Ana Sayfa > MEDYA VE BASIN

Atatürk’e Göre Türk Gençliğinin Nitelikleri-3
23 Mayıs 2018
Bu haber 342 kez okundu
Atatürk, büyük bir Türk milliyetçisi olarak, milliyetçiliği reddeden teori ve görüşlere hiç itibar etmemiştir. Ancak, bütün başka milletleri hor gören, aşağılayan, saldırgan (irredantist) bir tutumu da asla benimsememiştir.
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Dünya Barışı: İnsanlığa Hizmet 

Atatürk, büyük bir Türk milliyetçisi olarak, milliyetçiliği reddeden teori ve görüşlere hiç itibar etmemiştir. Ancak, bütün başka milletleri hor gören, aşağılayan, saldırgan (irredantist) bir tutumu da asla benimsememiştir. 

Atatürk, her ülkenin yöneticilerinin asıl sorumluluklarının elbette kendi milletlerine karşı olduğunu belirtmiş; Türk milletinin şerefi, hakları, yararları söz konusu olduğunda, bunların tam bir dikkat ve titizlikle korunmasını görevlerin en kutsalı saymıştır. Milliyetçiliğinin özünden ve amacından sapmadan şu gerçeği de gözden kaçırmamıştır: Hiçbir millet bu dünyada tek başına yaşamamaktadır.[1] O, 21 Haziran 1935’te bir yabancı gazeteciye verdiği demeçte bu konuda şunları söylemiştir: 

“Coğrafi durumları ne olursa olsun, milletler birbirlerine birçok bağlarla bağlıdırlar… Eğer bir apartman, sakinlerinden bazıları tarafından ateşe verilirse, diğerlerinin yangının etkisinden kurtulmasına imkan yoktur.”[2] 

Atatürk vizyon (öngörü) sahibi bir devlet adamı, lider olarak bugün sıklıkla kullanılan “küreselleşme” kavramının henüz kimse tarafından konuşulmadığı bir tarihte, 17 Mart 1937’de Türkiye’yi ziyaret eden Romanya Dışişleri Bakanı Antonecu ile konuşurken şunları söylemiştir: 

“Bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan mensup olduğu milletin saadetini düşündüğü kadar, bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadetine hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır… 

Çünkü dünya milletlerinin saadetine çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve saadetini temine çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn (huzur), açıklık ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur (yoksundur). 

Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim: Milletleri yönetenler, tabii evvela ve evvela kendi milletinin varlık ve saadetinin gerçekleştiricisi olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lazımdır… 

En uzakta zannettiğimiz bir hadisenin (olayın) bize bir gün temas etmeyeceğini (etkilemeyeceğini) bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin (insanlığın) hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir uzvu (organı) addetmek (saymak) icabeder. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar müteessir olur (etkilenir).”[3] 

İnsanlığın sorunlarına büyük bir ileri görüşlülükle ve seziş gücü ile bakan Atatürk, henüz Birleşmiş Milletler, UNESCO ve benzeri kuruluşlar ortada yokken, geri kalmış ülkelerin kalkınmasının dünya ülkelerinin tümü için önem taşıdığı bilinci henüz yerleşmemişken, dünyadaki bütün insanların bazı konularda ortak tehlikelerle karşı karşıya oldukları ve ortak çıkarlara sahip bulundukları yeterince anlaşılmamışken ve nihayet sömürgeciliğin neredeyse dünyanın yarısına egemen olduğu bir dönemde şunları söylüyordu: 

“İnsanları mutlu etmenin tek yolu, onları birbirlerine yakınlaştırarak, onları birbirlerine sevdirmektir.” “Şuna da inanıyorum ki, eğer devamlı barış isteniyorsa, kitlelerin vaziyetlerini iyileştirecek milletler arası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.”[4] 

Atatürk’ün “dünya barışı” için samimi gayretleri bütün dünyada dikkatleri çekmiş ve daima takdir görmüştür. Daha 1938 yılında bugünkü Birleşmiş Milletler Teşkilatının öncüsü olan Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) Atatürk hakkında “barışın dahi hadimi (hizmetkârı)” deyimini kullanmıştır. 

Yine O’nun 100. Doğum Yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), Atatürk’ü anma kararı almış ve o kararda şunları vurgulamıştır: 

“Kemal Atatürk, dünya milletleri arasında devamlı barış ülküsünün ve karşılıklı anlayış ruhunun olağanüstü bir öncüsüdür; bütün hayatı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımı tanımayan bir ahenk ve işbirliği çağının açılması uğrunda çalışmıştır.”[5] 

Milli Savunma: “Hak Kuvvetin Üstündedir” 

Atatürk, bütün barış çağrı ve çabalarına rağmen milletlerarası sistemde henüz adil bir düzenin kurulamadığının farkındadır. Kuvvetli olan hakkı ve haklı olanı ezebilmekte, çoğu zaman güçlü olan kendi menfaatleri bakımından dünyayı ateş ortamına atabilmektedir. Yaşadığımız pek çok olay bunu açık olarak göstermektedir. Nitekim Atatürk, 25 Ekim 1931’de Balkan Konferansı için Türkiye’ye gelen konferans üyelerine Fransızca yaptığı bir konuşmada, “insanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insani olmayan ve son derece üzücü bir sistemdir.” Diyerek bu çarpık milletlerarası sisteme tepki göstermiştir. 

Dolayısı ile dünya barışını istemek ve bunun gerçekleşmesi için çalışmak başka bir şeydir; derin bir hayal âleminde yaşamak başka bir şeydir. Bunun için kendi milletinin gücünü artıracak tedbirlerin ihmal edilmemesi gerekir. Atatürk’ün barışçılığı “ödüncü” veya “yatıştırmacı” değildir. O hiçbir zaman ülkenin ve milletin hayati çıkarlarını tehlikeye sokmadığı gibi, bu çıkarlardan herhangi bir ödün de vermemiştir. Atatürk’ün dış politikadaki gerçekçiliği, onun düşmanlarına karşı yatıştırmacı bir politika izlemesini veya olaylar karşısında hayalci olmasını engellemiştir. Atatürk, bir milletin barış içinde yaşayabilmesi için, kendini savunacak güce ve iradeye sahip olması gerektiğini Lozan Barış Antlaşması sonrasındaki şu sözleriyle çok açık bir şekilde ortaya koymuştur: 

“Bugün vardığımız barışın ebedi barış olacağına inanmak safdillik olur. Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan bir an bile gaflet, milletin hayatını tehlikeye sokar. Şüphesiz, hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe mukabil saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat, ne çare ki, zayıf olanların hukukuna saygının noksan olduğunu veya hiç saygı gösterilmediğini çok acı tecrübelerle öğrendik. Onun için her türlü ihtimallerin gerektireceği hazırlıkları yapmakta asla gecikmeyeceğiz.”[6] 

Atatürk bir devlet adamı olarak barış yoluyla insanlığa hizmet etmek ile Türk milletinin varlığı ve bağımsızlığının korunması arasındaki dengeyi çok iyi gözetmiştir. Atatürk, “âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.” Dedikten sonra hemen şunları ekliyor: “Şu kadar ki, milletin haklarını anlayıp onları savunmak ve korumak uğruna her türlü fedakârlığa hazır olduğuna dair dünyaya bir kanaat vermesi lazımdır.” O, aynı konuda şunları söylüyor: 

“Hiçbir millet ve memlekete karşı tecavüz fikri beslemeyiz. Fakat varlığımızı ve bağımsızlığımızı korumak için, bir de milletimizin iç rahatlığı ve gönül huzuru ile çalışarak refahlı ve mutlu olmasını sağlamak için, her vakit memleket ve milletimizi korumağa gücü yeten bir orduya sahip olmak da ülkümüzdür.”[7] 

Mazlum Milletlerin Sesi Olmak 

Atatürk, Milli Mücadele’de yalnız Türk milletinin değil, sömürge altındaki bütün mazlum milletlerin de bağımsızlık ve hak davasını üstlenmiştir, savunmuştur. Elbette, “tam bağımsız, milli bir Türk devleti kurmak” Türk Kurtuluş Savaşı’nın doğrudan bir amacı idi. Buna karşılık, sömürge ya da yarı sömürge statüsünde bulunan “mazlum milletlere” kurtuluş hareketlerinde örnek olmak, Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Türk Kurtuluş hareketinin dolaylı, fakat bilinçli bir amacı idi. Türk Kurtuluş Savaşı, yirminci yüzyılın başından itibaren tarihe karışmaya başlayan klasik tipteki sömürgeciliğe karşı girişilmiş bir mücadele idi. Bu mücadele sonunda kazanılan zafer, sömürgeciliğe indirilmiş bir darbe olmuştur. 

Anadolu’daki hareketin sömürge halkları için bir örnek teşkil edeceği, Mustafa Kemal’in bunun için de hareketi başlattığını gösterecek birçok kanıt vardır. Mustafa Kemal Paşa, 18 Ekim 1921’de Ankara Cebeci’deki Azerbaycan Elçiliği’ne bayrak çekilmesi töreninde, Azerbaycan Elçisi İbrahim Abilof’un konuşmasına cevaben yaptığı konuşmada, Anadolu’ya yapılan saldırıların esasında bütün “Doğu’ya” yapılmış olduğunu ve bunun mutlaka “kırılacağını” ifade etmektedir: 

“… Anadolu’yu da göz önüne getirmenizi rica ederim. Tesadüfen sağımda duvarda asılı olan şu haritanın çok güzel gösterdiği gibi Anadolu da bütün Asya’nın, bütün haksızlığa uğramışlar dünyasının, zulüm dünyasına doğru ileri sürdüğü bir durumda bulunmaktadır. Anadolu bu durumu ile bütün haksızlıklara ve saldırılara uğramaktadır. Anadolu, yıkılmak, çiğnenmek, parçalanmak isteniyor. Fakat Efendiler, bu saldırılar sadece Anadolu’ya yönelmiş değildir. Bu saldırıların genel hedefi bütün Doğu’dur. 

Anadolu, her türlü tasallutlara ve taarruzlara karşı bütün varlığıyla kendini savunmaktadır ve bunda başarılı olacağından emindir. Anadolu, bu savunmasıyla yalnız kendi hayatına ait görevi yapmıyor, belki bütün Doğu’ya yönelen saldırılara bir set çekiyor. Efendiler, bu hücumlar elbette kırılacaktır. Bütün bu tasallutlar mutlaka son bulacaktır. İşte ancak o zaman Batı’da, bütün Dünya’da gerçek sükûn (huzur), gerçek refah ve insanlık hüküm sürecektir.”[8] 

Atatürk’ün bu düşünceleri, sadece çeşitli konuşmalarında ifade ettiği görüşler düzeyinde kalmamış; Ankara yönetiminin imzaladığı bazı milletlerarası antlaşmalara da konu olmuştur. Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması’nı imzalamak için Moskova’ya giden Türk heyeti, Sovyetlerle bir dostluk antlaşması imzalamak için yine oraya gelen Afganistan heyeti ile 1 Mart 1921’de bir antlaşma imzalamıştır. On maddeden oluşan bu antlaşmanın ilk maddesinde Türkiye’nin Afganistan tarafından tanındığı belirtildikten sonra, ikinci maddesinde şöyle deniliyordu: 

“Madde 2. Bağıtlı Yüksek Taraflar, tüm Doğu milletlerinin kurtuluş, bütünüyle özgürlük ve bağımsızlık hakkına sahip olduklarını ve bunlardan her milletin istediği herhangi bir rejim ve hükümet biçimi ile kendisini yönetmekte özgür olduğunu açıklar…”[9] 

Böylece Anadolu hareketinin, bütün “Doğu milletlerinin” kurtuluşu hareketinin bir parçasını oluşturduğu gerçeği, milletlerarası bir antlaşmaya konu edilmiş oluyordu. Aynı antlaşmanın dördüncü maddesinde ise; “bağıtlı taraflardan biri, Doğu’yu istila ya da sömürge yapma siyasetini izleyen herhangi bir emperyalist devlet tarafından ötekine yapılacak saldırıyı bizzat kendine yapılmış sayarak elindeki araçlar ve olanaklarıyla onu püskürtmeyi kabul eder.”[10] Denilmekte, sömürge ve istila politikalarına karşı diğer devletlerle birlikte, ortaklaşa olarak ve aktif biçimde mücadele edilmesi amaçlanmış oluyordu.[11] 

Mustafa Kemal, Türk Kurtuluş Savaşı devam ederken Anadolu’daki hareketin evrensel boyutlarını çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda en açık bir biçimde dile getirmiştir. Mesela İran Elçisi Mümtazüddevle İsmail Han Ankara’ya geldiğinde, Rus Elçisi Aralof’un İran Elçisi şerefine verdiği ziyafette 7 Temmuz 1922’de yaptığı konuşmada şunları söylüyor: 

“Türkiye’nin bugünkü mücadelesinin yalnız Türkiye’ye ait olmadığını, bütün arkadaşlarımız söylemişlerse de bunu bir defa daha doğrulamak gereğini duyuyorum. Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi ad ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve önemli bir çaba harcıyor. Çünkü savunduğu, bütün haksızlığa uğramış milletlerin, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu sonuçlandırıncaya kadar Türkiye, kendisiyle beraber olan doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir. 

Türkiye şimdiye kadar var olan tarih kitaplarının gereklerini değil, tarihin gerçek gereklerini izleyecektir. Gerçekten var olan tarihlerin kaydettiği olaylar milletlerin gerçek düşünceleri, işleri, hareketleri değildir. 

Doğu milletleri kendi istekleri, kendi duygularıyla hareket etmiyorlardı. Onların başında birtakım zorbalar, keyfi hareket eden çarlar, hükümdarlar vardı. Yazılmış tarih daha çok onların hırslarını tatmin için yaptıkları olaylardır. Biz onların hepsini yırtacağız, yeni bir tarih yapacağız.”[12] 
Atatürk, “mazlum milletlere” ve “Doğu milletlerine” örnek tutumunu ve onların milli kurtuluşları için giriştikleri çabaya olan ilgisini ve sempatisini Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında da sürdürmüştür. Atatürk “vizyoner bir lider” olarak 1933 yılında yaptığı bir konuşmada hem bu konudaki kararlığını hem de mazlum milletlerin kurtulacağına, emperyalizmin yok olacağına olan inancını çok güçlü bir şekilde dile getirmiştir: 

“Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün Doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. İstiklal ve hürriyetine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki, ilerlemeye, refaha doğru gerçekleşecektir. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. 

Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır.”[13] 

Atatürk’ün bu öngörüsü II. Dünya Savaşı sonrasında büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Atatürk’ün mazlum milletlerin bağımsızlık hareketlerine önderlik ettiğini bu devletlerin devlet adamları mesela; Muhammed Ali Cinnah (Pakistan), Habip Burgiba (Tunus), Sir Abdurrahim (Hindistan) vb. dile getirmişlerdir.[14] 

Güzel Sanatlar ve Spor 

Bir milletin oluşmasında ve yücelmesinde milli kültürün etkili olduğunu belirten Atatürk, bu çerçevede bir kültür unsuru olarak güzel sanatların büyük etkisi olduğu inancında idi. Nitekim O, Cumhuriyet’in onuncu yıldönümü törenlerinde yaptığı ünlü konuşmasında, “milli kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız” dedikten sonra güzel sanatlara özel bir yer ayırmıştır: 

“… Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. 

Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır…”[15] 

Milli Mücadele’deki askeri başarıları, kültür alanındaki başarıların takip etmesi gerekliydi. Kültür alanında, hem millileşerek kendi tarihi köklerimizden beslenmek, hem de çağdaşlaşarak dünyaya açılmak ve seslenebilmek gerekiyordu. Güzel sanatlar alanında yapılacak atılımlar, kültürel kalkınmanın ayrılmaz bir parçası idi. 

Atatürk’e göre, “güzel sanatlarda başarı, bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delili”[16] olacaktı. Güzel sanatlarda başarılı olmayan milletlerin, “medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaları”[17] imkansızdı. 

Atatürk, kültür ve onun içinde güzel sanatlar konusunu daha Cumhuriyet ilan edilmediği günlerde, 1 Mart 1923’te TBMM’nde yaptığı bir konuşmada, “vatanın önemli merkezlerinde modern kitaplıklar, konservatuarlar, müzeler, güzel sanat sergileri kurmak” ve bütün ülkeyi “basımevleriyle donatmak” zorunluluğundan bahsetmiştir. 

Sanata ve sanatçılara büyük değer veren Atatürk bir devlet kuran devlet adamı olarak, güzel sanatlar alanında hem kurumsal hem de eğitim anlamında çok büyük işlere imza atmıştır.[18] 

Atatürk, gençliğin manevi ve bilimsel eğitimine çok önem verdiği gibi, gençlerin güzel sanatlar eğitimi ile beden eğitimine de çok önem vermiştir. Gençlerin müzik, resim, sahne sanatları ve sporla meşgul olmalarını çok istemiş ve bununla ilgili kurumların oluşturulmasını istemiştir. Çoğu kurumu da kendi döneminde kurdurtmuştur. O, 1 Kasım 1937’de TBMM’nin Beşinci Dönem Üçüncü Toplanma Yılı’nı açarken yaptığı konuşmasında bu konuda şunları söylemiştir: 

“İlk resim galerimizi de bu yıl açmış bulunuyoruz. 

Geçen yıl, Ankara’da kurulan Devlet Konservatuvarı’nın müzikte, sahnede, kendisinden beklediğimiz teknik elemanları süratle verebilecek hale getirilmesi için, daha fazla gayret ve fedakârlık yerinde olur. Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğin milli terbiyesinin (eğitiminin) ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu işte, hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğini, spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile yetiştirmesi, önemli tutulmalıdır.”[19] 


*** 
[1] T. Feyzioğlu, “Atatürk ve Fikir Hayatı”, s. 146. 
[2] G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: III., 2. Baskı, Ankara, 1961, s. 98. 
[3] G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II., s. 281-282. 
[4] U. Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 316. T. Feyzioğlu, “Atatürk ve Fikir Hayatı”, s. 148. 
[5] T. Feyzioğlu, “Atatürk ve Fikir Hayatı”, s. 149. 
[6] M. Gönlübol, “Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler”, Atatürk Yolu, Ortak Eser, s. 275-276. O. Koloğlu, Mazlum Milletler Devrimleri ve Türk Devrimi, I. Kitap, Çapa Matbaası, Ankara, yayın yılı yok, s. 59. 
[7] U. Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 311. T. Feyzioğlu, “Atatürk ve Fikir Hayatı”, s. 147. 
[8] Hâkimiyet-i Milliye, 20 Kasım 1921. G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, (Bugünkü Dille), s. 252-253. M. Gönlübol, “Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler”, Atatürk Yolu, Ortak Eser, s. 255. 
[9] H. Özlü, “Türk-Afgan Dostluk Ve İşbirliği Anlaşması” Kapsamında Atatürk Dönemi Türkiye-Afganistan İlişkilerine Bakış, Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:3, Sayı:8 (2012), s. 36. 
[10] H. Özlü, a. g. m., s. 36. 
[11] M. Gönlübol, “Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler”, Atatürk Yolu, Ortak Eser, s. 255-256. 
[12] G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, (Bugünkü Dille), s. 347. 
[13] Dünya Gazetesi, 24 Aralık 1954. U. Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 271. M. Gönlübol, “Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler”, Atatürk Yolu, Ortak Eser, s. 256-257. 
[14] Bu devlet adamlarının konuyla ilgili konuşmaları için bakınız: M. Gönlübol, “Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler”, Atatürk Yolu, Ortak Eser, s. 256. 
[15] G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: II., s. 275-276. [16] U. Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 128. 
[17] U. Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 128. 
[18] Atatürk’ün bu konuda yaptığı işler için bakınız: T. Feyzioğlu, “Atatürk ve Fikir Hayatı”, s. 204 vd. 
[19] G. M. K. Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: I., 2. Baskı, Ankara, 1961, s. 402. G. M. Kemal Atatürk, Eğitim Politikası Üzerine Konuşmalar, s. 96.


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer MEDYA VE BASIN Haberleri

Başlık Tarih
 
DEVLET YANDAŞ İŞADAMINA 69 MİLYON TL “BAĞIŞLADI”15 Aralık 2018
Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri12 Aralık 2018
Yavaş geldi hızlı gitti12 Aralık 2018
Dede-Oğul-Torun: EOKA-ASALA-PKK ve kuşak sağlaması FETÖ!11 Aralık 2018
Tehdit ve şantaj işte Mansur Yavaş11 Aralık 2018
Telgraf ve kartlarla işgali protesto06 Aralık 2018
DEVLET BAHÇELİ’DEN ÖZÜR DİLEYECEKLER . . . 06 Aralık 2018
CUMHURİYET’İN KADIN MESELESİ VE KADIN HAKLARI-I05 Aralık 2018
FARKLI ÜLKÜCÜLER(!)30 Kasım 2018
MHP’NİN NE YAPMAYA ÇALIŞTIĞINI GÖRMEYEN İKTİDAR. UYAN!29 Kasım 2018
DİZİLERDEKİ FETÖ ŞİFRELERİNDE SON DURUM28 Kasım 2018
‘MHP’Mİ AKP’NİN STEPNESİ YOKSA AKP Mİ MHP’NİN MAHKUMU?’26 Kasım 2018
BÜYÜK HEDEF26 Kasım 2018
İP’in istismarı ayağına dolandı 23 Kasım 2018
BAHÇELİ 31 MART AKŞAMI ERKEN SEÇİM İSTER Mİ?21 Kasım 2018
TÜRK GENÇLİĞİ VE EĞİTİMİ18 Kasım 2018
TAYYİP BEY, OSMANLI’NIN PARÇALANMA KUTLAMALARINDA NE İŞİNİZ VARDI14 Kasım 2018
Ellerinde Olsa “Türklük Şeytan İcadı(!)” Diyecekler11 Kasım 2018
TEPEDEN BAKAN,KİBİR BELEDİYECİLİĞİNDEN HALKA HİZMET BELEDİYECİLİĞİNE GEÇMELİYİZ.11 Kasım 2018
MHP TÜRKÜN EGEMENLİK KILICIDIR…09 Kasım 2018
Bu Milletin adı nedir…!07 Kasım 2018
Şampiyon Millilerimiz ve Milli Nedenlerimiz04 Kasım 2018
ATİLLÂ'DAN MİSÂL, BİLGE KAĞAN'DAN İSTİKBÂL...03 Kasım 2018
Karaçay Sürgünü02 Kasım 2018
EVİNİZ MHP’NİN KIYMETİNİ BİLİN31 Ekim 2018
Dayatma sınırı aştı25 Ekim 2018
TÜRKÇÜLÜK NE DEĞİLDİR !24 Ekim 2018
"Er Mektubu Görülmüştür!.."22 Ekim 2018
Lahanayı yerken kıtır kıtır SAPINA gelince Meeee21 Ekim 2018
İBLİSİN SİYASİ ÇOCUKLARI NEREDE? YILAN HALA CANLI15 Temmuz 2018
İFTİRA VE DÖNEKLİKDE SINIR TANIMAYAN KARAKTERSİZLER12 Temmuz 2018
BENGÜTÜRK TV MOBİL UYGULAMALARI YAYINDA!11 Temmuz 2018
BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK10 Temmuz 2018
“İLKESİZ”, “İLKELERDEN” BAHSEDERSE!..08 Temmuz 2018
OKUNMUŞ BİR HAREKET (24 Haziran seçimlerinin ardından) 07 Temmuz 2018
KILIÇDAROĞLU VE BAŞARI. GÜLDÜRMEYİN :)07 Temmuz 2018
Çocuk ve İnsan...07 Temmuz 2018
DEVLET BAHÇELİ VE UZUN 21 YIL06 Temmuz 2018
DEVLET BAHÇELİ’NİN SEYİR DEFTERİ04 Temmuz 2018
U” DÖNÜŞÜ VE “NANKÖRLÜK”02 Temmuz 2018
DEVLET BAHÇELİ VE SİYASETTE UFUK ÖTESİ29 Haziran 2018
Milli Ülkü23 Haziran 2018
LİDER DEVLET BAHÇELİ'YE VEFA23 Haziran 2018
“Vatanın Sahibi… Hoşgeldin!” 22 Haziran 2018
ÜLKÜDAŞLARA AÇIK MEKTUP17 Haziran 2018
''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!''10 Haziran 2018
KANAYAN YARA DOĞU TÜRKİSTAN06 Haziran 2018
HERKESİN BİRBİRİNDEN ÇOK FARKLI ATATÜRK’Ü VAR 01 Haziran 2018
‘ATATÜRKÇÜLÜK KİSVESİ ALTINDA PKK DESTEKÇİLERİ…’31 Mayıs 2018
MHP YÜZDE BİR OY ALSA DA BİZ MHP'DEYİZ, YA SİZ?28 Mayıs 2018
MHP VE LİDERİNİ ANLAMAK = KURTULUŞ27 Mayıs 2018
HEDEF25 Mayıs 2018
YILDIRAY ÇİÇEK İLK KEZ AÇIKLADI: LİSTEDE YOKUM ÇÜNKÜ…23 Mayıs 2018
19 MAYIS: TÜRKE BAYRAM YUNANA MATEM 19 Mayıs 2018
Millet Aklı Bu Kuşatmayı Yaracak Güçtedir 17 Mayıs 2018
Atatürk’e Göre Türk Gençliğinin Nitelikleri-2 14 Mayıs 2018
Atatürk’e Göre Türk Gençliğinin Nitelikleri-108 Mayıs 2018
ÜLKÜCÜLERE KAFA TUTMAK HELE Kİ İFTİRA ATMAK GAZİNOLARDA RACON KESMEYE BENZEMEZ08 Mayıs 2018
VUR BOZKURT’UM.. VUR TİLKİYE! VUR KURTULSUN TÜRKİYE!.. SÖZÜNDEN RAHATSIZ OLDULAR07 Mayıs 2018
İşaret Taşlarımız: Karamanoğlu Mehmet Bey 01 Mayıs 2018
MHP’ye paralel kuşatma26 Nisan 2018
EŞEKLİĞİNİ İSPAT ETMEK İSTEYEN, MHP’YE SALDIRIYOR17 Nisan 2018
DEVLETE SAHİP ÇIKANLAR16 Nisan 2018
Başgil'den Türk'e ve Türkçe'ye Dair 14 Nisan 2018
İşaret Taşlarımız: Dadaloğlu 12 Nisan 2018
İYİ PARTİ , KİME İYİ ?06 Nisan 2018
ANADOLU AJANSINA TEBRİK MESAJI05 Nisan 2018
BAŞBUĞ'UN İZİNDEYİZ04 Nisan 2018
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ VE ÇİLELİ DAVASI03 Nisan 2018
“KİN ÂLİMİ” AYŞENUR ARSLAN VE CUMA31 Mart 2018
FIRAT’IN DOĞUSUNA OPERASYON ŞART29 Mart 2018
“AFRİN’İ ALMAK İÇİN NE VERDİNİZ?” SORUSUNA CEVAP26 Mart 2018
İYİ PARTİ’NİN, “FETÖ VE DEAŞ İLE İLGİLİ EYLEM PLANI”NDAKİ GİZLİ PLAN21 Mart 2018
SİZ NE TÜR BİR "MAHLUKATSINIZ"18 Mart 2018
BEYLER, TÜRKMENELİ BİZİ BEKLER!15 Mart 2018
TOYUN KUTLU OLSUN TÜRKMEN BEYİ!14 Mart 2018
GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİREN; TÜRK'Ü KIZIL ELMA'YA ERİŞTİREN!12 Mart 2018
RUHUNU ŞEYTANA SATMIŞLARIN HÜKMÜ TÜRK AYAĞA KALKANA KADARDIR10 Mart 2018
Çantacılar kimmiş!?07 Mart 2018
HES’LERE DEĞİL EVSEL ATIK SULARA DİKKAT!06 Mart 2018
İşaret Taşlarımız: Ziya Gökalp03 Mart 2018
CUMHUR İTTİFAKI, HAYIR CEPHESİNE KARŞI02 Mart 2018
İşte Bahçeli'nin Eylemleri...01 Mart 2018
BAHÇELİ'NİN TESPİTLERİ VE MİLLİ DURUŞU28 Şubat 2018
SÖYLEM İLE NİYETLERİ ÇOK FARKLI…16 Şubat 2018
İnsanlığa ışık tutan Türk bilgini Hoca Ahmet Yesevi15 Şubat 2018
YA BİZ AFRİN’İ ALACAĞIZ, YA AFRİN BİZİ13 Şubat 2018
İşaret Taşlarımız: Dündar Taşer 13 Şubat 2018
ALIN PKK’YI, VURUN CHP’YE11 Şubat 2018
Kızılelma Ve Gerçek Sahipleri 09 Şubat 2018
BOZKURT İŞARETİNDEN RAHATSIZ OLAN KANI BOZUKLAR08 Şubat 2018
Alnıaçık'tan Muhteşen bir analiz;Şeytanın Kulağına Kurşun!15 Ocak 2018
Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa'ya Yapılan Hiçbir İftira Tutmaz06 Ocak 2018
Yazarımız Orhan Karataş'ın Yazısı;Son sözü liderler söyler04 Ocak 2018
Söz Konusu Vatandır 24 Aralık 2017
Yılbaşı Bizim Neyimiz Olur?23 Aralık 2017
SAHİPLİK DEĞİŞSE DE KÖPEKLİK BAKİDİR!20 Aralık 2017
Y-CHP HAFIZASINI KAYBETMİŞ!13 Aralık 2017
MİLLİYETÇİ-ÜLKÜCÜ MEDYA SEFERBERLİĞİ!12 Aralık 2017
Gazi Karabulut'un Yeni Kitabı Çıktı.10 Aralık 2017
BAHÇELİ’Yİ TAKDİR06 Aralık 2017
Ordusu Yaşarsa; Başbuğlar Ölmez!27 Kasım 2017
MHP’YE HAKSIZLIK EDİYORSUNUZ22 Kasım 2017
MHP BİTERSE BİTSİN, ZATEN İSTEDİĞİNİZ BU DEĞİL Mİ?22 Kasım 2017
MHP Giderse Ne Olur? 21 Kasım 2017
Ertuğrul Dursun ÖNKUZU…20 Kasım 2017
Ben Ülkücüleri Hep Sevdim19 Kasım 2017
ÜLKÜCÜ ŞEHİDİMİZ İLHAN DARENDELİOĞLU’nu Rahmet İle Anıyoruz…19 Kasım 2017
Devlet BAHÇELİ ve "DEVLET"18 Kasım 2017
Günyeli;BU ÇİRKİN BİR OYUNDUR?17 Kasım 2017
SİYASETİN ÇİRKİNLERİ VE ALÇAKLARI17 Kasım 2017
İşaret Taşlarımız: Mürüvvet Kekilli16 Kasım 2017
AKP MHP’NİN PEŞİNE TAKILMIŞTIR , MHP AKP’NİN PEŞİNE DEĞİL...14 Kasım 2017
GÜVEN PARTİSİ13 Kasım 2017
21. YÜZYILDA ÜLKÜCÜ DÜŞÜNCE13 Kasım 2017
Bahçeli'den şair ve yazar Büyükerol'a destek11 Kasım 2017
15 TEMMUZ'DA BÖYLE KONUŞMUŞ: BİZİM MESELEMİZ DEĞİL10 Kasım 2017
Y-CHP panikte!09 Kasım 2017
İşaret Taşlarımız: Cinuçen Tanrıkorur 08 Kasım 2017
SEVEN SEVDİĞİYLE BERABERDİR, BİZ DE LİDER BAHÇELİ İLE BERABERİZ07 Kasım 2017
SIRAT KÖPRÜSÜNDEN GEÇERKEN05 Kasım 2017
"Millet-i Hâkime" Hukuku ve Eşit Vatandaşlık Fitnesi!04 Kasım 2017
SİVİL CIA’İN TÜRK ÇALIŞANI MERAL AKŞENER’E BAŞDANIŞMAN ATANDI02 Kasım 2017
ADI DEVLET-TAVRI DEVLET-DERDİ MİLLET...30 Ekim 2017
İdeoloji: On Üzerinden Sıfır! - II28 Ekim 2017
İrademiz İnancımız Gücümüz Ordumuz 24 Ekim 2017
GAZETECİLİK DEMOKRASİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR UNSURDUR23 Ekim 2017
Türkeş’ten Bahçeli’ye MHP ve Kerkük22 Ekim 2017
TÜRK MİLLETİ…22 Ekim 2017
PARTİLER VE İSTİFA ETME, ETTİRİLME FARKLILIKLARI21 Ekim 2017
ŞENER BÜLBÜL 21 EKİM DÜNYA GAZETECİLER GÜNÜNÜ KUTLADI..21 Ekim 2017
Taşdoğan'dan Gazeteciler Günü'ne Kutlama20 Ekim 2017
BUGÜN DE GÜNLERDEN DEVLET BAHÇELİ...20 Ekim 2017
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…20 Ekim 2017
Stratejik Ahmet'in Hariciye Maceraları - II20 Ekim 2017
MİLLİYETÇİLİK ŞUURUNU YOK ETMEK EN BÜYÜK DÜŞMANLIKTIR18 Ekim 2017
İşaret Taşlarımız: Garip Ozan ( Mehmet Said Şimdi)17 Ekim 2017
Mülk’ü Millet İçin16 Ekim 2017
Her Türk Asker Doğar14 Ekim 2017
Başıbozukluk, Mehmetlerin Kemâl Çağıdır! - II14 Ekim 2017
Türk Ordusu İdlib’de13 Ekim 2017
Başka Türkiye Yok!11 Ekim 2017
Çok geç olmadan, Bahçeli’yi algılamak! 10 Ekim 2017
ZOR ZAMANDA DEVLET BAHÇELİ FAKTÖRÜ09 Ekim 2017
BİRİ VAR!08 Ekim 2017
Vatan Satan Tüccarlar! - II04 Ekim 2017
Vatan Satan Tüccarlar! - I03 Ekim 2017
Bize O Dipçiği Kim Vurmuştu?03 Ekim 2017
FETHULLAHÇI, ÖCALANCI, BARZANİCİ KARI- KOCA !30 Eylül 2017
Beş Bin Ülkücü 28 Eylül 2017
BİZ BURADAYIZ, MHP'DEYİZ GİDENLERE ALLAH SELAMET VERSİN25 Eylül 2017
Kürt Gruplarının Kerkük Oyunu23 Eylül 2017
"MHP'DE İSTİFA" OYUNUNU BOZUYORUZ21 Eylül 2017
MHP, FETÖ Atıklarından Temizleniyor.07 Ağustos 2017
Ülkücülüğü, Nerede Kiminle Temsil Edeceksiniz?07 Ağustos 2017
ADAMLIK ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN SADECE LİDER DEVLET BAHÇELİ'YE GÜVENİYORUM07 Ağustos 2017
MEVZU VATANSA HERKESE GİDERİMİZ VAR06 Ağustos 2017
BOŞUNA DEVLET DEMİYORLARMIŞ06 Ağustos 2017
Lider Devlet Bahçeli’yi Dinlerken01 Ağustos 2017
Muharrem Sıddıkoğlu 'nun, "NAMAZ VE NAMAZI İKAME ETMEK" KİTABI YAYINLANDI".30 Temmuz 2017
Stratejik Aymazlık29 Temmuz 2017
MHP VE LİDER DEVLET BAHÇELİ TÜRK MİLLETİNİN TEMİNATIDIR26 Temmuz 2017
MESELE ADALET DEĞİL, MESELE SOKAKTI!24 Temmuz 2017
ÇÖPTEKİ PROJE PARTİSİ!22 Temmuz 2017
"Paradigma Kaymasının Ayak Sesleri"21 Temmuz 2017
15 TEMMUZ'UN KAHRAMANI LİDER DEVLET BAHÇELİ VE ÜLKÜCÜLERDİR!21 Temmuz 2017
EMEKLİ ZAMMI ADİL Mİ?21 Temmuz 2017
BAHÇELIYI ANLAMAK...!21 Temmuz 2017
Bir Ülkücü Şehadet destanı: VELİCAN ODUNCU18 Temmuz 2017
15 TEMMUZ’A DA MÜHRÜNÜ VURDU, SONRASINA DA17 Temmuz 2017
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ16 Temmuz 2017
Pınar Suyu İle Lağım Suyu Birlikte Akmaz15 Temmuz 2017
Türk Milleti'ne kurşun sıkmak ya da linç edilmek!!!!14 Temmuz 2017
RAHMETLİ BAŞBUĞUMUZA GÖRE SİZ “HAİNSİNİZ”13 Temmuz 2017
... Ve Amacınızı Da Biliyoruz!11 Temmuz 2017
BU BÜYÜK HALKIN EVLADI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ09 Temmuz 2017
Ülkücüler Biliyorlar”Yel Kayadan Bir Şey Koparamaz”09 Temmuz 2017
ADANMIŞ BİR ÖMÜR09 Temmuz 2017
ÜLKÜCÜ LİDERİNE HAKARET EDER Mİ? BUNLAR ETTİ!08 Temmuz 2017
TÜRK SİYASET SAHNESİNDE ROL MODEL BİR İSİM LİDER DEVLET BAHÇELİ06 Temmuz 2017
PROVOKASYONA DİKKAT!05 Temmuz 2017
Tercihler ve Sonuçlar02 Temmuz 2017
Çok Yakın!02 Temmuz 2017
DEVLET, DEVLET ADAMI VE MHP… Türk'üm ve düşmanım sana...02 Temmuz 2017
BAYRAMI HAKETMEK!01 Temmuz 2017
Gelenekten Geleceğe Ozanlık01 Temmuz 2017
ARAMA MOTORU29 Haziran 2017
FETÖ’nün İlk 100 Adamı Nasıl Kaçtı29 Haziran 2017
ECELİ GELEN…28 Haziran 2017
“Adalet”, CHP’ye kaldı ise, vay halimize…27 Haziran 2017
O Bahardan Sonra Öyle Bir Mevsim Geldi ki... 26 Haziran 2017
TÜRK'ÜN DAVASI, TÜRKLÜĞÜN BEKASI24 Haziran 2017
ARTIK YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE!23 Haziran 2017
MHP'de İndükleme- Dürtükleme 21 Haziran 2017
KRİPTOLAR SON TOKATI YEDİ!21 Haziran 2017
Alpaslan Türkeş'in Ertelediği Kavga20 Haziran 2017
Derdimiz Vatan, Ülkümüz Turan 20 Haziran 2017
Feraset Farkı! 19 Haziran 2017
DEVLET’SİZ ASLA!17 Haziran 2017
Küresel Emperyalizme Karşı Duruş Ancak Milli Unsurlarla Sağlanır 11 Haziran 2017
Neredesiniz Kadın Hakkı Savunucuları10 Haziran 2017
MEHMETÇİK OLMANIN GURURUNU YAŞIYORUM BEN ŞUANDA08 Haziran 2017
MHP'Lİ YÖNTER, BAŞBAKAN'A SORDU07 Haziran 2017
MHP VE LİDER DEVLET BAHÇELİ TÜRKLÜĞÜN KUTLU YOLUDUR06 Haziran 2017
SÖZ KONUSU VATAN; KARŞIT GÖRÜŞ DEĞİL!.05 Haziran 2017
ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ MEDYA İFTARDA BULUŞTU03 Haziran 2017
Sizde kırmızı fularlı kahpeler biter de,bizde SONGÜL YAKUT’lar bitmez…02 Haziran 2017
BEN LİDER DEVLET BAHÇELİ GİBİ ÜLKÜCÜ ARIYORUM02 Haziran 2017
"Reziller Ordusu" Olarak Tarihe Geçecekler02 Haziran 2017
DEVLET İÇİN, DEVLETİN SÖZÜNÜ DİNLEYİN!29 Mayıs 2017
FETİH GÖNÜLLERDE OLMALIDIR.29 Mayıs 2017
Basında 22 yıl anısına yemek27 Mayıs 2017
“CHP, ÖLÇÜSÜZLÜĞÜN PARTİSİ…”27 Mayıs 2017
TARİH BİLMEZ, ECDAT TANIMAZ KILIÇDAROĞLU!26 Mayıs 2017
DEVLET ADAMI OLMAK!22 Mayıs 2017
Hedefteki Ülke Türkiye20 Mayıs 2017
Eren Erdem, CHP, FETÖ ve HDP=PKK15 Mayıs 2017
Neden başka parti değil de, özellikle MHP?12 Mayıs 2017
ATATÜRK'E DİL UZATMAK11 Mayıs 2017
CHP Siyasi Zehirlenme Geçiriyor06 Mayıs 2017
MHP BİTER Mİ?05 Mayıs 2017
Logosunda "Ne mutlu Türk'üm diyene" yazan tek gazete…04 Mayıs 2017
Beka Sorunu Nedir 03 Mayıs 2017
BAHÇELİ VE ÜLKÜCÜLER BUNA ASLA FIRSAT VERMEYECEKTİR01 Mayıs 2017
GİDENE DUR DEMEYİZ, ARKASINDAN HİÇ BAKMAYIZ26 Nisan 2017
SİZİN HİÇ DAVANIZ OLMADI Kİ, MHP DİYE BİR PARTİNİZ OLSUN25 Nisan 2017
MHP OYLARI NEREYE GİTTİ21 Nisan 2017
MHP'YE YÖNELİK MEDYA ÜZERİNDEN ALGI OPERASYONLARI20 Nisan 2017
CHP’nin gitti yol, yol değil!20 Nisan 2017
YENİKAPI RUHU…11 Nisan 2017
Düşmanlık edilen doğrudan Peygamber'dir 07 Nisan 2017
Milli Kimlik, Milli Birlik ve MHP07 Nisan 2017
O’NUN DERDİ BAŞKA…05 Nisan 2017
LİDER DEVLET BAHÇELİ'YE HAKARET VE KÜFÜR EDENLER ESFEL-İ SAFİLİNDİR03 Nisan 2017
BAHÇELİ SİZE NE YAPTI31 Mart 2017
DEVLET BAHÇELİ GÜVENCE VERDİ.26 Mart 2017
DEVLET BAHÇELİ’Yİ ANLAMAK ZORDUR..24 Mart 2017
Mustafa Önder;AHMAKLIK!24 Mart 2017
Olcay Kılavuz'a Neden Saldırıyorlar?23 Mart 2017
OLCAY KILAVUZ NAMUSUMUZDUR!22 Mart 2017
Dönmeyi Düşünmediler!.18 Mart 2017
"Milliyetçi Hareket Partisinin Varlık Sebebi Bu."16 Mart 2017
TÜRKEŞSİZ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VEYAHUT BAHÇELİSİZ MHP HESAPLARI16 Mart 2017
EVET MI HAYIR MI KRONOLOJISI16 Mart 2017
KİLİT TAŞI MHP NEREDE DURUYOR15 Mart 2017
Atatürk Düşmanları!15 Mart 2017
Hepsinin korkusu “EVET” çıkması14 Mart 2017
HOLLANDA DAN FAŞİST UYGULAMA12 Mart 2017
Gerçek Türk Milliyetçileri!10 Mart 2017
AKP HÜKÜMETİ BU YANLIŞTAN VAZGEÇMELİ!08 Mart 2017

..
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
YÖNETİM GİRİŞİ

GÜNÜN DUASI

MEDYA YAZARLAR
GÜNÜN AYETI

EN ÇOK OKUNAN
GÜNÜN HADİSİ

Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
SAYFALAR
Osmanlı Padişahları

TAKVİM
FACEBOOK

FOTO GALARİ
GAZETELER
..
ANASAYFA | GAZETELER | YÖNETIM | FOTO GALARİ | VİDEO GALERİ | İLETİŞİM | SİTENE EKLE | KÜNYE | SOHBET ODASI

Türk Çocuğu Ecdadını Tanıdıkça!
Daha Büyük İşler Yapmak İçin!
Kendinde Kuvvet Bulacaktır.

CH