşmüş ve borçları artmıştır.

Türkiye’nin büyük bir kapasiteye sahip olduğu geleceğin anahtar sektörlerinden olan tarımdaki bu tablo kaygı vericidir.

Mazot, gübre, fide, yem, ilaç, elektrik gibi tarımsal girdilerdeki fiyatların yüksek olması çiftçiyi üretimden uzaklaştırmakta, tarımda uluslararası piyasada rekabet şansımızı azaltmaktadır.

Üretim planlaması ve fiyatlandırma politikası sağlıklı değildir. Üretici hem girdi maliyetlerinin yüksek olması hem de ürettiği malı değerince satamaması nedeniyle yeterince kazanamamakta, zarar etmektedir. Bunun önüne geçmek için stratejik öneme sahip olan ürünlerde fiyat garantisi sistemi uygulanmalıdır.

Hayvancılık, tarımsal katma değerin adeta lokomotifidir. Küçükbaş hayvancılığın sorunlarını elbette tarım ve hayvancılığın yapısal sorunlarından ayrı düşünmemeliyiz. Bu yüzden küçükbaş hayvancılığa da özel bir önem vermemiz gerektiğini ifade ediyoruz.

Değerli Milletvekilleri,

Bugün Türkiye’nin önemli stratejik sektörlerinden birisi de enerjidir.

Enerjide dışa bağımlılıkta Dünya sıralamasının üst sıralarındayız. Bu durum önemli bir arz güvenliği riski taşımaktadır. Doğalgazda 5 inci, petrolde 13 üncü, kömürde 7 nci sıradayız. Bu rakamlar geleceğimizi tehdit etmektedir. Oysa enerji arzında öz kaynaklarımızı harekete geçirmemiz halinde çok yüksek bir potansiyelimiz vardır.

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesinin Raporlarına göre; Türkiye öz kaynaklarını harekete geçirdiğinde 750 milyar kw/s elektrik üretebilecektir.

Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde sunulması temel bir enerji politikası olmalıdır. Millî bir enerji politikası oluşturulabilmesi için enerji hammaddelerinde dışa bağımlılığın azaltılması; Yerli kaynaklardan maksimum ölçüde yararlanmak için kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının azami seviyede değerlendirilmesi, enerji ithalatında kaynak ve kaynak ülke çeşitliliğinin arttırılması gerekmektedir. Nükleer enerji başta olmak üzere yeni enerji teknolojilerini üretecek yetkinliğe ulaşmamız elzemdir.

Değerli Milletvekilleri,

Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü 57’nci Hükümet döneminde Milliyetçi Hareket Partisi tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde kurulmuştur.

Esnaf ve Sanatkârımız; sermaye ve refahın tabana yayılmasında, gelir dağılımının iyileştirilmesinde, sosyal dengelerin korunmasında çok önemli bir görev üstlenmektedir. Ülkemizdeki işyerlerinin yüzde 99’u esnaf ve küçük işletmelerden oluşmaktadır. İstihdamın yüzde 77’si, ekonomide yaratılan katma değerin yüzde 36’sı esnaf ve sanatkarlarımız tarafından sağlanmaktadır.

Esnaf ve sanatkârlarımız; finansman yetersizliği, gelişmiş pazarlara hitap edecek donanımlardan mahrum olması, bilgi ve teknolojideki yeniliklerin getirdiği değişimler, küresel ekonominin, marketlerin ve Uzakdoğu mallarının yarattığı rekabet, mesleki eğitim yetersizliği, sosyal güvenlik sorunları, yüksek vergi ve SGK pirimi, halkın alım gücünün düşmesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi, yaşanan iç ve dış göçler, kayıt dışı esnaflığın oluşturduğu haksız rekabetin getirdiği tehditler altında var olma mücadelesi vermektedir.

Esnaf, büyük alışveriş merkezlerinin baskısı altında kalmıştır. Faaliyete geçen her AVM, etrafında yer alan esnaf ve sanatkârı yok olma noktasına sürüklemektedir.

Esnaf ve sanatkarlarımız Türkiye ekonomisinin ve Türk toplum yapısının temelidir. Bu temeli korumalıyız, güçlendirmeliyiz.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, ülkemiz toplumsal huzur ortamından giderek uzaklaşmakta, sosyal şiddet her geçen gün artmaktadır. Kavga ve şiddet her yerdedir; evde, işte, okulda, sokakta, sporda, televizyon ekranlarında. Bu şiddet sarmalından kurtulmamız için acil önlemlere ihtiyacı vardır.

Sosyal sorunların çözümü için ortak bir akıl etrafında birleşmek mecburiyetindeyiz.

Değerli Milletvekilleri,

Türk milletinin engin bir tarihi, kültürü, mücadele azmi ve iradesi vardır. Milletçe büyük bir devlet şuuruna sahip olmasaydık bekamızı devam ettiremezdik. Türk milleti hafızası olan bir millettir. İşte Milli Mücadele günleri, işte 15 Temmuz gecesindeki milli duruş!

Zor günlerden geçiyoruz. Bu zor günlerde Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin gerçek ve acil sorunlarına çözüm üretmede omuz omuza, kafa kafaya çalışma çağrısı yapıyoruz.

Türkiye’nin her bakımdan bir inşa ve ihya girişimine ihtiyacı vardır. Hepimiz öncelikle şu soruların cevaplarını aramakla mükellefiz:

Neyi, nerede, nasıl inşa ve ihya edeceğiz?

Hangi geçmişten nasıl süzülüp geliyoruz?

Nasıl bir geleceği tahayyül ve tasavvur ediyoruz?

Nelere sahibiz, nelerden mahrumuz?

Önümüze çıkan engelleri aşabilmek için gerekli olan maddi ve manevi imkânlarımız nelerdir?

Bu imkânlar eksikse nasıl tamamlarız? Fazlaysa nasıl yönetiriz?

Unutmayınız, zor diye bir şey yoktur; imkânsız sadece zaman alacaktır.

Siyaset anlayışımızda öznemiz millet, nesnemiz devlettir.

Toplumun üzerine pompalanan umutsuzluk girdabından bir an önce çıkılmalıdır.

Türkiye’nin kalkınma ve güçlenme hamlesini başlatacak, gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltecek, yoksulluğu ortadan kaldıracak, dargınlıkları giderecek; birleştirici, kucaklayıcı, sosyal barışı temin eden, kurumlarla yurttaşlar arasında güven sağlayan bir uzlaşmaya, normalleşmeye ihtiyacı vardır.

Zorlaştıran değil kolaylaştıran, iten değil kucaklayan, bölen değil birleştiren, haklı zayıfı haksız güçlüye karşı koruyan bir anlayışı hâkim kılmak zorundayız.

Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu kronik sorunları kökten çözmek için,

Atıl bırakılan beşeri ve fiziki kaynaklar harekete geçirilmeli, ülkemizi sürekli üreten ve üreterek büyüyen bir ülke haline getirmeliyiz.

Kamu hayatının her alanında şeffaflık ve hesap verme anlayışını hâkim kılacak bir sistem bir an önce hayata geçirilmelidir.

Ekonomi, bilim ve sanayi, dış politika, kültür, sanat, eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılık gibi alanlarda çağdaş, akılcı, gerçekçi, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir programı vatandaşlarımıza sunmamız milli bir görevdir.

Sen-ben kavgasına girmeden; dilde, fikirde, işte birlik şiarıyla Türkiye’nin birliğini yıkmak isteyenlere karşı demokratik ve milli bir direniş çağrısı yapıyoruz.

Aziz milletimizi bir gönül seferberliğine davet ediyoruz.

Türk’ün asli cevherinde bir araya gelelim. Yek vücut olalım.

Türkiye’nin birliği, refahı, mutluluğu ve geleceğinin yegâne teminatının, al bayrak altında birleşmekten geçtiği unutulmamalıdır.

19 Mayıs 1919’daki ilk adımın, 23 Nisan 1920’deki ilk açılışın, 29 Ekim 1923’teki ilk ilanın heyecanı ve coşkusuyla doluyuz.

Bize lazım olan;

Birlik ve beraberlik

Kararlılık 

Her bakımdan GÜÇLÜ OLMAKTIR.

Davranmalıyız, el ele verip, omuz omuza şahlanmalıyız. Yeni bir Türk mucizesi doğmalıdır… Doğacaktır. Belki yarın, belki yarından da yakın.

Konuşmama son verirken 2018 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, muhterem heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum." dedi. 

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber