BIRLIK ÜLKÜMÜZ

13 Haziran 2017
446 Haber Okunma   0 Haber Yorum

Türk ailesinin bir ferdi olan Türkiye Türklüğünün farklı bölgelerde ve coğrafyalarda yaşayan diğer bireyleri ile bütünleşmesi kaçınılmazdır. Türk Birliği’ni arzulamak, Turan için çalışmak bizler için seçim değil, kaderdir.

Insanlar, dünyaya geldikleri ilk andan yaşamlarının sonuna kadar yalnız başına yaşamamaktadır.
 
Gözlerini ilk açtığında ailesi tarafından karşılanan insan, yıllar geçtikçe dostlar ve arkadaşlar edinmekte, kendisi büyüdükçe çevresi de büyümekte ve gelişmektedir.
 
Doğadaki diğer canlılardan farklı olarak insan; tek başına yaşayamayacak tek canlıdır. 
Temelinde insan olan milletler de benzer şekilde büyük bir aile gibidir. 
 
Nasıl ki ‘aileler’ insanın ilk doğduğunda doğal olarak ihtiyaç duyduğu bir olgu ise, insanlığın tarihi seyrinde de milletler toplumsal yaşam içinde sosyolojik bir olgudur ve insanlara has yapılar olarak aynı zorunluluktan doğmuştur.
 
Ailelerin varlığı, milletlerin varlığı gibidir. Ailevi sorunları olan fertler için nasıl psikolojik sorunlar söz konusu ise, aynı sorunlar millet nezdinde de geçerlidir. 
 
Bir ailenin fertleri dünyevi gerekliliklerden ötürü farklı coğrafyalarda yaşıyor olsalar bile birbirileri ile maddi ve manevi bağlarını sürdürdükleri sürece güçlü ve ayakta durabilmektedirler.
 
Ancak coğrafi ayrılıklara bir de maddi ve manevi bağların kopması eklenirse o fertler psikolojik sorunların ve bunalımların içerisinde olacaktır. 
 
Dünya Türklüğü için; tıpkı bu örnekteki gibi birbirinden ayrı coğrafyalarda yaşamanın değil, aynı aileye mensup olma şuurunun yitirilmesinin problem teşkil ettiğini ve milli bağlamda tarih, kültür ve geleceği tayin etme noktasında sorunlar yaşamaya sebep olduğunu görüyoruz. 
 
Ikrar ediyoruz; Doğu Türkistan’da yaşayan bir Türk ile Balkanlar’da yaşayan bir Türk aynı büyük aileye, millet dediğimiz geniş aileye mensuptur.
 
Anadolu’da yaşayan bir Türk ile, Kırım’da, Kerkük’te, Halep’te yaşayan bir Türk; Türk adındaki bu geniş aileye mensuptur. Kazakistan’daki bir Türk, Türkiye’den Avrupa’ya gitmiş bir Türk ile aynı ailedendir. Nerede bir Türk varsa o bizim millet denilen bu geniş ailemiz içerisindedir.
 
Coğrafi ayrılıklar, dildeki değişmeler ve hatta dünya görüşlerinin farklılaşması dahi bu geniş aileyi ayırmak için geçerli bir sebep değildir.
 
Bugün günümüzde Kerkük’te, Halep’te, Kırım’da, Doğu Türkistan’da başta olmak üzere Türklerin yaşadığı bir çok coğrafyada fiili zulümler, baskılar, kültürel asimilasyon politikaları, Türklük karşıtı etnik saldırılar söz konusudur. 
 
Türklük, tarihi birlik şuurunu yitirmeye başladığı için; çaresizlikler, belirsizlikler ve basiretsizlikler Türklüğe ait tarihi coğrafyaların üstüne kara bir bulut çökmüştür. 
 
Türklüğün üstündeki bu çaresizlik, belirsizlik ve basiretsizlikler; ailevi bağlarını yitiren bir aile ferdinin yaşadığı güçsüzlüklere, psikolojik bunalım ve buhranlara benzemektedir. Bu bunalım ve buhranların çözümü ise yine aileye dönmek, aile şuurunu kazanmak, aile ile olan maddi ve manevi bağları kuvvetlendirmekle mümkündür.
 
Türk Dünyası’nda sayacağımız ve sayamayacağımız bu sorunların çözümü Urumçi ile Istanbul arasında sarsılmaz bir bağ kurmak ile mümkündür. 
 
Aynı dili konuşan aynı dini paylaşan Halep ile Urumçi’nin aynı ailenin bireyi olduğu şuurundan güç bulması ile mümkündür. 
 
Günümüzde bağımsızlığını kazanmış Türk topluluklarının esaret altındaki soydaşları için işte, fikirde ve gönülde birlik olması ile mümkündür. 
 
Dünyanın görmüş olduğu en büyük medeniyetlerden birisini inşa etmiş olan Türk Milleti, her zaman birlik şuuru ile hayat bulmuştur. 
 
Doğu Türkistan’dan Balkanlara, Sibirya’dan Güney Türkistan topraklarına, Kırım’dan Türkmeneli’ne kadar geniş coğrafyada varlık gösteren Türklüğün dört asırdır acıları dinmemektedir.
 
Hatta tam aksine günden güne sıkıntıları artmakta, yaraları derinleşmektedir. 
 
Işte bu noktada sözünü ettiğimiz aile fertlerinin birliğine benzer şekilde milli birlik temalı tarih anlayışına doğan ihtiyaç her zamankinden daha fazla önem ifade etmektedir.
 
Milletimizin bulunduğu bu durumdan kurtuluş reçetesi ancak Türk Milliyetçiliği’dir. 
 
Iklim iklim, şehir şehir Türk ellerinin dört yanına dağılmış olan Türk Milliyetçileri kendi aralarında bütünleşerek Türk Birliği’ne ön ayak olacaktır. 
 
Türk ailesinin bir ferdi olan Türkiye Türklüğünün farklı bölgelerde ve coğrafyalarda yaşayan diğer bireyleri ile bütünleşmesi kaçınılmazdır. 
 
Türk Birliği’ni arzulamak, Turan için çalışmak bizler için seçim değil, kaderdir.

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber