Başıbozukluk, Mehmetlerin Kemâl Çağıdır! - II

14 Ekim 2017
405 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Devlet Bey'in "5.000 Ülkücü" çıkışı, bir Devlet geleneğimizin dile getirilmesidir.

1826'da "Vaka-i Hayriye" ile askerlik, maaşlı veya tımarlı bir iş olmaktan çıkmış "vatan borcu" olmuştu!

Ancak Yeniçeriler gibi "Ulufe" almadan, Tımarlı Sipahiler gibi "Dirlik" almadan bu kanlı barutlu işler nasıl yapılacaktı?

İşte tarihin bu noktasında, günümüzdeki ideolojik eğilimleri de belirleyen bir kırılma başladı.

"Osmanlı değerleriyle" arası iyi olan, askerliğini yapan ve her askeri reformda yeniden salınan vergileri ödeyenlerle eski ve yeni sebeplerle devletle arası bozuk olan kesimler arasında önce kültürel, sonra da ideolojik ayrışma başladı.

Oysa namuslu bir memlekete, ayrışma değil asker lazımdı.

1827'de Navarin'de donanmamız yakılmış, 1828'de Osmanlı-Rus Savaşı Başlamış, 1829'da Yunanistan bağımsızlık kazanmış, 1830'da Mısır isyanı çıkmış, 1833'te Ruslarla yapılan onur kırıcı dostluk anlaşması, İngiltere'yle Boğazlar sorununu ortaya çıkarmıştı.

Vaziyet, neredeyse "15 Temmuz sonrası"ydı!

1812'de Tımarlı Sipahi Ocağı, 1826'da ise Yeniçeri Ocağı kaldırılmıştı.

Yurt çapında örgütlenmiş bir ordumuz kalmamıştı!

İstanbul'daki "Asakir-i Mansure-i Muhammediye" şuurunun Anadolu'ya doğru yayılması lazımdı.

İşte bu amaçla 1834'te taşrada "Redif" teşkilatı kuruldu.

1843'te Osmanlı ordusu "Muvazzaflar, Redifler, Yardımcı kuvvetler ve Başıbozuklar" olmak üzere dört sınıfa ayrıldı.

1869 yılında çıkan kanunla "askerlik süresi" 20 yaşından itibaren 20 yıl oldu.

Türk gençleri, 20-26 yaşları arasında Nizamiye, 27-32 arası Redif, 33 yaşından sonra da 40'ını doldurana kadar "Müstahfız" yani "Başıbozuk" olacaktı.

Özellikle 1293 harbinde (1877-78 Osmanlı Rus Savaşı) "Başıbozuk" yaş grubundaki askerlere duyulan ihtiyaç daha da arttı.

Çünkü 20-26 yaşındaki Muvazzaflar ve 27-33 yaşındaki Redifler cephede savaşıyordu.

34-40 yaşlarındaki Müstahfızlar yani Başıbozuklar, senelerce asilerle, komitacılarla karşı karşıya kaldı ve antiterör timleri gibi stratejik, ideolojik ve diplomatik bir deneyim kazandı.

Bu durum, aynı zamanda askerlik görevini 40 yaşına kadar hakkıyla yapmış Osmanlı tebasının torunlarına, "isyancı fikir ve hareketlere karşı koyma" şeklinde sirayet eden bir milli kimlik inşasıydı.

Bu kimlik, birkaç nesil sonra askerinden doktoruna kadar "Ülkücü kimlik" şeklinde ortaya çıktı.

Askerliğin vatan borcu olmasından itibaren bu işi hakkıyla yapmış yiğitlerin torunlarının Ülkücü olma ihtimali fazlaydı.

Asker kaçaklarının torunlarının, eşkıya, terörist, komünist, ajan, torbacı, eroinman, lezbiyen, gey olma ihtimalinin daha fazla olması gibi…

Sonra da birbirini Taksim'de bulması gibi…

İşin özeti şudur:

"Başıbozuk" Terhis olduktan sonra rediflik dönemini de tamamlayan Mehmetçiğin 33 yaşından sonra aldığı askeri durumdur.

Zenginler askere gitmek yerine bir fakiri gönderip, kişiye "bedel-i askeri" ödediği için:

"Zenginimiz bedel verir, Askerimiz fakırdandır!" türküleri söylenmeye başlamıştır.

Yemen Türküsünde kışlanın önünde "Redif sesi" olmasının sebebi, ikinci (26-32) yaş kuşağının yani yedeklerin Muvazaflığa kaydırılmış olmasıdır.

Çözülme devrinin genel havasını yansıtan bu tür durumlarda başıbozuklar da Rediflerin yerini alıyordu.

Sonunda Mondros Ateşkesiyle cephedeki yedekler dahil tüm askeri birlikler bir anda terhis edilince "Başıbozuk"ların ordu niyetine Kuva'y-ı Milliye olmasının sebebi de bu tarihi arka plandır.

İşte kimlik kodları, destanla karartılmaya çalışılan "Kuva'yı Milliye" bu "Başıbozuk"lardır.

Anadolu'nun bazı evlatları, özellikle de Rus saldırılarıyla geçen Osmanlı Devletinin bozgun yıllarını "40'ına kadar asker" olarak geçirmişlerdir.

İşte Ülkücüler, o yiğitlerin torunlarıdır.

Kimine de vatan borcu ters gelmiş; dağa çıkmış, eşkıya olmuştur.

PKK'lılar, bunlardandır.

Askerlikten çok paraya, vatan toprağının namusundan çok rantına meyilli olan "bedel"cilerin torunları da zengin olmuşlardır.

Zenginlikle Ülkücülük arasındaki korelasyon bozukluğunun sebebi de budur.

Çünkü dünya malı, canı tatlandırmakta, serdengeçtilerin mayasını bozmaktadır!

İngilizce kaynaklara "irregular soldier" (gayri nizami asker) olarak geçen Başıbozuklar, Osmanlı Devletinin son dönemlerinde artan etnik isyanlar karşısında Müslüman halkın canını, malını ve namusunu korumuşlardır.

Batıdaki Zeybeklerle doğudaki Ermeni isyanlarına karşı kurulan Hamidiye Alayları, tipik birer Başıbozuk uygulamasıdır.

Türk tarihinde "Başı Bozuk" denince akla, Şeyh Şamil, Kara Hasan, Sütçü İmam, Şahin Bey, Yörük Ali Efe, Topal Osman, Yahya Kaptan, gelir.

Başıbozuk "Kuvayı Milliye"nin ta kendisidir.

 "Gayri nizami asker" anlamındaki Başıbozuk kelimesini, kanı bozukların düzgün anlaması mümkün değildir.

Devlet Bey'in "5.000 Ülkücü" çıkışı, bir Devlet geleneğimizin dile getirilmesidir.

Başıbozukluk, Mehmetlerin vatan savunmasında kazandığı ustalık...

Başıbozuk, kemâl çağına girmiş Mehmetçik demektir..

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber