TDBP’DEN “KIBRIS'TA ÇÖZÜM: ULUSLARARASI TANINMIŞ VE EŞİT KKTC” AÇIKLAMASI

01 Temmuz 2017
405 Haber Okunma   0 Haber Yorum

100’ün üzerinde sivil toplum kuruluşu, öğrenci topluluğu, gençlik meclisi ve öğrenci konseyini bünyesinde bulunduran Türk Dünyası Birlik Platformu (TDBP) 28 Haziran 2017 tarihinde İsviçre’de başlayacak olan Kıbrıs Konferansı hakkında bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

“Kıbrıs’ta Çözüm: Uluslararası Tanınmış ve Eşit Bir KKTC” başlığı taşıyan açıklamada KKTC’nin bağımsızlığının korunması gerektiği vurgulanarak adadan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tasfiye edilmesi ve Türkiye’nin garantör ülke konumundan çıkarılmak istenmesi gibi taleplere şiddetle karşı çıkılması gerektiği ifade edildi.
TDBP resmî internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde;
“Türk milletinin “Yavru Vatan” ön adı ile hafızasına kazınmış, çeşitli zulümlerin dayanılmaz seviyeye erişmesi sonrasında can bedelini ödeyerek devletleştirdiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kaderini doğrudan etkileyecek bir süreç içerisinde bulunmaktayız. “Çözüm” retoriği kullanılarak sürdürülen ve yılan hikâyesine dönen müzakerelerin bir neticesi olarak Kıbrıs Konferansı’nın ikincisi, en az on beş gün sürmesi planlanan programlar çerçevesinde 28 Haziran 2017 tarihinde İsviçre’nin Crans Montana kasabasında, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde taraflar ve garantör ülkelerin temsilcileri ile Avrupa Birliği’nden (AB) gözlemcilerin katılımıyla gerçekleşecek.
Konferans kapsamında “Güvenlik ve Garanti”, “Toprak”, “Mülkiyet”, “Yönetim” ve “Güç Paylaşımı” üst başlıklarının görüşüleceği göz önüne alındığında müzakere sürecinin bazı kırılma noktalarını hatırlamak elzemdir. 7-11 Kasım 2016 tarihinde İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında yapılan müzakerelerde Rum tarafının aşırı taleplerde bulunması ve uzlaşmaz tavırlarından dolayı sonuçsuz kalmıştı. Bu olay sonrasında tıkanan görüşmelerin yolu BM aracılığı ile yeniden açıldı ve BM Cenevre Ofisinde gerçekleşen zirveye giden süreç başlamış oldu. Bu konferansta, müzakerecilik açısından büyük bir hata yapılmış ve belirlenme aşamasında istişareden yoksun bir şekilde hazırlanan, sunulması süresince de bir elin parmaklarını geçmeyecek kişinin gördüğü ancak KKTC’nin toprak kaybının ön görüldüğü haritalar da sunulmuştur. Kıbrıs Konferansı’nın ilk kısmı olan bu görüşmeler öncesinde “Kıbrıs’ta Çözüm Toprak Vermek Değildir” başlığı ile gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında da işaret ettiğimiz tehlike, Rum yönetimi ile Yunanistan’ın ortak eylem planı konferans sonrasında gün yüzüne çıktı ve Rum yönetimi tarafından okullarda Enosis’i kutlama kararı alındı. Durum bu şekildeyken cevabı verilemeyen hayatî bir soru karşımızda belirmektedir: Sözde çözümü getireceği kehanetiyle hareket edilen müzakerelerde tavizler neden sürekli olarak Türk tarafından beklenmektedir?
Öte yandan, sorun ve çözüm anahtar kelimelerini temeline alan tüm bu süreç kavramların yanlış anlamlandırılması sebebiyle de sorunludur. Anadolu’nun doğal uzantısı olan Kıbrıs adasına Osmanlı tarafından vurulan Türk mührünün, yakın tarihte Kanlı Noel gibi daha nice katliam ile silinme girişimlerinin sonrasında Kıbrıs Türk halkının özgür iradesinin kendi kaderini tayin etme hakkı neticesinde kurulan KKTC’nin sorunu Kıbrıs’ta kurulacak bir federe devlete dâhil olamamak değildir! KKTC’nin karşı karşıya olduğu aslî sorun devletlerarası münasebetler noktasında beliren bir tanınmama sorunudur. Kıbrıs’ta çözüm adına yapılabilecek ilk çalışma Türkiye ve KKTC idaresinin KKTC’nin uluslararası tanınırlığını ve Kıbrıs’ta eşit iki devletin varlığının kabulünü sağlamak olmalıdır.
Türk Dünyası Birlik Platformu olarak 28 Haziran’da başlayacak Kıbrıs Konferansı’na katılan ve burada irade beyanında bulanacak tüm KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti temsilcilerinden talebimiz, Annan Planı’ndan dahi daha ağır şartların öne sürüldüğü; kısa vadede KKTC’nin toprak kaybedeceği, uzun vadede Kıbrıs Türklüğünün siyasi güçsüzlüğüne sebebiyet verecek, Türkiye’nin garantör ülke konumundan çıkarılmak istendiği, adadan Türk askerinin tasfiye edilmesinin amaçlandığı bu tiyatroda net bir şekilde tavır takınılmasıdır. Müzakere içeriğinde hayatî öneme sahip konular başta olmak üzere Kıbrıs Türklerinin iradesine saygı duymayan yönetim anlayışı terk edilmelidir. KKTC’de hâlen görevde bulunan 26. Hükûmetin konu özelinde dile getirdiği uyarıların dikkate alınması gerekmektedir. Kıbrıs’ta Türklüğün yaşaması siyasî, ekonomik, jeopolitik, tarihî bakımdan bakıldığında ayrı ayrı gerekliliktir. Akdeniz’deki enerji kaynakları ve koridorundaki haklarımız Rum emperyalizmine terk edilmemelidir. KKTC, şehitler emanetidir. KKTC, Türk kanıyla var olmuş bir devlettir; yaşatılması bir şeref meselesi olduğu kadar tarihe karşı sorumluluğumuzdur.
Kıbrıs’ta çözüm, uluslararası hukuk normlarına uygun, her alanda eşit düzeyde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tesis etmek ve devletimizi yaşatmaktan geçmektedir.”

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber