Bayram Bitti!!!

26 Ekim 2017
447 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Türkmen şehri Kerkük’ü ve Türkmen bölgelerini bırakıp kaçtılar.

Kürt grupları, “bağımsızlık referandumu” sonrasında, Türkiye, İran ve Irak hükümetlerinin
“Referandumun iptal edilmesi ve 2014 sınırlarına geri çekilmesi” isteğine “hayır” demesi
karşısında harekete geçen Irak ordusu, federal polis ve Haşdi Şabi milisleri, Kerkük başta
olmak üzere Dakuk, Tuzhurmatu, Altunköprü, Sincar, Mahmur, Başika, Zummar, Celavla,
Kifri, Karatepe, Hanekin’i de ele geçirdi. Peşmergelerin, Irak ordu güçleri, federal polis ve
Haşdi Şabi karşısında hiçbir direniş göstermeden işgal ettikleri Türkmen şehri Kerkük’ü ve
Türkmen bölgelerini bırakıp kaçtılar.
Kerkük'ü terk etmeyeceğiz, Kerkük'ü vermeyeceğiz, Kerkük için savaşacağız, Kerkük kanımız,
Kerkük namusumuz, Kerkük kalbimiz, Kerkük Kudüs’ümüz ve kutsalımız diyenler işgal ettikleri
Türk yurdu Kerkük’ten kaçtılar. Irak 1921'de kurulduğundan beri Irak Türkleri yaşadığı tüm
baskı, zulüm, asimilasyon, göçe zorlama, etnik temizlik, sindirme, yıldırma, adam kaçırma,
fidye, bombalı saldırı, katliam ve idamlara rağmen ata topraklarını terk etmeyerek gerçek bir
kahramanlık örneği sergilediler.
Türkmen şehri Kerkük olayı, Iraklı Kürtler için tarihinin en büyük kırılması, hezimeti, travması
olarak kayıtlara geçecektir.
 
1947,1975, 1988, 1991 ve 16 Ekim 2017 tarihinde dış güçler tarafından terk edilen(satılan)
Irak Kürtleri, doğal olarak Irak’la ilgili her politika değişikliğinde hemen paniğe kapılır ve
“tarihin tekerrür edeceği” korkusunu yaşarlar. Geçmişte olduğu gibi Kürtler silah sesini
duyduklarında yanlış tarafta olduklarını gördüler, ama Kürtler tarihin tekerrür edeceğini
hesaba katmazlar ve derste almazlar.
Bölgesinde bulunan ülke ve toplumlarla uyum içerisinde, birlikte yaşama niyet ve iradesine
sahip olmayan Kürt grupların dolduruşa gelerek büyük devletlerden medet umarlar. Büyük
devletler, çıkarları doğrultusunda kullandığı bu grupları, işleri bitince kaderlerine terk ederler.
Nitekim tarih boyunca da hep öyle olmuştur. 
Ne diyelim; kendi düşen ağlamaz…
Hedef “Kürt Devleti” Kurmak
Iraklı Kürtler, Irak’ın bütçesinden %17 pay alıyor, Türkiye ve İran’a açılan gümrük kapıları,
havaalanları ve Irak petrollerini yıllardır kamyonlarla kaçak olarak komşu ülkelere taşınması
ve satışından elde edilen gelir. Kendi anayasası, parlamentosu, hükümeti, mahkemeleri,
ordusu ve polis gücünü kurmuşlar, petrol üretimi ve ihracıtına başlamışlardır.
Kürt grupları, Irak’ın yeniden yapılandırılması sürecinde belirleyici güçlerden biri haline
gelmiş, bölgesinde merkezden bağımsız olmuş, fiili egemenliklerini devam ettirmiş, kurulan
hükümetlerde önemli konumlar kazanmış ve Irak’ın iç ve dış politikasında etkili olmuştur.
Kendi büyüklükleriyle orantısız olarak Irak Devleti’nde çok sayıda önemli görevi ele
geçirmişlerdi. Irak’ı yönetiyorlardı ve Irak’ta hayal edemeyecekleri konum ve imkanları elde
etmişlerdi. Bu kadar sınırsız müktesebat Kürt gruplarını tatmin etmemiştir.
Aç gözlü Kürt grupları bölgelerini genişletmek için de yeni topraklara göz dikmiştir. Türkmen
şehri Kerkük, Musul, selahattin ve Diyala illerinden toprak talep ediyordu. Erbil (Türkmen
kenti), Süleymaniye, Halepçe ve Duhok illerinden oluşan 41 bin kilometrekare yüzölçümüne
sahip olan Kürt grupları, IŞİD’ı bahane ederek  topraklarını 30 bin kilometrekare daha
genişletti. Kürt grupların iddia ettiği 78 bin kilometrekarelik sahanın 71 bin kilometrekaresini
kontrolü altına aldığını bildiriyordu. Hedefleri Sözde “Kürt devletini” kurmak, Irak’ı
parçalamak, bölmek ve bölgeyi kargaşaya sürüklemekti. Iraklı Kürtlerin bayramı bitti!
ABD ve İngiltere’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinin hemen sonrasında Irak Türkleri kendi
öz yurdunda ırkçı ve şovenist Kürt partileri ve bu partilere ait Peşmerge, asayiş ve Kürt
istihbaratı (KDP’ye ait Parastin ve KYB’ye ait Zanyari) tahakkümü altında garip ve
esir olarak yaşıyordu. Başlangıçta, "Araplaştırma" politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları,
2003 yılından sonrada “Kürtleştirme” politikaları ile Türkmen varlığı ortadan kaldırılmaya ve
Türkmen şehri Erbil'de yapıldığı gibi Kerkük'ün kimliği yok edilmeye çalışıldı. Türkmenler, bir
boyutu ile katliamlara, bir boyutu ile de etnik temizlik hareketlerine varacak düzeyde insan
hakları ihlalleri ile karşı karşıya kaldılar. Şimdilik bu baskı, zulüm ve esaret zinciri kırıldı.
Kerkük’e 700 Bin Kürt İthal Edildi
Kürt grupları, 17 Mart 1991 ve 10 Nisan 2003’te Türk yurdu Kerkük’ü yağmalayarak, şehirdeki
devlet dairelerini talan ettiler. Kerkük’ün demografik yapısını değiştirmenin yolunu açmak
için nüfus ve tapu kayıtlarını imha ettiler. Bir anlamda, bunu yaparak, kentin
tarihini/hafızasını yok etmek istediler. Daha sonra hızla bölgeye/Kerkük´e ve Türkmen
bölgelerine göç etmeye başladılar (Kerkük’e 700 bin Kürt ithal edildi). Aslında, bu göçler bir
anlamda Kürt partileri ve dış güçler tarafından teşvik edildi ve desteklendi. Kürt grupları,
Türkmenlere ve devlete ait arazilere ev yaptılar ve yerleştiler. Kerkük'te devlet daireleri ve
müdürlüklerin hemen hemen tamamı Kürt grupların eline geçti. Kerkük’ün demografik yapısı
bu gruplar tarafından hızlı bir şekilde değiştirilmeye çalışıldı. Hedefleri petrol zengini
Kerkük’ü Kürt bölgesine dahil etmekti.
Kürt bölgelerinden, Türkiye, İran ve Suriye’den on binlerce Kürt, 20 bin Dolar para, aylık maaş
ve arazi vaadi ile Kerkük’e getirildi. 300 bin kişi de seçmen olarak kaydedildi. Kerkük’le ilgisi
olmayanlar buraya taşındı. Onlara ev, arazi, çadır verildi. Yerleşmeleri teşvik edildi. Bu evler
ve araziler devlete ve Türkmenlere aitti. Kürtler bu ev, konut ve arazileri gasp ettiler, istila
ettikleri ve buldukları bütün boş arazilere ev ve konut yaptılar. 
Bu ithal Kürtler Kerkük’ü, Leylan, Süleymaniye ve Erbil’e bağlayan kuzey güzergahındaki
yollar üzerinde bulunan Rahimova, İskan ve Şorca mahallelerinde yapılmış veya yapımı
başlayan konutlara yerleştirildi ve Kerkük’ün etrafına “Kürt Güvenlik Hattı” oluşturuldu. 
Irak’ın kuzeyindeki varoşlardan, Suriye-Türkiye- İran’dan getirilen Kürt aileler, Kerkük
stadyumu içine veya stadyum kenarına yapılan evlerde barındırıldı. Saddam döneminden
kalma Kerkük’teki askeri garnizon (Feylak) içinde bulunan lojmanlara ve yapılan evlere de
getirilen Kürtler aileleriyle birlikte yerleştirildi. 
On binlerce ithal Kürt’ü yerleştirmek için Kerkük’ün girişinde hem Süleymaniye hem de
Erbil’in kontrol noktalarını geçtikten sonra yolun iki tarafında iki katlı toplu konutlar yapıldı.
Bu konutlar, çadır, stadyum, devlet binaları, askeri garnizonlar, evsiz, barksız Kerkük’e ithal
edilen Kürtlere verildi.
Abu Greyb işkence skandalını dünyaya duyuran Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci yazar
Seymour Hersh; “Kerkük’ün demografisini değiştirmek için kente her gün 50 Kürt aile
gönderiliyor.” bilgisini aktardı. 
 
Kürt Gruplarının Kerkük Politikası
Irak’taki Kürt grupların Kerkük politikasını anlayabilmek için söz konusu grupların medya ve
yetkililerinin tutumlarına değinmek gerekiyor. Genel olarak Irak Kürtleri, Kerkük’ün Kürt
bölgesinin bir parçası olduğunu iddia edegelmişlerdir. 
 
Onların ifadelerine göre Kerkük, Irak Devleti’ne ait bir şehir değildir; bu kent zorla Irak’a ilhak
edilmiştir. Güya Kürtlerin ataları tarafından kurulan Kerkük (Kürtlerin Kerkük’te bir tane dahi
tarihi eseri yoktur), Irak Kürtlerinin başkenti olmalıdır. Sözde Kerkük’te yaşayan Türkmenleri
ise azınlık konumundadırlar. Kerkük olmadan Kürt Devleti kurmak fikri bir anlam ifade
etmiyordu. Kuracakları devleti yaşatabilmek için bölgenin kalbi tüm hayat damarlarına
mutlaka sahip olmak gerekiyordu. 
Bunun bilincinde olan Kürt grupları, Kerkük’ü ele geçirmek, Kerkük’ü Kürtleştirmek için
ellerinden geleni yaptılar. Kerkük konusunda planlarını uygulayabilmek için bölgenin ezici bir
çoğunlukla hâkim unsuru olan Türkmenleri etkisiz hale getirmek gerekliliğinin farkındaydılar.
Bu nedenle Türkmenlerin hiçbir siyasal hakka sahip olamamaları için ellerinden geleni
yaptılar. Kürtlerin, Kerkük ile ilgili Türkmenlere yönelik izledikleri politikanın argümanları, Irak
hükümetlerinin geçmişte uyguladıklarının adeta tıpatıp benzerleri. Saddam Hüseyin
sonrasında Kerkük’ü hedef alan Kürtlerin hareketlerinin temel hedefi, şehirdeki demografik
yapıyı değiştirmekti. Kürt grupları Kerkük’teki emellerine ulaşabilmek için sözde Kerkük’ten
göç ettirildiklerini ileri sürdükleri kişileri, bu kente yerleştirebilmek için binlerce sahte belge
hazırladıkları bilinmektedir. Bunun haricinde Irak’ın işgalinden sonra kullanılan Kürtleştirme
argümanlarından biri de Kerkük’teki demografik yapıyı değiştirme amacıyla diğer Kürt
yerleşim birimlerinde doğan çocukların Kerkük’te kayıt edilmelerini sağlamak ve bu konuda
özendirici maddi teşvikler vermek olmuştur. 
Özellikle üzerinde durduğumuz Kerkük’teki demografik yapının değiştirilmek istenmesinin
nedeninin ne olduğu, aynı politikanın daha önce Türkmen Şehri Erbil’de uygulandığı için
biliniyordu. Amaç, gelecekte yapılacak olan herhangi bir nüfus sayımında üstünlüğü
sağlayarak avantajlı bir durumu yakalamaktı. Böylece rahatlıkla Kerkük’ün bir Kürt kenti
olduğunu iddia edebileceklerdi. Nitekim 1. Körfez Savaşı’ndan sonra Kürt grupların
kontrolüne geçen Türkmen Şehri Erbil’de de aynı planı başarıyla uygulamışlardı. 1991’den
beri Erbil şehrini Kürtleştirmek amacıyla yürütülen demografik yapıyı değiştirme politikaları
semeresini vermiş ve bugün gelinen noktada Kürt nüfusu Türkmenlere yaklaşmıştır. 
Kürt grupları, Nüfus ve Tapu Dairelerini Neden İmha Ettiler?
Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten göçe zorlanan Türkmen, Kürt, Asuri ve Keldani’lerin
sayısı, belgelere ve istatistiklere göre 11.878 kişidir. Irak Ticaret Bakanlığı Gıda Karnesine
göre; 30 Nisan 2003’e kadar tüm etnik gruplardan Kerkük’ten 11865 kişi göçe zorlanmıştır. 
Kürtlerin kaynağına göre; Kasım 2003 tarihinde KYB (Celal Talabani’nin Partisi) adına
yayınlanan El-İttihat gazetesine göre göçe zorlanan Kürtlerin toplam sayısı 11.700’dür. 
2206 sayılı ve 24 Temmuz 2003 tarihli Kürdistan-i Nwe Gazetesine göre “15839 Kürt ve
Türkmen’in göçe zorlandığı” belirtilmektedir. 2000 Yılında İnsan hakları temsilcisi Max Van
 
Der Stoel’in Kerkük’ü ziyaret ederek hazırlayıp Birleşmiş Milletler’e sunduğu uluslararası
rapora göre 25.000 Türkmen, 11.700 Kürt göçe zorlanmıştır. Saddam rejimi tarafından göçe
zorlanan 15.839 kişinin hepsinin Kürt olduğunu düşünsek bile, Kerkük’e dışarıdan
yerleştirilen 700 bini aşkın Kürt için nasıl bir açıklama yapılabilir? 
Kürt grupları, Türkmen şehri Kerkük’ün Kürtlere ait olduğunu iddia ediyorlar. Ellerinde bu
asılsız iddiayı doğrulayacak bir belge, Kerkük’te yaşadıklarına dair tapuları olmadığı için
kentin Türk kimliğini yok etmek gayesiyle nüfus ve tapu kayıtlarını imhaya kalkıştılar. Kürtler
Kerkük’ün kendilerine ait olduğu iddiasında bulunuyorlar. Bir grup kendine ait olduğunu iddia
ettiği bir şehri talan edip, yağmalar mı? Ayrıca bu talan ve yağmalama Kürtlerin yoğun
yaşadığı Süleymaniye ve Dohuk şehirleri ile Çamçamal, Akra, Selahaddin, Zaho gibi kentler ve
kasabalarda olmamıştır. Kürtler tarafından bu yağma ve talanın yalnızca Kerkük ve Musul’da
olması bir anlam taşımıyor mu acaba? 
 
10 Nisan 2003 günü Kerkük işgal, yağma ve talan edildiğinde Irak Devletinin arşivine göre
Kerkük’ün nüfusu 830 bin civarındaydı bugün ise 1 milyon 600 bini aşmıştır. Kerkük’e 700 bin
Kürt  ithal edildi. Bu getirilen Kürtlere sahte “Kerkük” Nüfus Kâğıdı ve gıda karnesi verildi.
Kerkük’te 2004 yılında 369 bin olan toplam seçmen sayısı 2009 yılı itibarıyla 840 bine
yükselmiştir, 840 bin rakamı sadece seçmen sayısıdır. Bu bilgiler Irak Bağımsız Yüksek
Seçim Komisyonu tarafından yayınlanan bilgilerdir. Nüfusuna güvenenler neden Kerkük’ün
Tapu ve nüfus kayıtlarını yaktılar, yağmalayıp talan ettiler?
 
Irak’ın İkinci Adamı Tarık Aziz: “Araplar Endülüs İçin Yıllarca Ağladı, Kürtler İse Kerkük İçin
Kıyamete Kadar Ağlayacaklardır.”
Tarık Aziz, eski Irak Dışişleri Başkanı ve Başbakan Yardımcısı. Uzun yıllar eski Irak Devlet
Başkanı Saddam Hüseyin'in yakın danışmanlarından biriydi ve rejimin dünya sahnesindeki
yüzüydü. Gazeteci Yazar Hamide Na’ne, Saddam’ın sağ kolu Irak’ın ikinci adamı Tarık Aziz’e
soruyor:
– “Kerkük’ü Kürt bölgesine ilhak etmek istiyorlar?
Tarık Aziz cevap veriyor:
– Doğrudur, 70’li yıllardan beri Bağdat yönetiminin bu konudaki tavrı belli idi: O da Kerkük’ün
özerk Kürt bölgesinin içinde olmamasıdır. Çünkü Kerkük özerk bölgeye alındığı taktirde,
petrol oyunları ve uluslararası entrikalar devreye girerek, merkezi yönetimden ayrılmaya
doğru büyük bir aşama kaydeder. Ki bu da ülkenin ulusal birliğini zedeler. Bu bakımdan
Kerkük’ün özerk bölge dışında kalması ayrılıkçı hareket ve oyunlarını önlemiş ve bölge için
güvence sağlamış olur. Birinci Nokta: Tarihi açıdan Kerkük, Kürt vilayeti değildir. 
Kerkük’e gittiğiniz zaman orada Türkmenleri, Arapları ve Kürtleri bulursunuz. Ancak baskın
kimlik Türkmendir”.
 
Tarık Aziz, “Lider ve Dava” (Beyrut, 2000) adlı eserin 163. sayfasında Kerkük’ün bir Türkmen
şehri olduğu ve baskın kimlikte Türkmen olduğu, hem de Tarık Aziz tarafından dile
getirilmişse, bunun ayrı bir önemi ve değeri vardır. Büyük bir kanıt niteliğinde olan bu itiraf,
sağduyu sahibi olan bütün araştırmacıların dikkatine, vicdanına ve insafına sunuyoruz.
Tarık Aziz’in kerkük hakkındaki bu sözü dikkat çekicidir: “Araplar Endülüs için yıllarca ağladı,
Kürtler ise Kerkük için kıyamete kadar ağlayacaklardır.” Yani Kürt grupları, Türkmen şehri
Kerkük’e asla sahip olamazlar diyordu. Kürt grupları ateşle oynuyor, kendilerine ait olmayan
bu kente ısrar ederse, kendi sonlarını da getirmiş olurlar. Kerkük, ateşten gömlektir.
Dokunanı yakar.
 
Irak Türkleri, Irak devleti kurulduğundan beri devletine, toprağına ve bayrağına sadık bir
toplum olarak şerefli bir geçmişe sahiptir. Türkmenler, devletine silah çekmemiş ve Irak
askerini öldürmemiştir, savaşlarda vatanını şereflice savunmuş ve ülkesi uğruna binlerce
şehit vermiştir, İşgalcilere öncülük etmemiş ve dış güçlerle işbirliği yapmamıştır. Ülkelerini
talan edip yağmalamamışlardır. Yani Türkmenler ekmeğini yedikleri ve suyunu içtikleri
ülkelerine hiçbir zaman ihanet etmemişlerdir. Irak tarihi de buna şahittir.
Tek taraflı işgal ve silah zoru ile 14 yıldır iradesini dayatmaya çalışan Kürt gruplarının
formülünün işlemeyeceği görüldü. Bir noktada 2003’ten beri Irak’ın toprak bütünlüğünden
yana en ciddi tavır koyanların başında da Irak Türklerini görürsünüz. O yüzden savundukları
Irak içerisinde kalma çizgisinin karşılığında buradan bir kazanım elde etmeleri, bu kazanımın
da tescillenmesi gerekiyor. Bu da tarih boyunca Irak’ta hep damgalarını vurdukları şehirde kendi haklarını koruyacak bir sistemin olmasıdır.
Ali Kerküklü

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber