BEKA SORUNUNDA PAZARLIK OLMAZ

20 Ekim 2017
397 Haber Okunma   0 Haber Yorum

MHP lideri Bahçeli, "Kürtçülüğü izah etmek için Türkçülüğü örnek göstermek doğru değildir" dedi. Bahçeli, "Cumhurbaşkanı'nın özellikle terörle mücadelede ortaya koyduğu tavır tutarlıdır, ülke için yararlıdır ve kararlıdır. O bakımdan MHP olarak desteğimiz tamdır ve devam edecektir" diye konuştu.

TÜRK VE TÜRKÇÜLÜK TARİHSEL KAVRAMLARDIR
MHP'yi takip eden gazetecilerle bir akşam yemeğinde buluşan Bahçeli, "Cumhurbaşkanı daha önce de Misak-ı Milli'den söz etmiş ve 'Kerkük Türktür' demişti. Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye'deki Kürtçülük hareketini daha iyi anlaşılması açısından bir ifade kullanıyor. Sadece Kürtçülükten bahsettiği takdirde birçok çevreden de eleştiri alacağını düşünüyor. Ama Türk ve Türkçülük çok tarihsel kavramlardır. Bu milletin özellikle son 100-150 yılına varlığını koymuş olduğu kavramlardır. Kürtçülüğü izah etmek için Türkçülüğü örnek göstermek doğru değildir." dedi.  
 
TUTARLI TAVRI DESTEKLİYORUZ
BAHÇELİ, "Biz, Davutoğlu'nun sözlerini değil, Cumhurbaşkanı'nın ifadelerini dikkate alırız. Devletin politikasını belirleyen o cümlelerdir diye anlarız. Fakat korsan bir referandumun tartışıldığı bir ortamda 10 maddelik, çok bilgiçliğe dayalı, sanki özel çözüm üreten veya referandumu izah edebilecek cümleleri Davutoğlu'nun kullanmaması lazımdır. Doğrusu da budur. Cumhurbaşkanı'nın özellikle terörle mücadelede ortaya koyduğu tavır tutarlıdır, ülke için yararlıdır ve kararlıdır. O bakımdan MHP olarak desteğimiz tamdır ve devam edecektir."diye konuştu.
 
MÜFTÜLÜK MÜESSESESİ ÖNEMLİDİR
MÜFTÜLERİN nikah kıymasının hiçbir sakıncası olmayacağını kaydeden Bahçeli, "Her tarafta imam nikahlarının kıyıldığı bir ortamda kimsenin laiklik aklına gelmiyor, ama bu nikah müessesini belli bir kayıt altına alma faaliyetini yerden yere çalıyorlar. Eleştiriler de tutarlı olması lazım. Gemiye binsin, Yunanistan'a giderken kaptan kıysın. Paris'e giderken, pilot kıysın. Ama Türkiye'de kalıyorsa da bırakın müftü kıysın. Müftülük müessesesi önemlidir." açıklaması yaptı.
 
CUMHURBAŞKANI'NI MHP YALNIZ BIRAKMAZ
BAHÇELİ, "Beka sorununda Cumhurbaşkanı'nı kararlı görüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'nı MHP yalnız bırakmaz. Cumhurbaşkanının kararlılığı devam ederse, bunun altından Türkiye Cumhuriyeti kalkar. Bu konuda, Kemal Kılıçdaroğlu Bey'in de dahil olmasında, kanaat belirtmesinde, tutarlılık içinde bugünkü politikaları desteklemesini de yararlı görüyorum. Desteğimiz terörün ortadan kaldırılması, uluslararası sorunlarımızın çözülmesi normalleşme süreci gelinceye kadar devam eder. Ondan sonrası Allah kerim. Bizim kimseyle pazarlığımız yok." diye konuştu.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk ve Türkçülük bu milletin son 100-150 yılına varlığını koymuş olduğu kavramlardır. Kürtçülüğü izah etmek için Türkçülüğü örnek göstermek doğru değildir." Dedi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın özellikle terörle mücadelede ortaya koyduğu tavır tutarlıdır, ülke için yararlıdır ve kararlıdır. O bakımdan MHP olarak desteğimiz tamdır ve devam edecektir." diye konuştu.
MHP'yi takip eden gazetecilerle bir akşam yemeğinde buluşan MHP lideri Bahçeli'nin kendisine yöneltilen sorular ve verdiği cevaplar şöyle:
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Türkçülük bölücülüktür' sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Cumhurbaşkanı daha önce de Misak-ı Milli'den söz etmiş ve 'Kerkük Türktür' demişti aslında.
Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye'deki Kürtçülük hareketinin daha iyi anlaşılması açısından ve ona karşı bir tavır koyması açısından bir ifade kullanıyor. Sadece Kürtçülükten bahsettiği takdirde birçok çevreden de eleştiri alacağını düşünüyor. Ama Türk, Türkçülük çok tarihsel kavramlardır. Bu milletin özellikle son 100-150 yılına varlığını koymuş olduğu kavramlardır. Kürtçülüğü izah etmek için Türkçülüğü örnek göstermek doğru değildir. Siyasi olayların içerisinde, dış çevreler ve uluslararası ilişkileri de yakından takip ediyor, bazı kavramları, bazı değişimleri fark ediyor ve onlara cevaben, onları değerlendirmek için de bazı kavramları kullanma ihtiyacı hissedebilir.
 
'CUMHURBAŞKANI'NI DİKKATE ALIRIZ' 
Davutoğlu ile aranızda bir polemik başladı. Semih Yalçın da bir açıklama yaptı. Çok sert bir noktaya doğru gidiyor. Siz Suriye politikasının özellikle Davutoğlu tarafından mı Erdoğan'a empoze edildiğini düşünüyorsunuz? 
 
Zannetmiyorum, çünkü şu an Türkiye'de siyaseti belirleyici unsur Cumhurbaşkanlığı makamı olmuştur. Devletin tüm unsurlarıyla birlikte değerlendirmelerde bulunmaktadırlar ve bazı tutarlı, ilkeli kararlar alınmıştır. O kararların da uygulama aşamasına geçilmiştir. Böyle bir durum karşısında biz, Sayın Davutoğlu'nun sözlerini değil, Cumhurbaşkanı'nın ifadelerini dikkate alırız. Devletin politikasını belirleyen o cümlelerdir diye anlarız. Fakat öyle sözde bir referandum, korsan bir referandumun tartışıldığı bir ortamda 10 maddelik, çok bilgiçliğe dayalı, sanki özel çözüm üreten veya da referandumu izah edebilecek cümleleri Sayın Ahmet Davutoğlu'nun kullanmaması lazımdır. Eğer ben MHP olarak gelişmeleri yakından takip eder ve Türkiye'nin politikası üzerinde bazı görüşler ifade ederken, AKP'nin hangi kademesinde olursa olsun, o insanların ifadesinden ziyade, Cumhurbaşkanı'nın ifadesini esas alırım. Doğrusu da budur. Çünkü 24 saat olayların içerisinde olan Sayın Cumhurbaşkanı'dır. Devletin bütün unsurlarıyla beraber düşünen, tartışan bir konumdadır. Bunu böyle kabul etmek lazımdır ve şu ana kadar da Cumhurbaşkanı'nın özellikle Irak, Suriye ve terörle mücadelede ortaya koymuş olduğu tavır tutarlıdır ve ülke için yararlıdır ve Sayın Cumhurbaşkanı da bu konuda kararlıdır. O bakımdan MHP olarak desteğimiz tamdır ve devam edecektir.
 
'O İFADELER TANIDIĞIM ECEVİT İLE BAĞDAŞMAZ' 
Cumhurbaşkanı'nın eski Başbakan Ecevit ile ilgili sözleri de dikkat çekti. Eski ABD Başkanı önünde el pençe divan durduğunu söyledi. Ecevit ile ilgili sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Rahmetlik Bülent Ecevit, başbakan olarak 57. Hükümeti kurduğu zaman, onunla beraber 3,5 yıl çalışmış olan bir kişiyim. Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri benim tanıdığım Ecevit ile bağdaşmaz. Ecevit'i eskiden sol-sağ kavramı içerisinde çok farklı değerlendirenler olmuştur, bu değerlendirmelerden bir tanesi de biziz. Ama 57. Hükümet döneminde başbakan olarak milli konulardaki hassasiyetlerini gördükten sonra o da kendine has bir anlayışla, hattı zatında dik duruşu seven bir şahsiyettir, bu bakımdan ABD'linin karşısında el pençe divan durması anlamında bir duruş değildir o. Nezaketsizlik öbüründedir. Koltuğun üzerine oturup da bir değerlendirme yapması doğru değildir. Sayın rahmetli Ecevit, çok nazik bir insandır. "Oturuşunu düzelt" diyeceği yerde sessiz kalmıştır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını gerçekleştirmiş bir liderle ilgili söylenmiş bir söz.
        Bu konu biraz iç içe. Yani, CHP, Sayın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, 8-9 tane milletvekili, grup başkanvekilleri, sözcüleri çok ağır eleştiriler içerisinde bulunuyorlar ve bu eleştirilere karşı da Cumhurbaşkanı cevap verme ihtiyacı hissediyor. Bu gerilim tabii, siyasetin üslubunu da tahrip ediyor. Onu o şekliyle düşünmek lazım. CHP'nin 8 tane konuşmacısı var. Bunlar adliyenin önündedir, karakolun önündedir, birçok yerlerdedir. Partinin içinde ne kadar bulunuyorlar, onu bilemiyorum. Bir de Meclis'tedirler. O sebepten dolayı, 3 gazeteciyi de gördüler mi yanlarından ayrılmıyorlar. Televizyonlarda seyrediyor musunuz onları? Gazeteci sağa dönüyorsa, o sağa dönüyor. Gazeteci sırtını dönmüşse bu arkasına geçiyor. Böyle bir manzara. 
 
'LAİKLİK AÇISINDAN SIKINTI OLMAZ'
Müftülere nikah yetkisi veren tasarıya yapılan tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Laiklik açısından bir sıkıntı yaratır mı? 
 
Hiçbir sakıncası olmaz, sıkıntı da yaratmaz. Toplum gerçeğini dikkate alarak, hareket etmek gerekir. Her tarafta imam nikahlarının kıyıldığı bir ortamda kimsenin laiklik aklına gelmiyor, ama bu nikah müessesini belli bir kayıt altına alma faaliyetini, demin söylediğim o 8 tane değerli kardeşimiz, yerden yere çalıyor. Müftü nikahı kıyarsa, çok küçük yaşlara kadar devam edermiş. Öyle şey olur mu? Eleştirileri de tutarlı olması lazımdır diye söylüyorum. Türkiye'nin bu sorunu çözmesi lazımdı. 
 
İhtiyaç var mı? 
 
Var, olmaz olur mu? Yani kalkıp da her tarafta değişik değişik uygulamalar oluyor. Ben hatırlıyorum, 7 Ocak 2012 tarihinde, Osmaniye'de 500 küsuru aşkın toplu nikah kıyıldı. Gerekçesi nedir? İmam nikahlı olmaları. Çocuklar var, kaydı yok. Çocuklar var, askere gidecek, gidecek hal yok. Bu yapılanmaya bir dur demek lazım. Evlilik müessesesinin bir kanadını oluşturan hanımefendiler oldukça rahatsız ve şikayetçiler. İmam nikahını kaldıramadığınıza göre onu daha sağlıklı bir hale getirebilmek açısından ne yapmanız lazım? Müftü beylere aynen diğerleri gibi görevlendirme yaptırdığınız takdirde nikahını yaptırsın. Gemiye binsin, Yunanistan'a giderken kaptan kıysın. Paris'e giderken, pilot kıysın. (Gülüyor) Ama Türkiye'de kalıyorsa da bırakın müftü kıysın. Müftülük müessesesi önemlidir. Bir aileyi düşünün, sizin nikahınızı kim kıydı. Müftü efendi geldi, kıydı. Ya da bir başkası… Biz şimdi, Oran şehrinin arkasında, Japon Vakfı var. Gidiyorsunuz, orada ben daha belediye başkanının gelip, nikah kıydığını görmedim. 5, 6 tanesine de ben katıldım, arkadaşlarımızdı. Dediler ki "Efendim, şahidimiz olur musunuz" dediler. "Tabii memnuniyetle" dedik. Gittik. Çok muhterem bir insan Alper Taşdelen. Ama bir gün gelip, orada, sade bir vatandaşın nikahına kıydığına şahit olmadım. Ama lüks bir otelde, siyasilerin 7, 8, 10 tane olduğu yerde nikahı belediye başkanı kıyıyor. Başka ortamlarda görevlendirdiği bir memur hanımefendi nikahı kıyıyor ve aile buna rıza gösteriyor. Çankaya Belediyesi nikahımızı kıyacak diyor, oraya varıyor, belediye başkanı yok. Ona rıza gösterenler, başka şeyleri başka şeylerle kıyaslayarak, farklı şeyler göstermeye kalkmaması lazım. O sebepten dolayı MHP olarak biz, Meclis'e gelmiş olan bu konudaki yasa maddesini destekliyoruz. Bizce mahsurlu bir tarafı yoktur. Belki ileriki günlerde çok daha hayırlı sonuçlar elde edebilir. İsteyen istediği yerde nikahını kıyabilir, bazı insanlarımız da nikahın başka yerde kıyılmasına rıza göstermiyor, aile baskısı bir de imam nikahı kıyılsın diyor. Bu tür toplumsal çelişkilerin olduğu yerde artık modernleşen, gelişen toplumlarda bazı kurumlar yerli yerine oturmalıdır. Her şeye itiraz etmek sonuç getirmiyor. Uygulamaya geçsin bakalım. Eğer müftü efendi nikahı kıyarken, yanlış cümleler ifade ediyorsa, nikaha şahit olarak gelenler ne yapıyorsun desin. 
 
'VEKİLİN KENDİ GÖRÜŞÜ, EN DEMOKRATİK PARTİ MHP'
Komisyondayken, MHP'li üye Mehmet Erdoğan farklı bir muhalefet şerhi yazmıştı. Daha sonra grup başkanvekilleri bir açıklama yaparak, "Mehmet Bey'in görüşü" dediler. Mehmet Bey'in çekincelerini nasıl değerlendiriyorsunuz, kendisiyle görüşebildiniz mi? 
 
 Mehmet Bey, komisyon üyesi olarak bana uğradılar. Komisyona gelmiş olan bir yasa taslağı üzerinde çalışırken, iki tane konunun dikkatini çektiğini, bunlar üzerinde kanaatimi öğrenmek istediğini söylediler. Bunlardan bir tanesi İstanbul'daki Eyüp ilçesinin "Eyüp Sultan ilçesi" haline gelmesi. İkincisi de bu müftülerin nikah kıyma hadisesi. Ben, kendilerine, "Hep beraber Eyüp ilçesine gidelim. Burası neresidir diye soralım. Eyüp Sultan derler. Namaz kılmak için camiye gidersin, bu ne camisi diye sorsan, 'Eyüp Sultan Camisi' derler. Ama kaymakamlığa vardığınız vakit, şöyle zor okunan bir yazı: Eyüp İlçesi Kaymakamlığı. Eğer orada adı Eyüp Sultan ise toplum talebi olarak da bunun isminin Eyüp Sultan olması isteniyorsa, bundan gocunmamak lazım" dedim. Ona benzer daha ne isimler var. Bu gibi konular üzerinde bizim hassasiyetimizi korurken, bir yanlışa çağrım yapmayalım. Eyüp Sultan olması isteniyor, semtin adı Eyüp ise, bırak Eyüp Sultan olsun. Müftülük meselesinde de aynı şeyi söyledim. Fakat kendileri komisyonda bir muhalefet şerhi kullanmış. Milletvekili olarak en tabi hakkıdır. Fakat parti politikası olarak kabulümüz değildir. Nitekim grup başkanvekilerimiz, Başkanlık Divanı toplantılarımızda bu konular ele alınmış ve müftülerin nikah kıyması konusunda bir sakınca görmediğimiz genel kabul görmüştür. Ama o arkadaşımız öyle görmüştür, ona da bir şey demiyoruz. Farklı düşünenler vardır. En demokratik parti MHP'dir.
 
'UÇURUMA SÜRÜKLEMEK İSTİYORLAR'
O şerhte dikkat çeken bir ayrıntı vardı. Azınlıklar kendi din adamlarınca nikah kıydırmak isterse o zaman hükümet ne adım atacak? 
 
Beraber İstanbul'a gidelim. Kiliselerin önlerinde duralım. Normal nikahı bizim yasalarımıza göre kıyan var, arkasından da dini tören yapıyor. Ne sakıncası var? Yapıyorlar şimdi. Yani orada nikah kıyılıyor ama resmi vatandaş olduğu için kıyılıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasa, bizde niye nikah kıysın adamcağız? Hep bunlar, böyle, sorunların üst üste geldiği bir Türkiye'de, değişik viraj alışlarıyla ya uçuruma sizi sürüklemek istiyorlar, ya da yolun bu tarafına çarptırmak istiyorlar. Bundan vazgeçmek lazım. Her kavramı yerli yerine oturtturalım. Yani şimdi gidip de bazı şeylerde de görüyoruz, programları ben yapmıyorum. Her televizyonda bir magazin programı var, cumartesi, Pazar. Kimin nerede nasıl nikah kıydığını, nasıl düğün yaptığını gösteriyor, değil mi?
 
'ANTROPOLOGLAR, ÜNİVERSİTELER BUNLARI ANLATSIN' 
Nikah meselesi çok tartışıldı. Diğer maddelerle ilgili zaman zaman televizyonlarda da durduk, öbür meseleler gündeme gelmedi. Onlara baktırabildiniz mi?  Özellikle bu nüfus hizmetlerinde evlat edinme, çocuğu üzerine alma gibi maddelerde anne adı kalkıyor. Bu durumda çok küçük yaşta birisiyle birlikte olup, bunu üzerine geçirdiğinde, yasal kovuşturmadan da uzak bir şekilde normal hayatına devam edebilecek. Bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Bu kötü kullanıma acaba neden olabilir mi? 
 
Arkadaşlarımız komisyonlarda bu konulardaki hassasiyetlerini ortaya koyuyorlar. Genel Kurul'a geldiğinde de ortaya koyuyorlar. İlk böyle düşünceler içerisinde bunu farklı farklı yorumlamaya kalkanlar zannediyorum Genel Kurul'da gereken cevabı alırlar. Bir yasa çıkıyor diye Türkiye'nin yıllardan beri problemlerini o yasanın üzerine koyup, çözümsüzlüğe itmenin bir manası yok. Daha neler var Türkiye'de. Bu konuda sosyologlar, sosyal antropologlar, kültür antropologları, üniversiteler, başka şeyler anlatacaklarına bunları anlatsınlar. Toplumsal rehabilitasyona ihtiyaç var bu memlekette. Kalkıp da ufacık bir konu üzerinde spekülasyon yapıyorlar, olay öyle bir noktaya geliyor ki toplumsal yara oluyor. Bu sebepten dolayı, bunlar olgunlaştıkça, zannediyorum herkes biraz daha dikkatli, biraz daha kendisini de düşünen bir tarzda olduğu takdirde toplum olarak çözülür. Ama bunların hepsini şu parti yapıyor, bu parti yapıyor şeklinde, siyasi istikrarsızlık şekline dönüştürüp, başka türlü gerilimlere de ihtiyaç yok. Bunların hepsini biliyoruz. Türkiye'de bilinmeyen bir şey mi var? Demin söyledim, neler oluyor, neler bitiyor. Bazıları üzerinde duruluyor. Bazıları var durulmuyor. Mesela bir şeyin açıklanması lazım. 

'CUMHURBAŞKANI'NI MHP YALNIZ BIRAKMAZ'
İblid'de bir operasyon başlatıldı ve bu operasyonun Afrin'le de devam edeceği dillendiriliyor. Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yaptınız, bu konu da görüşüldü mü? Afrin'e olası müdahale gündeme geldi mi? 
 
Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmemiz olmuştur. 45, 50 dakika sürmüştür. Gelişmeler hakkında ve uluslararası kurduğu ilişkiler konusunda bir Meclis'te temsil edilen bir partiye bilgi vermiştir. Düşüncelerimizi sormuştur. Biz de kamuoyu ile paylaştığımız konuları orada da tekrar ettik. Şu an için Sayın Cumhurbaşkanı'nı MHP yalnız bırakmaz. Terörle mücadelenin sonu alınıncaya kadar. Irak ve Suriye'de korsan devletçilikler kurulması kökten engelleninceye kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'nın parti olarak yanındayız, silahlı kuvvetlerinin de arkasındayız. Cumhuriyet döneminde, dikkat edilirse, Kıbrıs olaylarının dışında, Suriye topraklarında Fırat Kalkanı o, arkasından İdlib, arkasından Afrin… Buralarda Mehmetçiklerimiz Türkiye'nin güvenliği açısından her türlü fedakarlığı yapıyorlar. 
Afrin'e girme konusunda Cumhurbaşkanı sizinle bir takvim paylaştı mı? 
Hayır, onu bizimle paylaşmasına da gerek yok. 
 
'CUMHURBAŞKANI'NI KARARLI GÖRÜYORUM' 
Ama bu kararlılığı gördünüz?
 
Bu kararlılık var. Türkiye'nin milli güvenlik konusu  ve beka sorununda ben Cumhurbaşkanı'nı kararlı görüyorum, onu anlatmaya çalışıyorum. Bu kararlılığı, tutarlılığı devam ederse, bunun altından da Türkiye Cumhuriyeti kalkar. MGK tavsiye kararları, arkasından Bakanlar Kurulu, arkasından da hemen uygulamalara geçme… Bunlar şu an için Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu konulardır. Bu konuda, şu parti, bu parti olmaz. Bu konuda, Kemal Kılıçdaroğlu Bey'in de dahil olmasında, kanaat belirtmesinde, tutarlılık içinde bugünkü politikaları desteklemesini de yararlı görüyorum ama tercih Kılıçdaroğlu Bey'indir, ona bir şey diyemeyiz. 
 
'BEKA SORUNUNDA PAZARLIK OLMAZ'
AKP ile MHP arasındaki yakınlaşma 2019 seçimlerinde bir ittifaka dönüşebilir mi? Cumhurbaşkanı ile aranızdaki ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?  
 
Biraz evvel ifade ettim, terörle mücadelede, uluslar arası ilişkilerde, Suriye, Irak'taki gelişmeler sırasında, Rusya, Çin, İran, ABD ile olan temaslarında Sayın Cumhurbaşkanı'na destek verdiğimi ifade ediyorum. Bu destek terörün ortadan kaldırılması, uluslar arası sorunlarımızın çözülmesi, arkasından Türkiye'nin beka sorununu ortadan kalkması, istikrar, demokrasi, normalleşme süreci gelinceye kadar devam eder. Ondan sonrası Allah kerim. Bugünden kalkıp da "Şunu şöyle yapacağız" demek, sanki bu desteklerimiz "bir pazarlık sonucu yapılıyormuş" gibi gazetenizde manşet yapabilirsiniz. Ona da düşmeyelim yani… Bizim kimseyle pazarlığımız yok. Beka sorununda pazarlık olmaz.
 
'AVRUPA MİLLİ DEVLETLERE DÖNÜŞ SÜRECİNDE'
Sadece Kuzey Irak'ta değil, Batı'da da bağımsızlık isteyen gruplar var? Örneğin Katalonlar. Acaba dünyadaki siyasi haritaların değişmek istenmesi gibi bir durum mu var? Farklı bir devletleşme yapısına doğru mu gidiyor dünya?
 
Tabii, ayrıntılı bir inceleme ile bunu ifade etmiyorum. Gelişmelerden görebildiğim kadarıyla söylüyorum ve geçmişten bugüne kadarki bir süreci dikkate alarak bunu söylüyorum. Milli devletlerden entegrasyona doğru gitme eğilimi Avrupa'da kendini gösterdi. Şimdi Avrupa tekrar milli devletlere dönüş sürecinde. Bu süreç içerisinde her devlette etnik ve dini temelli birtakım ayrımcılık faaliyetleri de kendini gösteriyor. Ondan da bir sonuç çıkamayacağını anlayacaklar. İspanya'da birtakım talepler var ama şu an birkaç tane militarist insanın sokaktaki gösterisi dışında bunun yanlış olduğunu herkes söylüyor. O bakımdan bu süreç, birbirlerini tamamlayarak, kartopu gibi gidecek. Eğer mümkünse üniter devlet yapılanması içinde uluslar arası barışı kuvvetlendiren demokratik toplum yapısına dönüşmüş, istikrar yapısı içinde bir dünyaya yakalarsak ne mutlu bize. Bu önemli bir konu. 
 
'SINAVSIZ ÜNİVERSİTE İLE İLGİLİ SES  DUYARSAK, İRADE ORTAYA KOYARIZ' 
"Sınavsız üniversite" ile ilgili sözlerinize Başbakan'dan jet yanıt geldi. Kendisinden bir dönüş aldınız mı?
 
Biz kimseden dönüş almadık. Biz, eskiden bu yana, 1999 yılı Türkiye'de ilk defa, Türkiye'nin temel meselelerinde araştırma geliştirme komisyonları kurarak, yapmış olduğumuz çalışmalar var. O çalışmalardan bir tanesi de milli eğitim sistemidir. Yükseköğrenimdir. Üniversitelerdir… O günden bu güne kadar bu sınavın uygulanmasında birtakım adaletsizliklerin, yanlışlıkların olduğunu görerek, sınavsız bir üniversite girişi nasıl sağlayabiliriz şeklinde çalışmalarımız var bizim. Bu çalışmalara ihtiyaç hissederlerse, en sonunda 2009 yılındaki güncelleştirilmiş parti programımızda, 2015'teki güncelleştirilmiş seçim beyannamemizde ana kavramlar olarak yer almış  fakat onları açarak, bu işi nasıl başarabileceğimizi söyleyeceğiz. Bu kadar sistem değişikliği oluyor, hele hele son yıllarda da çocuk arabayla geliyor, yolda trafik tıkanıklık var veya benzini bitiyor veya önüne bir kişi çıkıyor. 15 dakika gecikiyor. Bir senesi gidiyor evladın. Böyle şey olmaz. Şimdi kaldırılıyor. Şimdi bizim rakama göre 183'tü, 2 tane daha ilave edilmiş, 185 olmuş üniversite. 185 üniversiteye bir yöntem bulsak, sınava girmeden, çocukları strese sokmadan, gece gündüz ders çalışacağım diye bilmem ne yapmasına fırsat verdirmeden bir yol bulalım istiyoruz. Bunun yapısı da oluşabilir. Eğer böyle bir durumda biz ses duyarsak, bir irade ortaya koyarsak, bu sese ve iradeye sahip çıkarız.
 
'35 VEKİLİMİZLE ADAYIMIZA DESTEK VERİRİZ'
Meclis Başkanlığı seçimlerinde MHP'nin tavrı nasıl olur? 
 
35 milletvekilimiz var. Meclis'in bütününden destek alabilecek bir aday olur mu, bilmem. Ama birisinden birisi olacak. Ona da bakacağız, diyeceğiz ki "Şu olsun." 35 milletvekilimizle ona destek vereceğiz, yapabileceğimiz başka bir şey yok.
 
'MHP TÜZEL BİR PARTİDİR' 
MHP, geçmişte 35 milletvekili olsa da 69 milletvekili olsa da son tura kadar kendi adayının arkasında durmuştur… 
O kuralımız bizim. MHP tüzel kişiliği olan bir partidir de Meclis Başkanı bizden çıkacaktır diye bir iddiayı söylersek, hepiniz gülersiniz. Böyle şey olur mu dersiniz?
 
'DOLDURUŞA GELMEMEK LAZIM' 
Siyasette beklenmedik ittifaklar da çıkabilir…
 
Evet ama siyasette biraz da gerçekçi olmak lazım. Dolduruşa gelmemek lazım. 
MHP'nin 35 milletvekili olsa da bazı durumlarda etkin olabiliyor. Örneğin son Meclis Başkanlığı seçimi… MHP'nin izlediği yol sonrasında İsmail Kahraman Meclis Başkanı oldu… 
O gibi durumlar olur. 
 
'KAPI YOK, KİLİDİ OLSUN'
Ya kilitleri açan ya da kilitleyen parti oluyorsunuz… 2019'un kilidi de sizde mi?
 
Kapı yok ortada ki kilidi olsun. Var mı? 
 
'KENDİLERİNCE HESAPLARI VARDIR'
İsmail Kahraman da devam etmek istiyor gibi görünüyor…
 
Bizimle herhangi bir konuda sohbeti olmadı. Bir niyeti olup olmadığına dair bir haber de duymadık, görmedik. Onlar biraz kendi kendilerine hesaplı kitaplı hareket ederler. 
5 bin Ülkücü sözleriniz… 82 Kerkük, 83 Musul çıkışında bulundunuz. Cumhurbaşkanı ile sohbetinizde bunlar geçti mi? 
Cumhurbaşkanımızla ne "5 bin Ülkücünün hazırlığı, gidişi" ne de "82, 83" diye bir sohbetimiz olmadı. 
 
'83'Ü HALLEDERSEK, 84'ÜN YOLU AÇILIR'
84 neresi?
 
82 ve 83'ü halledersek, 84'ü tahmin edersiniz artık. Yol açılır. 
 
Uyum yasalarına destek vereceğinizi söylediniz. İktidar partisinden size  oluşan taslak metin yok gibi… Seçim barajı konusunda bir düzenleme olup olmayacağı merak konusu. Yasal düzenleme olarak nasıl bakarsınız? Seçim barajı konusunda görüşünüz nedir? Yüzde 7 önerisine sıcak baktığınız dillendiriliyor… 
 
'TAKVİMİMİZ VAR'
Son Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dönüşümden sonra TBMM'de Cumhuriyetimizden bugüne kadarki mevzuat üzerinde bazı değişimler, kavramlar ortaya koymak gerekiyor. Bir taraftan onun yapılması lazım. Söz gelimi, Başbakanlık Sistemi kalktığına göre, birçok mevzuatta "başbakanın önerisiyle, başbakanın yürürlülüğüyle" falan diye cümleler olmaması lazım. Bu bakımdan çok güzel bir mevzuat taraması yapmak lazım. Bu belli bir zaman alabilir, buna göre de Meclis'in içtüzüğünde 18 maddelik bir değişiklik oldu, belki bundan sonraki süreç üzerinde, hangi maddelerin değişmesi gerektiğine de bir çalışmanın yapılması lazım. Bunlarla ilgili parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dönüş aşamasında ve anayasa değişikliğinde de bazı değerlendirmeleri de dikkate alarak, gözden geçirilmesi gereken yasalar var. Mesela milletvekili sayısını 550'den 600'e çıkarmak lazım. Bunun için bir yasa değişikliğine ihtiyaç var. Daha buna benzer diğer konulara da ihtiyaç var. Böyle bir durum karşısında MHP, Türkiye'de anayasa değişikliğiyle beraber, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oluşmasına katkı sağlamış bir parti ise bu partinin kendine göre bir takviminin olması lazım. Bu takvim var. Bu takvimin içerisinde konular var. Ama biraz evvel tekraren söylüyorum, 35 milletvekili ile bir takvimi belirleyip, yönlendirmek mümkün olmayacağına göre, bakalım hükümet nasıl bir tasarıyla gelecek? CHP nasıl bir katkı sağlayacak? Partiler arasında bir diyalog oluşursa, anayasa değişikliklerinin başlangıcında olduğu gibi komisyonlar oluşup, orada tartışılacak ise MHP kendi takvimine göre belirlemiş olduğu konuları orada masaya getirir. Görüşür, tartışır, ikna edebilirse eder, yoksa ona uygun bir şekil verilir. Burada partiler arası bir diyaloga ihtiyaç var. Bunu yapmak lazım. İstikrarı sağlayabilecek bir yapılanmayı da dikkate almak gerekiyor. Bu çerçevede bazı reformlar da gerekiyorsa onların da yapılması lazım. Ama bunlarla ilgili takvim daraldı. Süre itibarıyla daraldı. O zaman hükümet veya AKP, Meclis'te 317 kişilik grubu olan bir parti olarak, Meclis'te eğer derse ki, diğer partilerle de uzlaşıyla, aşırı derecede yükleme yapmak suretiyle bir çalışma ortamı oluşursa bunların hangisi ne kadar hazır hale gelir onu görme şansını bulabiliriz. MHP seçim sistemi ve barajlar üzerinde bir alternatif çalışması var. Bu konuda hukukçu arkadaşlarımız hazırlık içinde bulunuyorlar. Ama geçen gün Yenişafak gazetesinde "Daraltılmış bölge" kavramı ortaya attılar. Şu şöyle olacak, böyle olacak. Bu gibi konularda bize hükümet tarafından gönderilen bir metin yok. İstişare yapalım dedikleri bir metin de yok. Onun için olayları beklerken MHP hazırlıklı bir parti olarak da bazı konularda kendisini mevzuat itibarıyla yeterli görebilecek bir çalışmayı sürdürüyor. Siz bunu getirdiniz, şu kadar süre verin gibi bir durum yok. Hemen şu şöyle olur, böyle olur der. Bakalım diğer partiler ne yapacak? Bazı partiler de çok iddialı. Diyor ki "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini kaldıracağız, Parlamenter Sistem'e, demokrasiye dönüşe gideceğiz." Bunu söyleyen bir siyasi parti bugün Parlamenter Sistemin mevzuatına aynen devam edeceğim demektir, böyle bir düşüncesi varsa, kendilerine göre zorlayıcı bir sebep yok. Çok rahat olurlar onlar.
 
'MHP DİBİ GÖRÜNMEYEN KUYUDAN SU İÇMEZ' 
Belediye başkanlarının istifası… Yerine gelen isimler halkın oylarıyla seçilen isimler olmayacak… Suçları varsa İçişleri Bakanlığı aracılığıyla haklarında bir soruşturma da başlatılması gerekmiyor mu?
 
Bunu bir kurala bağlarsak, MHP dibi görünmeyen kuyudan su içmez. Melih Gökçek Bey, 5 dönem yaptı. Ne kadar faydalı, hep beraber görüyoruz.
 
'OLUR, HEMEN Mİ DİYECEĞİZ, BİZİ İLGİLENDİRMEZ' 
Kulislerde Melih Gökçek'in Cumhurbaşkanı ile görüşmede sizi aracı kıldığına yönelik iddialar var… Bu iddialara ne diyorsunuz? 
 
Bizi toplumsal olarak çok hafife almayın. Kimseye arabuluculuk yapacak halimiz yok. Biz bildiğimizi okur, bildiğimizi yaparız. Gelip de bize şunu şöyle yapın dediklerinde biz ne diyeceğiz? Olur, başımız üzerine, hemen mi diyeceğiz? Bu konular bizi ilgilendirmez diyeceğiz. Bir de yeni kavramlar türüyor. Mesela, eskiden büyükşehir belediyesi deniyordu, şimdi bütünşehir diye bir kavram ortaya atıyorlar. Yani 750 bin nüfusu yakalayamamış şehirler, bütünşehir olarak şey yapılacak… Bütün bunların hepsi yerel yönetimleri cazip kılıyor önümüzdeki seçimde, bakalım ne olacak?
 
'BİZDE SORUN YOK' 
Milletvekilleri arasında da gelecek dönem belediye başkanı olmak isteyenler var. İktidar partisinde de yol açılmıştı…
 
Bizde sorun yok.
 
'GÜNER, PERİNÇEK'LE BERABER' 
İktidarla özellikle dış politika konusunda bir uzlaşı içindesiniz. Daha önce Sayın Türkeş'in bir lafı vardı, "Biz içerideyiz ama görüşlerimiz iktidarda" diye… Şimdi sizin için de aynı durum söz konusu…  
O söz rahmetli Alparslan Türkeş Bey'in sözü değil, Agah Oktay Güner'in sözüdür. Şimdi o Doğu Perinçek ile beraber. Bu kadar açık konuşmamı da yadırgamayın.
 
'ÖNCE YAPIYI GÖRMEK İSTİYORUZ'
Meral Akşener 25 Ekim'de partisinin kuruluşunu resmen açıklayacağını ilan etti. Sayılı günler kaldı. Oradaki yapılaşmayı, partileşmeyi nasıl değerlendirirsiniz? 
Bekliyoruz bakalım, nasıl bir yapı oluşacak. 25'inde ne yapacaklar görmek istiyoruz. Ondan sonra bir yorum ihtiyaç hissedilirse, yaparız. 
 
'48 YILLIK MÜCADELEMİZDE KULLANMADIĞIMIZ KAVRAMLAR' 
Akşener'in öncelikle açıkladığı kurucular kurulu arasında partinizden gidenlerin isimleri yer almadı…
Bazı kavramları tekrar ediyorlar. Diyorlar ki "Biz Ülkücü bir parti olmayacağız." Bir tanesi diyor ki "vatansever diyeceğiz." Bütün bu kavramlar bizim 48 yıllık mücadelemizde kullanmadığımız kavramlar. Böyle şey olmaz.
 
'ÜLKÜCÜLÜK ÇÖLDEKİ SERAP GİBİDİR'
Kuruluş aşamasında çeşitli kırılmalara uğrayacakmış gibi görünüyor… 
Ülkücülük çöldeki serap gibidir. Yaklaştıkça o sizden uzaklaşır. Ülkücü olmak kolay değildir. 
Cumhurbaşkanı ile tekrar bir görüşmeniz söz konusu olacak mı? 
Görüşme dileği, görüşme takvimi ortada gözükmüyor.
 
'BARZANİ KENDİSİNİ TÜKETTİ' 
Irak ordusunun Kerkük'ü yeniden ele geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Çıkış noktasını sağlam tutarsanız, ondan sonraki alanlarda karşılıklı istişarelerle sonucu sağlıklı bir yapıya kavuşturabilirsiniz. Çıkış noktamız, bizim de geçmişten bugüne kadar söylediğimiz, mevcut hükümetin ve MGK'nin toplantılarında alınan kararlara göre, önemli olan nokta Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması. Irak'ın toprak bütünlüğünü koruduğunuz takdirde oradaki Şii-Sünni çatışması, ayrımcılığı, devletçiliği gibi bir yapıya girmek doğru olmaz, müsaade de edilmez. İkinci konu da etnik temel. Yani orada, 5 tane, Irak'ta etnik unsur var. Bunların hiçbirisinden bir devletçik çıkartmaya hiç kimse niyetlenemez. Çünkü çerçeve Irak'ın toprak bütünlüğüdür. Türkiye açısından da anlamlı olan o. Türkiye'nin toprak bütünlüğü. Bu çerçevede ele aldığınız vakit, daha işin başlangıcındayız. Gelişmeler ne olacak, Sam Amca ne diyor, onu da herkes takip ediyor.  Artık Barzani'nin geri dönüşü olmaz. Barzani, kendisini tüketti. Irak Kürt Yönetimi Parlamentosu'nda, 111 milletvekili var, 36'sı Barzani'nin. Diğerleri Talabani'nin, başka unsurlar var. Böyle bir durum içerisinde Barzani hiç kimsenin sözünü dinlemedi. Akıllı olsaydı Türkiye Cumhuriyeti'nin sözünü dinlerdi. Bu hale düşmezdi. Şimdi ne yapacak? Kerkük'te, şu kadar nüfusu topladık, şunu ettik, bunu ettik, diyorlar. Aşağıdan bir grup geliyor, kimse arkasına bakmadan gidiyor.
 
'ÖRTÜLÜ ABD DESTEĞİ VAR'
Barzani'nin tek başına hareket ettiğini mi düşünüyorsunuz? 
 
Bilinen, tartışılan ve açık olarak İsrail. Örtülü olarak ABD. Öyle gözüküyor. 
 
'TÜRKİYE'DE MİSAFİR ETMEK LAZIM' 
Barzani'nin derdest edilmesi gerektiğini de söylediniz…
Bu kadar yanlışı yaptıktan sonra Türkiye'de misafir etmek lazım. (Gülüyor) 
 
'SIRA ADALARA DA GELİR' 
Suriye ve Irak'ta güvenlik sağlamak için mücadele edilirken, Batı tarafında 16 ada sessiz sedasız Yunan askeri ile konuçlanıyor.  Bu çelişkili görülüyor… 
Bunu bir sıraya koyarsanız, kolay olur. Bizim ilkokula giden çocuklarımız kadar nüfusları var. (Gülüyor) Onun için sıra sorun meselesidir. Geçmiş dönemlerde de var, yani yiğitlik yaparken, sırtını duvarın dışına taşmayacaksın. Usül neyse ona göre hareket edeceksin. Konu olacak, film haline getirilecek o kadar çok ki Türkiye'de. Çok enterasan şeyler var. 
  
FUTBOL SORULARI… 
Beşiktaş 3'te 3 yaptı… Avrupa'da gayet iyi gidiyor. 82 Kerkük, 83 Monacco… 
Demek ki Misak-ı Milli sınırları içerisinde çözümü bulan tek sensin. 82, 83 tamam olmuş, 84 de geliyor. (Gülüyor) Beşiktaş iyi gidiyor.
 
'KARTALLAR YÜKSEKTEN UÇAR'
Avrupa'da 3'te 3 yapan tek takımmış… 
Evet, öyle söylüyorlar. Avrupa'da da mı yokmuş acaba? Kartallar yüksekten uçar.
Galatasaray da geçen hafta rekora imza attı. Türkiye'de ilk kez 11 yabancıyla sahaya çıkan tek takım oldu…
Galatasaray ismini değiştirsin.. 11 yabancıdan bahsediyorsa… Aslan aslan ya da Galatasaray demenin, onlar öyle savunuyorlar… İsmini değiştirsin, böyle takım mı olur canım? (Gülüyor) 80 milyon takım var, şurdan bile bir 11 çıkarırız.
 
'MİLLET OLARAK HAYRAN KALDIK'
Ampute Milli Takımı… Oyuncuları hem Türk, hem de çoğu gazi… 
Onlara millet olarak hayran kaldık. Hele o son golü attıktan sonra bir gidişi var, gördünüz mü? Sağlam adam koşamaz, görüntüye bakarsak. Onlar hayran kaldığımız bir insan topluluğu. Türkiye onları özel himayesine almalı. Futbol Federasyonu ya da Gençlik ve Spor Bakanlığı, onları himaye altına almalı. Her türlü ihtiyaçları karşılanmalı.
Cumhurbaşkanı bu akşam kendilerini kabul etti… 
Çok güzel… 

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
Yazarlar Yazarlar
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber