İnsanlığa ışık tutan Türk bilgini Hoca Ahmet Yesevi

15 Şubat 2018
834 Haber Okunma   0 Haber Yorum

"Kafir bile olsan, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh'ü Taala'yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol."

Türkistan'da yetişen büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim'in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi'ye dayanır. Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. Ahmet Yesevi çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye tahsiletmiştir. Bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi'de, önce Arslan Baba Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba'nın vefatıyla Buhara'ya gitti. Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlandı ve manevi ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet (diploma) aldı.
***
Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara'da güçlü bir Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Ahmet Yesevi Buhara'da bir müddet ders verdi. Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi'ye döndü ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı. Zamanın en büyük ve üstün evliyelarından oldu. Zahiri ve batını bütün ilimlerde derin alim olan Ahmet Yesevi Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi. Zamanında arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alınteri ile geçimini sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı.
***
Ahmet Yesevi Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden bir kısmı da Anadoluya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadoluda yayılıp tanındı. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlandı. Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen Türk yurdu oldu.
***
Ahmet Yesevi Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izleri bırakmış olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkanını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Önemli ve büyük tarikatlardan Nakşilik ve Bektaşilik, Yeseviliğin kollarıdır. Yeseviliğin, adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkamları vardır. Yesevi dergahı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil edildiği yerler olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği halifeleri şunlardır;
Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi talebeler Anadoluda, Ahmet Yesevi Hazretlerinin çizdiği yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındakiHikmet adlı şiirleri, Çin'den, Marmara sahillerine kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra, Timur Han tarafından inşa edilmiştir.

***

"Kafir bile olsan, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh'ü Taala'yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol."
Ahmet Yesevi Hazretleri'nin bu sözlerinde, özellikle biz Avrupada yaşayan Türkler için, altın değerinde bir nasihat vardır. Biz Avrupa Türklüğü, Gayrimüslimler ile beraber yaşarken, geçmişimize bakıp güç almalıyız. Buraları Türkleştiremeyiz, fakat Türk kalabilmemiz için, Ahmet Yesevi Hazretlerini ve onun yolundan gidenleri çok iyi bilmemiz gerekmektedir.

* Kaynak: Divan-ı Hikmet

Selahattin Erdoğan 
Fotoğrafım

MHP, Nasıl AKP'nin Yedek Lastiği Oldu? (!)

Bu başlık sihirli bir başlık.
MHP, AKP'nin yedek lastiği!
MHP, AKP'nin kurtarıcısı!
MHP, AKP'nin koltuk değneği!
2002'de AKP'nin tek başına iktidar olmasından bu yana defalarca bu ve buna benzer söylemler bir kısım medyanın manşetlerini süsledi.
Bu "bir kısım medya" elbette Recep Tayyip Erdoğan ve AKP karşıtı medya.
Bu manşetleri siyaset lisanında kullananlar da CHP ve HDP.
Sürekli aynı şey!
Altını doldurmak yok!
Manşet yeterli!
Çünkü bu manşet sihirli!
Bunu okuyan, bunu duyan gerisine bakmıyor zaten.
Bakmak, okumak, duymak istemiyorlar.
Duymak istedikleri sadece bu!
***
Nedir bu ve buna benzer manşet ve söylemlerin vatandaşa anlattığı?
CHP, HDP ve bunları destekleyen medya aslında şunu demek istiyor:
"Ey vatandaş, AKP'nin iktidar olmasında bizim bir kabahatimiz yok. Biz hep milletimizin istediği politikaları üretiyoruz ama bu MHP her seferinde AKP'ye destek olup, sizin bize oy vermenize engel oluyor!"
Vay anasına sayın seyirciler!
Şimdi gelin tek tek bir bakalım 2002'den 2015'e kadar MHP, hangi konularda AKP'ye "yedek lastik" ya da "koltuk değneği" olmuş.
Bu yazacaklarımız ben uydurmuyorum.
En radikal AKP ve RTE karşıtı medya unsurlarından ODA TV'de 2015 yılında yayınlanan bir makaleden alıntıdır.
Makalenin başlığı şu:
"Tarih tarih, madde madde Devlet Bahçeli AKP'nin nasıl yedek lastiği oldu"
Ve başlıyor sıralamaya:
2002: Bahçeli, kolisyon ortağı olduğu 57. Hükümet'ten çekilerek erken seçime gidilmesini ve erken seçimde AKP'nin zafer kazanmasını sağlamış.
TC 57. Hükümeti MHP'nin en etkin olarak bulunduğu koalisyon hükümetidir ve Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli koalisyon hükümetidir. Bu koalisyon 3.5 yıl sürmüştür. Bu koalisyon sonrasında sadece MHP baraj altında kalmamış hükümetin diğer ortakları DSP ve ANAP tarih olmuştur. Seçim sonucu göstermiştir ki, millet bu koalisyondan memnun değil ve MHP Lideri de "Halka rağmen" bir hükümet olamayacağı erdemini göstererek millete gitmiştir. Sonuçta kendi partisi de baraj altında kalmıştır.
Fakat bunu sürekli olarak "halka rağmen" siyaset yapanlar anlayamazlar!
Bu noktada şunu da sormak gerekiyor:
MHP'nin erken seçim kararı alması AKP'ye "koltuk değneği olmak" ise CHP'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekili seçilmesini sağlaması ne oluyor!?
***
2007: Buradaki "yedek lastik" olma durumunu aynen ODA TV'deki yazıdan alıyorum: "AKP, “Anayasa Mahkemesi’nin 367 Kararı” ile krize girerken, Devlet Bahçeli ve MHP'nin desteğiyle kurtarıldı. Seçim kararıyla barajı aşıp Meclis’e giren Devlet Bahçeli, Abdullah Gül’ü Çankaya’ya çıkarma planına destek verdi. O dönemde Gül’ün seçilebilmesi için toplantı yeter sayısı olan 367’nin sağlanması gerekiyordu. Bahçeli Genel Kurul’daki oylamaya katılacaklarını açıklayınca AKP ve MHP’lilerin toplam sayısı 440’ı aştı ve Gül Köşk’e çıktı."
Bu bir siyasi tercihtir.
Burada ODA TV şunu atlıyor: Aynı günlerde TBMM başkanlık seçimi yapıldı. Son turda MHP ve AKP adayı mücadele etti. CHP ve HDP'nin desteği ile AKP'nin adayı Cumhuriyet tarihinin en yüksek oyunu alarak TBMM Başkanı seçildi. Eğer MHP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ülkeyi yeni bir krize sokmamak adına Cumhurbaşkanı'nın seçilmesini sağlamak "KOLTUK DEĞNEĞİ" olmak ise CHP ve HDP'nin TBMM Başkanlığında AKP'yi desteklemesi ne oluyor!?
***
2008: ODA TV'de yayınlanan makaleye göre MHP, 2008 yılında da partilerin kapatılmaması ile ilgili yasaya destek vermiş ve AKP'nin kapatılmasına engel olmuş. Böylece AKP'ye bir kez daha "yedek lastik" olmuş. Her zaman demokrasi havarisi durumunda olan HDP ve CHP partilerin kapatılmasından yana mı!?
HDP ve CHP o dönemde AKP'nin kapatılması durumunda aynı siyasi mekanizmanın kuracağı yeni parti ile meydanlarda yapacağı "mağdur edebiyatı" ile milletten daha büyük oy alacağının hesabını yapamayacak kadar aciz mi!?
2008'de MHP'nin Başörtüsü Yasağı'nın kalkması konusunda da AKP'ye koltuk değneği olduğunu yazıyor Oda Tv.
İyi ki de olmuş.
12 Eylül darbecilerinin getirdiği başörtüsü yasağı gibi diğer tüm yasakların da kaldırılmasında koltuk değneği olabilseydi keşke MHP.
Yasakçı zihniyet, darbecilerin yasaklarına bile destek olmaktan kaçınmıyorsa varsın bu yasaklardan bir tanesinin bile kalkmasına destek olan MHP, koltuk değneği olsun!
***
Oda Tv'deki makaleye göre MHP 2008'den sonra 2012'ye kadar hiç koltuk değneği olmamış.
2012: MHP 2012 yılında yeni eğitim sistemi ile daha önceden kapatılan İmam Hatip Liseleri'nin orta kısımlarının açılmasına destek olmuş. Türban da bu yıl yapılan yasal düzenleme ile eğitimde serbestlik kazanmış. YASAKLAR KALDIRILMIŞ! Yasakların kaldırılmasını en çok savunan da "özgürlükçü" CHP ve HDP değil mi!? Yasakların kaldırılmasına destek olan MHP olunca mı kötü oluyor!
2013: MHP bu kez de yıllardır geçerli olan 12 Eylül Cunta yönetiminin anayasasının değiştirilmesine destek oldu. Sürekli olarak askeri darbe karşıtı söylemlerde bulunan Oda TV, askeri cuntanın anayasasının sivil anayasa ile değiştirilmesine "koltuk değneği" yakıştırması yapıyor.
Sebep!?
Çünkü "özgürlükçülük" nutukları atanlar aslında cunta yönetimlerinin şaklabanlarıdır!
***
2014: Oda TV'de yayınlanan makaleye göre MHP 2014 yılında da terör örgütlerine karşı sınır ötesi harekat için hazırlanan tezkereye destek vermiş. Bu sınır ötesi harekat neden ve kime karşı yapılacak?
Terör örgütlerine karşı.
Bu durumda CHP ve HDP bu tezkereye neden karşı çıkıyor?
Efendim komşu ülkelerle aramız bozulur ve savaşa girermişiz.
Tezkere çıktı.
Yıllar geçti.
Kimseyle savaşa falan girmedik!
***
Evet makale 2015 yılında yazılmış.
Buraya kadar ortaya konulan gerçekler işte bunlar!
Toplasanız bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar bir mesele.
Pekala bu süreçte, CHP ve HDP'nin AKP'ye verdiği destek yok mu!?
Ergenekon,
Balyoz,
Çözüm süreçleri,
Analar ağlamasın süreçleri,
Yeni Türkiye süreçleri,
Habur süreçleri
Akil insanlar süreçleri...
Buralarda kimler kimlere destek verdi!?
***
CHP, HDP ve diğer siyasi partiler ile bunları destekleyen medya ve cemaat unsurları "MHP, AKP'nin yedek lastiği" sihirli cümlesiyle kendi destek ve başarısızlıklarını örtbas edip, memleketin bu hale gelmesindeki tek suçu MHP'ye yükleme sanatlarındaki ustalığı göstermektedir.
Sizlere bu yazımızda kendileri tarafından ortaya konulan "yedek" olma sebeplerini aktardım. CHP ve HDP'nin dolaylı ya da dolaysız desteklerini de tartıya koyun ve kimin asıl koltuk değneği olduğuna karar verin.
Şu noktayı da kaçırmayalım.
Türkiye demokrasi ile yönetilen bir ülkedir.
Demokrasilerin anahtarı da seçimlerdir.
İstanbul ve İstanbul'un bir çok ilçesini gösterdiği başarısız yönetimler sonrasında seçimde AKP'ye kaptıran MHP değil CHP'dir.
Ankara ve ilçeleri...
Adana...
Mersin...
CHP Genel Başkanlığı yapan Baykal'ın memleketi Antalya...
Ve daha bir çok ilimiz CHP'li belediyelerin elinden AKP'ye geçmiştir.
Deniz Baykal'ın memleketi Antalya'da CHP kurulduğundan bu yana başka hiç bin partinin seçim kazanamadığı Akseki ilçesinde bugün AKP'li belediye varsa bunun kabahati MHP midir!?
Eskişehir ve İzmir de sıradadır!
MHP ise, bu süreçte Adana, Mersin ve Manisa gibi büyükşehirleri kazanarak tarihinde ilk kez Büyükşehir belediyesi kazanma başarısı elde ederek, AKP'ye karşı başarı elde etmiştir.
MHP'nin TBMM'deki oylamalarda verdiği desteklerin tamamı "Millet ve Devlet" merkezli konulardır.
CHP ise seçimlerde başarısız olarak AKP'nin en büyük KOLTUK DEĞNEĞİ olmaya devam etmektedir!

Selahattin Erdoğan 
Fotoğrafım

Millet için, Devlet için Siyaset mi? Popülist siyaset mi!?

7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana ülkenin siyasi gündemi tamamen MHP ve MHP Lideri Devlet Bahçeli üzerine odaklanmış durumda.
7 Haziran'da MHP'nin almış olduğu yaklaşık yüzde 17'lik oy oranı hem AKP cephesini, hem de CHP+HDP+FETÖ cephesini telaşlandırmıştı.
Bir taraftan AKP, diğer taraftan üçlü blok MHP ve Devlet Bahçeli'ye hem saldırıyor hem de kendi taraflarında yer alması için akla hayale gelmedik tekliflerde bulunuyorlardı.
Devlet Bahçeli ise, kararını vermiş, MHP'nin ortaya koyduğu şartları kabul etmesi durumunda AKP ime koalisyon kurulabileceğini aksi takdirde üçlü blok ile hiçbir şart altında koalisyona girmeyeceğini açıklamıştı.
***
MHP'nin Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü merkezli şartları AKP tarafından kabul edilmedi.
Bununla birlikte CHP lideri ve HDP kendilerine hükümeti kurma görevi verilmemiş olmasına rağmen MHP'ye başbakanlığı vermeyi teklif etti. AKP'den sonra 2. parti konumundaki CHP'nin hükümeti kurma görevi verilmemesine rağmen böyle bir teklifte bulunması akıl ve mantık kurallarını zorluyordu.
1 Kasım erken genel seçimlerine gidene kadar hem üçlü blok, hem de AKP bütün güçleriyle MHP ve Lider Devlet Bahçeli'ye saldırdı. Seçim meydanlarında her iki tarafında ortak hedefi MHP oldu. Tabii ki üçlü blok da yetmedi. MHP'nin kanayan yarası olan "iç muhalefet" mekanizması hemen devreye girdi ve kendilerini "eskimiş Ülkücü" olarak tanımlayanlar ile "Paradigma değişim cuntası" bir olarak MHP'ye karşı bir cephe de onlar açtı.
***
MHP ve Lider Devlet Bahçeli "Önce Ülkem ve Milletim, sonra partim ve ben" sloganıyla üç koldan yürütülen saldırılara karşı mücadele etti.
MHP'nin varoluş esası "Devlet ve Millet" idi.
Bunu bilmeyenler, MHP'yi ve liderini kendileri gibi oy peşinde koşan popülist siyasetçi zannettiklerinden Devlet Bahçeli'nin tutumunu anlayamıyorlardı.
İçerden ve dışardan tüm saldırılara, tüm ihanetlere ve tüm "Bahçeli varken MHP'ye oy vermem"ci eskimiş Ülkücülere rağmen MHP baraj sıkıntısı çekmeden TBMM çatısı altındaki varlığını sürdürdü.
Milletvekili sayısının yarı yarıya düşmesine rağmen 1 Kasım sonrasında da ülke gündeminin 1 numaralı ismi yine MHP ve Devlet Bahçeli oldu.
***
AKP hükümeti, MHP'nin 1 Kasım öncesi ortaya koyduğu tüm şartları yerine getirdi.
Kısa süre öncesine kadar MHP ve Ülkücü Camia'ya "Türkçülük bölücüktür", "Fatiha bile bilmezler", "Sivas'tan öteye gidemezler" gibi hakaretler edenler artık "Devlet Bey'in sözünün üstüne söz söylenmez" diyorlardı. 12 Eylül sonrasında tamamen tasfiye edilen Ülkücüler yavaş yavaş yeniden devlet kadrolarında yerlerini alıyorlar.
Askeri birliğimizden Türk bayrağının indirilmesi ihanetini savunanlar 15 Temmuz sonrasında tüm meydanlara, caddelere, sokaklara Türk bayrağı ve cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "HAKİMİYET MİLLETİNDİR" sözüyle çıkıyorlardı.
7 Haziran öncesine kadar "Çözüm Süreci" ihanetine imza atarak, teröristlerin ülkemizde elini kolunu sallayarak gezmelerine müsaade eden hükümet artık teröristin inlerine kadar girmeye başladı.
***
Ülkemiz tarih boyunca hep dünyanın en stratejik noktalarından biri olmuştur. Bugün de öyledir.
Dün ülkemizi işgal eden ve bir milletin uyanışıyla denize dökülen Haçlı Ordusu emelinden vazgeçmiş değildir.
Çeşitli ayak oyunları ile Anadolu topraklarındaki Türk varlığını sona erdirmek için Bizans oyunlarına devam etmektedirler.
1000 yıldır süre gelen Türk varlığı Anadolu topraklarında sonsuza kadar sürecektir.
Bunu önce Atatürk gösterdi.
Sonra Başbuğ Türkeş ve bugün de Devlet Bahçeli göstermiştir ki, 1919 ruhu asla tükenmemiştir ve tükenmeyecektir.
***
MHP kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman popülist siyasetin içinde olmamıştır.
MHP, Başbuğ Alparslan Türkeş'in "CHP Atatürk'ün kurduğu çizgide kalsaydı biz MHP'yi kurmazdık" sözlerinin içine gizlenmiş kutlu bir davanın karargahı olarak kurulmuş ve bugüne kadar da varlığını sürdürmüştür.
MHP'den önce ya da sonra kurulup, popülist siyasetlerle bu ülkenin yönetiminde bulunan bir çok siyasi parti yok olup giderken MHP varlığını bugünlere kadar sürdürmüştür.
Çünkü MHP dualıdır!
Çünkü MHP Yesevi dergahından aldığı güç ile mücadele etmektedir!
Çünkü MHP Sultan Alparslan'ın adaletiyle hükmektedir!
Çünkü MHP Osman Gazi'nin vatan aşkıyla çalışmaktadır!
Çünkü MHP Atatürk'ün işaret ettiği "damarlarındaki asil kan"ın farkında olan Bozkurtların, Asenaların baba ocağıdır!
Çünkü MHP, bir şehitler kervanının ana kucağıdır!
***
Atatürk'ün vefatından sonra Türk milletinden uzaklaşan ve bunun vebalini de İnönü döneminden bu yana tek başına iktidar olamayarak ödeyen CHP'nin yöneticileri MHP ve Devlet Bahçeli ile uğraşmayı bırakıp kafalarını duvarlara vursunlar. CHP'ye oy veren değerli vatandaşlarımız da "Siz Atatürk'ten devraldığınız CHP'yi ne hale getirdiniz" diyerek CHP'li yöneticilere hesap sorsunlar!

Selahattin Erdoğan 
Fotoğrafım

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber