FIRAT’IN DOĞUSUNA OPERASYON ŞART

29 Mart 2018
297 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Türk Silahlı Kuvvetleri Türk Milletinin göz bebeğidir. Türk Milleti bütün varlığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri ve Mehmetçiğin yanındadır. Birlik ve bütünlüğünü sağlamış, tek yürük olmayı başarmış bir Türkiye elbette daha güçlü olacak daha yaşanılır bir ülke olacaktır.

Türkiye Afrin’debaşarılı bir harekât gerçekleştirdikten sonra hedef olarak Menbiç’i belirledi. Türkiye Kuzey Irak’a kadar olan bölgede PKK/YPG’nin etkisini kırmak, bölgedeki terör kuşağını yok etmek konusunda kararlı. ABD ise Afrin operasyonunda olduğu gibi çelişkili açıklamalarla Türkiye’yi yönlendirmeye çalışıyor.

Menbic’de yaklaşık 2 bin askeri bulunan ABD’nin Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert, Menbic’den çekilmeyeceklerini söyleyip, “Gerekirse kendimizi savunuruz”mesajı vererek bu savunmanın YPG ile birlikte yapılabileceğini ima etti.

ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert’tenin “Çekilmeye niyetimiz yok. Kendimizi sahadaki ortaklarımızla birlikte savunma hakkımız olduğunu Türkiye’ye anlattık.” İfadesi masada Türkiye’yi ikna edip Fırat’ın doğusuna geçmesini engelleme çabasından başka bir şey değildir. ABD şimdilik Menbiç kartını güçlü tutmaya çalışıyor.

‘FIRAT’IN DOĞUSUNA YÖNELİK OPERASYON ŞART’

Türkiye’nin siyasi hedefleriyle askeri hedeflerinin birbiriyle uyumlu hale gelmesi son derece hayati bir meseledir.

Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’nin belirlediği öncelikle siyasi amaç: Suriye’de bulunan PYD/PKK teröristlerini etkisiz hale getirmek, terör tehdidini tamamen ortadan kaldırmak. Doğu Akdeniz’e uzanacak bir terör koridorunu engellemek. Devlet politikası olan Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak.

Bu siyasi hedeflere ulaşmak için belirlenmesi gereken askeri hedefler iyi belirlenmelidir. El Bab operasyonu, Afrin operasyonu başarıyla tamamlandı.

Gelinen noktada Suriye’desınırlarımız boyunca PKK/PYD unsurları tamamen etkisini yitirdi mi?

Bu sorunun cevabı elbette hayır. O zaman sırada Menbiç ve tabii ki Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon var. Fırat’ın doğusu asıl stratejik öneme sahip olan alandır.

El Bab, Afrin ve hatta Menbiç’teki “terör unsurlarının” etkisiz hale getirilmesinin Türkiye’nin beka sorununu çözmeyeceğiaşikârdır. Bugün itibariyle Afrin, El Bab kontrolümüzde. Menbiç’i kontrol altına alsak bile Fırat’ın doğusundaki 500-600 kilometrelik alan PYD/PKK bölücü terör örgütünün elinde kaldığı sürece Türkiye için tehdit sürüyor demektir.

Bu durumda belirlenen siyasi hedeflerin gerçekleştirilmesi ancak ve ancak Fırat’ın doğusundaki PKK/PYD’nin etkisiz hale getirilmesiyle mümkün olacaktır.

‘ABD’nin PAZARLIK MALZEMESİ MENBİÇ Mİ?

Türkiye Fırat’ın doğusuna yönelikoperasyon yapmasın diye ABD Menbiç’i pazarlık malzemesi yapabilir. “Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı harekâtı başarıyla sonuçlandı, sırada Menbiç var. ABD Türkiye’ye ‘Menbiç’e girmeyin’ diyebilir, bu konuda Türkiye üzerinde uluslararası baskı kurabilir.

ABDFırat’ın doğusuna karşılık Menbiç’e girilmesini kabul etme ihtimali göz ardı edilemez. Türkiye sahada kazanacağı savaşı masada kaybetmemek için Fırat’ın doğusuna yönelik başlatacağı operasyonu iyi hesaplamalı ve gerekli adımları biran önce atmalıdır.

ABD ‘Fırat’ın doğusuna gelmeyin lakin sadece Menbiç’i alın’ diyebilir. Bu durumda Türkiye kazançlı mı çıkar? Tabii ki hayır. Türkiye bu durumda oyunun kaybedeni olacaktır.

Fırat’ın doğusuna yönelik bir operasyon gerçekleşmediği takdirde Afrin’den kaçan teröristler ve olası Menbiç operasyonunun sonucu olarak oralardan kaçan teröristler Fırat’ın doğusunda toplanacak. Fırat’ın doğusunda 60 bin PKK/PYD’literörist var. ABD Fırat’ın doğusunu elbette bu kadar kolay teslim etmeyeceği aşikar.

Fırat’ın doğusu neden bu kadar önemli bir göz atalım. Suriye nüfusunun yüzde 30’u ve Suriye enerji kaynaklarının yüzde 50’si bu bölgede. Sonuç olarak Fırat’ın doğusuna yönelmeyen bir Türkiye, Suriye’den bekasını hedef alan PYD/PKK tehdidini yok edemez.

Fırat’ın doğusunda ABD PYD/PKK’yı eğitmeye, silahlandırmaya ve örgüte danışmanlık hizmeti vermeye devam eder. Ve örgüt orada hiç olmadığı kadar güçlenir.

Türkiye Suriye özelinde bölgedeki gelişmeleri doğru okumak zorundadır. Bölgede 1916 yılında gizlice uygulamaya sokulan Sykes-Picot anlaşmasıyla çizilen sınırlar ve kurulan denge değiştirilebilir.

Suriye üzerinde Doğu (Rusya, Çin, İran, Hindistan) ve Batı (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya) güçleri arasında bir hâkimiyet mücadelesi artık ayyuka çıkmış durumda. Türkiye de bu acımasız mücadelenin tam da ortasındadır.

Türkiye jeopolitik konumu gereği bu güçler arasında taraf olmak zorunda değildir. Türkiye beka sorununu tamamen çözmek için kendi dengelerini ve çıkarlarını göz ardı etmeden bir politika belirlemek zorundadır.

Doğru ve kararlı hamlelerle Türkiye’yi Ortadoğu’da çıkmaza sokmadan bölgenin en önemli aktörü haline getirmemiz mümkündür. Sahada elde edilen psikolojik ve operasyonal üstünlük masada da kazanılabilir.

Suriye’nin kuzeyinde olanlarla Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda yaşanan PKK terör saldırıları doğrudan bağlantılıdır.

PKK terör örgütü ve onun siyasetteki temsilcileri Türkiye’deki hendek operasyonlarını ve Suriye’nin kuzeyindeki operasyonları uluslararası kamuoyuna sivil katliam yalanıyla sunmasının altında yatan gerçek budur.

PYD/YPG ve onun hamiliğini üstlenen ABD Fırat’ın batısında Türkiye’ye karşı psikolojik ve sahada operasyonel üstünlüğünü kaybetmiştir.

Türkiye’de artacak teröre karşı Türkiye’nin de terörle mücadele kapsamında daha sert tedbirleri alması kaçınılmaz olacaktır.

Bunu yaparken, Türkiye’nin kararlılığını göstermek anlamında, Fırat’ın doğusuna geniş kapsamlı sınır ötesi kara harekâtıyerinde bir karar olacaktır.

Suriye kuzeyinde Fırat’ın doğusunda batısında PKK/YPG hedefleri hava operasyonlarıyla vurulurken kara harekâtıyla tehdit tamamen ortadan kaldırılmalıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri Türk Milletinin göz bebeğidir. Türk Milleti bütün varlığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri ve Mehmetçiğin yanındadır. Birlik ve bütünlüğünü sağlamış, tek yürük olmayı başarmış bir Türkiye elbette daha güçlü olacak daha yaşanılır bir ülke olacaktır.

Bu bir beka meselesidir, siyasi hesaplaşmalardan uzak tutulmalı, Türk siyaseti iktidarıyla muhalefetiyle tek ses olmak zorundadır. Terörün hayatımızda hiç olmadığı günleri görmek ümidiyle..

Ne Mutlu Türküm Diyene!

En içten saygılarımla,

Ali YETGİN

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber