“Milliyetçi Nesiller ve Beklentiler”

19 Aralık 2017
320 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Samsun Türk Ocağı tarafından düzenlenen "Türk Milliyetçiliğinde Nesiller Ve Beklentiler" paneline konuşmacı olarak, Yusuf Uğurlu, Yahya Taşkıran, Serkan Şen katıldı. Oturum başkanlığını ise Osman Kara Üstlendi.

Samsun Türk Ocağının on beş gün de bir düzenlediği konferanslar dizisinin güz dönemi kapanış programı Öğretmen Evi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Panel şeklindeki etkinlik,"Türk Milliyetçiliğinde Nesiller Ve Beklentiler" başlığında gerçekleştirildi.

Panelin konuşmacıları Yusuf UĞURLU ( Hukukçu- işadamı), Yahya TAŞKIRAN (Mimar), Serkan ŞEN (Öğretim Üyesi), Suat ORTAHİSAR (Eğimci) oldu. Oturum başkanlığını ise gazeteci Osman KARA üstlendi.

Osman Kara: Yanlış Adımlar Tekrar Edilmemeli

Yoğun ilgi gösterilen panelin açılış konuşmasını yapan Osman Kara, milliyetçilik mefkûresi ile ilgili görüşlerini aktardı.

Kara, "Dünyada hiç bir milliyetçi millet yoktur ki bu kadar uzun süre mücadele etsin, bu kadar çok kurban versin ve bir türlü toplumu sırtlayıp medeniyetler âlemini en öne geçirecek hayal ettiği çağlar ötesi sıçrayışı bir türlü gerçekleştiremesin.Türk milliyetçilerinin savundukları doğru fikirde attıkları yanlış adımlar tekrar edilmemelidir.

Bu temenni geçmişin yargılaması manasına gelmez. "Türklük" âleminin var olma mücadelesinde, her milliyetçinin üzerinde durması gereken bir meseldir” dedi.

Yusuf Uğurlu; Milliyetçilik Yaşanan Döneme ve Şartlara Zorunlu Bir Tavırdır

Açılış konuşmasının ardından panelistler kürsüye davet edildi.

konuşmacılardan Yusuf Uğurlu, Türk milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve gelişiminii dile getirdi.

Günümüze kadar olan süreçte nasıl yol alındığı konularına değinen Uğurlu, Türk milliyetçiliğinin ilk neslinin Osmanlı İmparatorluğunun yıkılma sürecine şahit olduklarını kaydederek, Türk toplumunun yalnızlaşma sürecinin ardından milliyetçilik fikirlerinin yaygınlık kazandığını ifade etti.

Yusuf Uğurlu; "Osmanlı, İslam camiası ağırlığı itibariyle, Devlet-i Aliye' yi yıkarak yıkıntılarının üzerine milli devlet kurmayı istememişlerdir.

Türk aydınlarının ilk bilmeleri gereken husus budur. Netice olarak milliyetçilik yaşanan döneme ve şartlara zorunlu bir tavırdır" diyerek milliyetçi camianın teşkilatlanmasında vazife üstlenen aydınları zikretti.

Yahya Taşkıran;Türk Dünyasına Birlik Getirecek Bir Camianın Kendi İçinde Birlik Tesis Etmesi Lazım

İkinci panelist Yahya TAŞKIRAN, ikinci nesil ve sonrası dönem hakkında değerlendirmelerde bulunarak,yerli değerlerle donatılmış bir hareketin 1980 ihtilali ile sekteye uğradığını dile getirdi. Aksiyoner bir karakter arz eden milliyetçilerin özellikle seksen öncesi fikir ve kültür hayatının her alanında varlık gösterdiğini vurgulayan Taşkıran,Türk dünyasına birlik getirecek bir camianın gündelik hesapları bırakıp öncelikle kendi içinde birlik tesis etmesi gereğini ifade etti.

Taşkıran, konuşmasını şöyle tamamladı: "Biz millet olarak Çanakkale'de, seksenli yıllarda, bu gün sürekli yetişmiş kadrolarımızı kaybettik. Bu konuda da rekor kıran milletlerin içindeyiz. Bırakalım bu siyasi ikbal ihtirasını. Devletin bekasını siyasi istikbal kaygısıyla eşdeğer gören yaklaşım millete kalıcı manada bir hizmet sunamaz…

Biz bizim nesle düşen vazifede şartların zorlamasıyla zaman zaman eksik kaldık. Allah size kuvvetli kılsın".

Serkan Şen: Her Türkçü Aynı Zamanda Milliyetçidir.Türkçülük milliyetçiliğin soyadıdır

Türk Ocağı Şube Başkanı ve üçüncü konuşmacı, Serkan ŞEN, Türk milliyetçiliğinin yakın dönem tarihî seyri üzerine bir manzara çizdikten sonra seksenli yıllardan ortaya çıkarak doksanlı yılları tesir altında bırakan ve karşıtlıktan beslenen milliyetçi söylemlerin analizini yaparken şu hususa özellikle değindi: “Son dönemlerde dile getirilen Türkçülüğün milliyetçiliğin entellektüel yönünü temsil ettiğine dair görüşlere katılmak mümkün değil. "Her Türkçü aynı zamanda milliyetçidir.

Ancak her milliyetçi Türkçü olamaz. Zira Türkçülük seçkin bir fikri donanım gerektirir" mantığıyla ifade bulan bu yaklaşım milliyetçi camia içinde bir kast sistemi doğurmaktan öte işlev üstlenmeyecektir. Bana göre Türkçülük milliyetçiliğin soyadıdır. Yani Türk'ün milliyetçiliğine Türkçülük denir.’Milliyetçi’ takdimimizin kesmediği muhataplarımıza, kimliğimizi daha belirgin olarak ifade aracıdır. Kendinizi ister ön adınızla, ister soyadınızla tanıtın, kastınız değişmeyecektir..." ifadelerini kullandı.

"Dayatmacı bir dil yerine telkin edici bir dil kullanmakla işebaşlanabilir.... "

2000’li yılların kabulleri ve imkanlarının çok farklı olduğuna değinen Şen, “Pek çok alanda işlerimizi ekran üzerinden hallediyoruz. Milliyetçi kurumlar bunu görerek yeni bir tazelenmeye gitmeli. Teşkilatlardaki keskin hiyerarşinin katı tutumuna yanaşmayan bir gençlik yetişiyor. Bu gençliği ocaklar üzerinden fikri süreçlere dahil etmek günden güne zorlaşıyor. O nedenle kullandığımız dilden başlayarak bir değişimin içerisine girmeliyiz. Dayatmacı bir dil yerine telkin edici bir dil kullanmakla işebaşlanabilir....

Milliyetçiliği çok yönlü değerlendirip müzik, sinema gibi alanlarda iddialı mahfiller oluşturmalıyız. Mekanlarımızı daha sevimli bir hale sokmalıyız...

Yakın zamanda bizi iki büyük tehlike bekliyor...

Göçmen karşıtlığı ve ABD düşmanlığının reaksiyoner bir felsefeyle Türk milliyetçiliğine etkide bulunmasına çözüm üretmeliyiz”.

Suat Ortahisar: Dünya Kocaman Bir Köye Dönüştü

Suat Ortahisar ise 2000'li yıllarda milliyetçi yapılarla tanışan genç neslin fikri eğilimleri üzerinde durdu. 90'lı yıllarda teknolojik patlamanın yaşandığını, teknolojinin insan davranışlarını değiştirmesi neticesinde kültürel benzeşmelerin ortaya çıktığını ifade etti.

Dünyanın kocaman bir köye dönüştüğü son zamanlarda gelenekçi kültürel yönü güçlü yapıların ayakta kalması ya da ilerlemesinin zorlaştığını belirtti. Milliyetçi Yapılar Hiyerarşik Yapıdan Geliyor Milliyetçi yapıların katı bir hiyerarşik gelenekten geldiğini kaydeden Ortahisar, "Teşkilatçı yapıların bizim nesille, bizim neslin de teşkilatçı yapılarla sınavı zor oldu." tespitinde bulunarak, sosyal medyanın gençler arasında birleştirici bir etkiye sahip olmasına karşın teşkilatların gençlere yönelik, onların kendi fikir ve görüşlerini ifade edebilecekleri bir esnekliği zaman zaman gösteremediğini kaydetti.

Erol Güngör'ler, Aziz Sancar'lar Olmalı.

Ortahisar sözlerine şöyle son verdi: "Biz köklü bir düşünceyiz, köklü bir gelenekten geldiğimizi söylüyoruz. Böyle bir gelenekten gelince, bizim hedef olarak aldığımız kişiler ucuz kahramanlar değil Erol Güngör'ler, Aziz Sancar'lar olmalı. Onları yakalamamız ve geçmemiz gerekiyor.

Bizim hedefimiz bu. Hedef bu olunca da, eldekiyle yetinmek kifayetsiz geliyor. Ziya Gökalp' in "Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım" desturu sendelemeye başladı diyebiliriz. Artık daha bireysel, daha kişisel özelliklerin dikkate alındığı, fikirlerin dönemi başladı. Milliyetçi yapılar ivedilikle insanı merkeze alan projeler ve nitelikli kadrolar ile görevlerini yerine getirmeli”



Kapsam Haber

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber