Ana Sayfa > ARAŞTIRMA

74 YIL GECİKEN SALA
04 Ağustos 2016
Bu haber 1682 kez okundu
Özlem bu sabah “Enver Paşa” deyince, ödevini unutmuş öğrenci telaşı ile ne yapacağım, yarım günde “Enver Paşa” nasıl anlatılır diye düşünürken… “Tarihçi” Şükrü Alnıaçık Hoca’dan destek almak farz olmuştu, ve nitekim “ Enver Paşa”nın hakkı ile anlatımı şart olunca, sağ olsun vazife bilip kalemini kağıt ile buluşturdu. Rahmet ile anarak, geçmiş tarihimizde adını alnının akı ile yazdırmış yüce Türk’e selam olsun. Allah kendisinden razı, ruhu şad olsun. Buyrun, Şükrü hoca’nın kaleminden “Enver Paşa” ;
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Enver Paşa… 74 Yıl Geciken Salâ!..
Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa, Türk çocuklarının zihnine “Askerlerimizi Sarıkamış’ta donduran bir Alman hayranı” olarak girmiştir ve orada uzun süre öylece kalmıştır.
Tarih 1914, olay 1. Dünya Savaşı’dır. Savaşa bizi Enver Paşa’nın bu “rahatsızlığı” sokmuştur!..
Hiç kimse, mesleği gerektirmedikçe, bu gencecik paşanın koskoca bir ülkenin kaderini eline nasıl aldığını sorgulamamıştır.
Biraz kitap okumaya meraklı olanlar O’nu bir de iki kişiyle birlikte “1909 Triumvirası”nın lideri olarak görürler!
Burada o kadar kötü olmasa da yine de padişah deviren, hükümet basan mahmuzlu bir adamdır!..
Peki gerçekten öyle midir? Hayır!.. Bana göre Enver Paşa gerçek bir asker, isimsiz bir kahramandır!
Seksen doksan yıl yaşayan ve en büyük şikâyeti boğazdaki martı sesleri olan yalı paşalarına nazaran Milleti uğrunda savaşırken 40 yaşında dağlarda can vermiş bir adama yıllarca haksızlık edilmiştir.
Bu haksızlık, biraz işten güçten, inkılabın hızından, biraz Moskova Antlaşmasına duyulan ihtiyaçtan, biraz da idare-i maslahattan kaynaklanmıştır.
Enver Paşa’nın siyasi ve askeri hayatını üç evrede incelemek gerekir. Bunlardan birincisi Makedonya’daki 2. Ordu görevleridir.
1904’ten itibaren Bulgar Komitacılarıyla mücadele ederken Milliyetçiliği daha da keskinleşmiş; memleket meseleleri onu 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeliğine doğru sürüklemiştir.
Böylece cemiyetin 1889’dan beri yürüttüğü Kanun-u Esasi’nin geri getirilmesi mücadelesine katılmış, 1908’de Resneli Niyazi ve Eyüp Sabri Beylerle birlikte isyan ederek II. Meşrutiyetin ilanında mühim bir rol oynamıştır.
Almanları tanıdığı yer Berlin Askeri Ataşeliği görev yıllarıdır. Doğuya, İngiliz sömürgelerine doğru açılmak isteyen ve Kayzer Wilhelm’in 1888’deki Kudüs yolculuğundan beri İstanbul’la ilgilenen Almanların Enver Bey üzerinde kalıcı bir etki bırakmaları sürpriz olmamıştır.
Enver Paşa, 1909’da İstanbul’a girerek Meşrutiyet’e karşı başlayan 31 Mart ayaklanmasını bastıran Hareket Ordusunun Kurmay başkanlığı görevini Çatalca’da Mustafa Kemal’den devralmıştır.
İki İttihatçı Türk Milliyetçisi, 1911’de bir İtalyan işgali şeklinde başlayan Trablusgarp Savaşında da yan yana, omuz omuzadır.
Abdülmecid’in torunu ve Sultan Reşad’ın yeğeni Naciye Sultan’la evli olduğu için terfilerini hızlı aldığı iddia edilse de gözünü budaktan sakınmayan bir komutan peş peşe gelen savaşlar yeterince avantaj sağlıyordu.
Nitekim evlendiğinde Enver Bey, çoktan Paşa olmuş; hatta 1913 Bab-ı Ali Baskınından sonra Haribye Nazırlığı makamına bile oturmuştu.
O artık Balkan bozgununun elde kalan tek tesellisi olan “Edirne”nin Fatihi Enver Paşaydı.
Harbiye Nazırlığı hızlı bir dönüşüme sahne oldu. Orduda III. Selimden beri yüz yıldır devam eden Fransız geleneğinin yerine daha sert bir disiplin gerektiren Alman modelini uygulamaya koydu.
Prusya geleneğinden gelen Alman uzmanlar, Germen savaşçılığıyla Türk Savaşçılığını, teknoloji takviye ederek sentezlemeyi amaçlıyordu.
Pek çok Alman general, iyi teçhiz edilmiş bir Türk askerinin kimseye yenilmeyeceğini bu dönemde iddia ediyordu.
Nitekim 1915’teki Çanakkale Zaferi böyle neticedir.
Enver Paşa Sarıkamış’ta ve Yemen’de hüzünle hüsranı, Çanakkale ve Kuttü’l - Amare’de sevinçle gururu bir arada yaşadı.
Panislamizm Seferi, Arap çöllerinde, Pantürkizm hayali, Kafkasya dağlarında sükûta uğramıştı. Ama o durmayacaktı.
İtilaf donanması Çanakkale’yi geçemeyip de 1917’de Çarlık Rusya’sı Bolşevik isyanıyla yıkılınca Kafkas cephesinde bir rahatlama oldu.
Ruslar savaştan çekilirken Enver Paşa da amaçlarından birine ulaşmış oluyordu. 40 yıl önce II. Abdülhamit zamanında kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum, bir antlaşmayla Ruslardan geri alındı.
Ancak Kafkas harpleri burada durmayacaktı.
Rus Çarlığının yıkılmasıyla 28 Mayıs 1918’de Bağımsız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Ancak kısa bir süre sonra Rus-Ermeni birlikleri Bakü'ye hakim oldular ve katliamlar yaptılar.
Bunun üzerine Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nu, Bakü üzerine gönderdi. Bakü Muharebesi’ni kazanan Nuri Paşa, 15 Eylül 1918'de Bakü'de Osmanlı sancağını dalgalandırdı.
İşte o günlerde “Hoş gelişler ola!..” diye başlayan Azeri oyun havası, büyük bir milli heyecanla bestelendi. Bir farkla ki, sözler Mustafa Kemal Paşa diye değil, “Kahraman Enver Paşa” şeklindeydi.
Sözlerini yine o günlerde Ahmed Cevad’ın yazdığı “Çırpınırdın Karadeniz” ise 1914’ten bugüne kadar Ülkücü ortamlarda, Turan Ülküsünün hüzünlü bir türküsü olarak yankılandı.
Enver Paşa Mondros Ateşkesinden sonra İngilizler tarafından yargılanmak üzere aranırken bir Alman torpidosuyla önce Odesa’ya sonra Berlin’e oradan da Rusya’ya geçti.
Resmi tarihin pek de bilinmeyen bu yolculuğunda, zamanla milli bir istihbarat teşkilatı haline gelmiş olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın gizli bir planı vardı.
Milliyetçiler için vatan savunması şimdi başlıyordu. Pek çok insan, Enver Paşa’nın Pamir dağlarında bağımsız bir Türkistan ve Turan için öldüğünü zanneder. Oysa o da tüm diğer Kurtuluş Savaşı şehitleri gibi Anadolu’yu vatan yapmak için şehit düşmüştür.
Mustafa Kemal’le Enver Paşa arasındaki yazışmalar, bir cilt kitabı dolduracak kadar uzun sürmüştür.
Derin tarih analizi yapan savaş uzmanları, Osmanlı Devleti’nin son dönemine damgasını vuran ve Ermeni tehciri sebebiyle yargılanırken devletlerini sıkıntıya sokmak istemeyen Enver Talat ve Cemal Paşaların ömürlerin son günlerini de milli bir görevle tamamladıklarını anlatırlar.
Hikayeye göre Enver Paşa Rusya’yı içerden sıkıştırarak bu ülkeyi, kendi hareketine son vermek karşılığında Anadolu hareketine destek vermeye zorlayacaktı. Cemal Paşa ise İngiliz sömürgesi Afganistan’a sızarak Afgan ordusunu kuracak ve o da Anadolu için en azından bir pazarlık gücü bulacaktı.
Asker olmayan Talat ise Almanya’da kalmıştı. Türkiye için bir şeyler yapabilme fırsatı kollarken bir Ermeni tarafından sokak ortasında vuruldu.
Müttefikimiz olduğu halde Almanlar bir hukuk skandalına imza attı ve kesin suçlu Telleryan tahliye edilerek Güney Afrika’ya yollandı.
Cemal Paşa da Afganistan dönüşü Anadolu’ya girmenin yollarını ararken 1921’de Tiflis’te Ermeni kurşunlarının hedefi oldu.
Enver Paşa için artık sadece iki ihtimal vardı. Ruslara karşı savaşarak ölmek veya Basmacıların başında Anadolu’ya gelmek!..
İttihatçıların sembol isimlerinin savaşı kaybettikten sonra ülkeyi terk etmesi halka yeterince anlatılamamış, İstanbul sokaklarında şairane bir ifadeyle “İttihatçı avı” başlamıştı
O yüzden Mustafa Kemal Paşa, binbir güçlükle toparlanmış Milli kuvvetlerin ittihatçı ithamına maruz kalarak itibar kaybetmemesi için Enver Paşa’yı Anadolu’ya sokmadı.
İttihatçılar,
1- Sultan II. Abdülhamid Han’ı, Hürriyet (demokrasi) ve kötü gidişi durdurmak için tahttan indirmiş; fakat sözlerinde duramamıştı.
2- Trablusgarp gitmiş, Balkanlar gitmiş, şimdi de Harbi Umumi kaybedilmiş, düşman İstanbul’a girmişti.
Dolayısıyla Milli Mücadelenin üzerine düşecek bir ittihatçı gölgesi, halkın savaşa katılımın azaltabilir, yeni Türk devleti projesi, yarı yolda kalabilirdi.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu kararında hiç şüphesiz, desteğine ihtiyaç duyulan Rusların tavrı da etkili olmuştu. 16 Mart 1921 Moskova Antlaşmasına göre biz Turan davasından vazgeçecektik. Ruslar da Sosyalizmi Anadolu’ya ihraç etmekten… Bu durumda Mustafa Suphi’ye Trabzon açıklarında boğulmak, Enver Paşa’ya da başının çaresine bakmak düşmüştü. Toplayabildiği kadar güç toplayacak ve ülkesine yani Mustafa Kemal Paşa’nın pazarlık gücünü artıracaktı.
 
Mustafa Kemal’den olumsuz cevap alan Enver Paşa, yanında birkaç Teşkilat-ı Mahsusa ajanıyla birlikte Buhara’ya gitti. Oradaki Türklerle birlikte “Basmacı hareketi” dediğimiz gerilla savaşını örgütledi.
1922 başlarında Duşanbe’yi ele geçirerek oradaki Sovyet garnizonunu esir aldı. Ardından Kızılordu’ya meydan okuyarak, Buhara ve Horasan üzerine yürüdü. Ancak aldığı yenilgi üzerine Tacikistan dağlarına çekilmek zorunda kaldı.
4 Ağustos 1922’de ise bir havan topu mermisiyle şehit düştü.
Hayatı savaşlarla geçen bu yiğit Türk’ün mezarı uzun süre Çeğen köyündeki bir ceviz ağacının altında kaldı.
Özbek bir aile türbedar gibi mezara sahip çıktı, muhafazasını sağladı.
Enver Paşa’nın cenazesi, teşhis ve tespit edildikten sonra 1996’da Türkiye’ye getirildi.
Şişli Camiinde 8 imamın kıldırdığı cenaze namazından sonra ölüm yıldönümü olan 4 Ağustos 1996’da yani tam 20 yıl önce bugün Şişli Abide-i Hürriyet Tepesindeki Anıt Mezarına defnedildi.
Kimbilir, “Kahraman Enver Paşa” belki de yıllarca kendisine sahip çıkacak Turancıların gelip onu Tacikistan’ın Çeğen köyündeki “kimsesizler mezarlığından” almasını beklemişti.
Kahramanı bol millettik vesselam!..
Ölen böyle yüce bir Türk…  Bir de kahraman olunca…
Salası tam yetmiş dört yıl gecikmişti!..
 
 
Enver Paşa
Enver Paşa, doğum adı: İsmail Enver (22 Kasım 1881 – 4 Ağustos 1922),
 Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında etkin olan Osmanlı askeri ve siyasetçisi. 3. Ordu ve Kafkas İslam Ordusu komutanlığı yapmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucu ve önderleri arasında bulunmuş, 1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askeri darbeyle cemiyetin iktidara gelmesini sağlamış, 1914'te Almanya ile askeri ittifaka önayak olarak Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesine öncülük etmiş, savaş yıllarında "Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili" sıfatıyla askeri politikayı yönetmiştir.
I. Dünya Savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine, Almanya ve Rusya'da Türk halklarının bir araya getirilmesi amaçlı pek çok mücadelede bulunmuş, Sovyet hükûmetinin desteğini kaybettikten sonra Orta Asya'daki Türk halklarını ayaklandırmak amacıyla gittiği Türkistan'da Bolşeviklere karşı yaptığı bir çatışma sırasında ölmüştür.
1914'te Padişah Abdülmecit'in torunu (Şehzade Süleyman'ın kızı) Naciye Sultan'la evlenerek Osmanlı hanedanına damat olmuştur. Bu evlilikten Türkân Mayatepek  (ö.1989) ve Mahpeyker Ürgüp adlı kızları ve Ali Enver Akoğlu (1921-1971) adlı bir oğlu vardır. Enver Paşa, Genel Kurmay eski başkanlarından Kazım Orbay'ın da kayınbiraderiydi.
Ailesi
Enver Paşa, Babası Hacı Ahmet Paşa ve Kardeşi Nuri Paşa (Killigil) 1881’de İstanbul Divanyolu’ nda dünyaya geldi. Babası Hacı Ahmet Paşa, annesi Ayşe Dilara Hanım’dır. Baba tarafından soyu Gagavuz Türklerine dayanır. Ailenin 5 çocuğundan en büyüğüdür. Babası Hacı Ahmet Paşa'nın tayinleri nedeniyle çocukluğu farklı şehirlerde geçmiştir. Kardeşleri Nuri (Nuri Paşa-Killigil), Kâmil (Killigil), Mediha ve Hasene'ydi.
Eğitimi
Üç yaşında İbtidaî Okulu'na (ilkokul) gitti. Daha sonra Fatih Mekteb-i İbtidaîsi'ne girdi ve ikinci sınıftayken babasının Manastır'a tayin olması nedeniyle bırakmak zorunda kaldı. Yaşı küçük olmasına karşın 1889'da Manastır Askeri Rüştiyesi’ne (ortaokul) kabul edilmeyi başardı ve oradan 1893’te mezun oldu. Eğitimine 15. sırada girdiği Manastır Askerî İdadisi'nde devam etti ve 1896 yılında 6. sırada mezun oldu. Harp okulu'na geçti ve bu okulu 1899'da 4. sırada piyade teğmeni olarak bitirdi. Harp Okulu'nda okurken kendisi gibi henüz öğrenci olan amcası Halil (Paşa) ile birlikte tutuklandı ve Yıldız mahkemelerinde yargılanıp serbest bırakıldı. Harp Akademisini 2. olarak bitirdi ve 23 Kasım 1902'de Kurmay Yüzbaşı olarak Üçüncü Ordu'nun emrinde Manastır 13. Topçu Alayı 1. Bölüğü'ne verildi.
Askerliği (ilk dönem)
Manastır, Koçana ve Üsküp’te çeşitli askeri görevlerde bulundu.1904’te kolağası (önyüzbaşı), 30 Ağustos 1906’da binbaşı oldu. Ekim 1907'de Manastır civarında eşkiya takibi ile görevlendirildi. 1908 yılına kadar devam ettiği bu görev sırasında Bulgar çetelerine karşı verdiği mücadeleler, onda milliyetçilik fikrinin gelişmesinde rol oynadı. Çatışmalarda bacağından yaralanarak bir ay hastanede kaldı. Bu bölgedeki çalışmalarından ötürü 4. ve 3. Mecidiye, 4. Osmaniye nişanlarıyla altın Liyakat Madalyasına layık görüldü.
Hürriyet Kahramanı
Merkezi Paris’te bulunan Jön Türk Hareketi’nin Selanik’teki bir kolu olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne (sonraki adıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti) katıldı. (Tahminen Mayıs 1906) Bursalı Mehmet Tahir Bey'in rehberliği ile cemiyete, on ikinci üye olarak kabul edildi. Kendisine Cemiyetin Manastır şubesini kurma görevi verildi.
İttihat ve Terakki’nin başlattığı ihtilal hareketleri içinde yer alan Binbaşı Enver Bey, kızkardeşi Hasene Hanım'ın eşi olan ve sarayın adamı olarak bilinen Selanik Merkez Kumandanı Kurmay Albay Nazım Bey’i öldürme planı içinde yer aldı. 11 Haziran 1908 günü gerçekleşen suikast girişimi Nazım Bey'in ve onu öldürmekle görevli fedai Mustafa Necip Bey'in yaralanması ile sonuçlanırken Enver Bey, Divan-ı Harb’e sevkedildi. Ancak İstanbul’a gitmek yerine 12 Haziran gecesi dağa çıkıp ihtilal başlatmak üzere Manastır'a doğru yola çıktı. Resne'de Resneli Niyazi Bey'in dağa çıktığını öğrenince Manastır yerine Tikveş'e yöneldi ve cemiyeti orada yaymaya çalıştı. Ohrili Eyüp Sabri Bey de onu izledi. Bu hareket padişah tarafından II. Meşrutiyet'in ilan edilmesinde önemli rol oynadı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğu ve önemli faaliyetler gerçekleştirdiği için Enver Bey, bir anda “hürriyet kahramanı” olarak kabul edildi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin askeri kanadının en önemli isimlerinden birisi oldu. Meşrutiyetin ilanından sonra Makedonya Genel Müfettişliği ve Berlin Askeri Ataşeliği gibi görevlerde bulundu.
Berlin Askeri Ataşeliği
Hareket Ordusu komutanları ve kurmaylarıyla 5 Mart 1909’da Berlin Askeri Ataşesi olarak görevlendirilen Enver Bey, bu görev sırasında Alman kültürü ile tanıştı ve çok etkilendi. İstanbul’da 31 Mart olayının patlak vermesi üzerine geçici olarak yurda döndü. İsyanı bastırmak üzere Selanik'ten İstanbul'a giden ve komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın üstlendiği Hareket Ordusu’na katıldı; hareketin kurmay başkanlığını Kolağası Mustafa Kemal Bey'den devraldı. İsyan bastırıldıktan sonra II. Abdülhamit tahttan indirilmiş, yerine Mehmet Reşat geçmişti. Kurulan İbrahim Hakkı Paşa kabinesinde Harbiye Nazırlığı görevi beklenildiği gibi Enver Bey’e değil, Mahmut Şevket Paşa’ya verildi.
Enver Bey, isyan bastırıldıktan sonra tekrar Berlin’e gitti. 1911’de İstanbul’a döndü ve Sultan Mehmet Reşat’ın yeğeni Naciye Sultan ile nişanlandı. Arnavutluk’ta çıkan isyan üzerine gittiği İşkodra’da isyanın bastırılmasında etkili oldu. Daha sonra Berlin’e geçtiyse de İtalyanların Trablusgarp’a saldırmaları üzerine yurda döndü.
Trablusgarp Savaşı
Enver Bey, İtalyanlara karşı bir gerilla savaşı yürütülmesi fikrini İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerine kabul ettirdikten sonra Kolağası Mustafa Kemal Bey ve Paris Ataşe militeri Binbaşı Fethi (Okyar) Bey gibi isimlerle bölgeye gitmeye koyuldu. İstanbul'dan bir gemiyle 25 Eylül 1911 tarihinde yola çıktı. Gizli görevde olduğu için önce bir doktor, daha sonra da Suriyeli bir tüccar kılığında yolculuk yaptı. 15 Ekim 1911'de İskenderiye'ye ulaştı, oradan da deve üstünde çok zorlu bir yolculuğun ardından 22 Ekim 1911'de Trablusgarp'a geçti. Bingazi ve Derne'deki kuvvetlerin başına geçti; Hanedan damadı olmasının da kazandırdığı saygınlıkla 20 bin kişiyi seferber etmeyi başardı ve adına para bastırarak bölgeye hakim oldu. Bir yıl süren mücadele sonunda, Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine diğer Türk subaylarla birlikte İstanbul'a çağrıldığı için bölgeyi 25 Kasım 1912'de terk etti. İtalyan kuvvetlerine karşı verdiği başarılı mücadele nedeniyle 1912'de yarbaylığa yükseldi.
Balkan Savaşı ve Bâb-ı Âli Baskını
Ana madde: Bâb-ı Âli Baskını
Balkan Savaşı’na katılmak üzere diğer gönüllü subaylarla birlikte Bingazi’den ayrılan Yarbay Enver Bey, düşman kuvvetlerinin Çatalca’da durdurulmasında önemli rol oynadı I. Balkan Savaşı yenilgi ile sonuçlanmıştı. Kamil Paşa hükümeti, kendilerine Londra Konferansı’nda önerilen Midye-Enez sınırını kabule yanaşıyordu. İttihatçıların kendi aralarında yaptığı ve Enver Bey’in de katıldığı toplantıdan zor kullanarak hükümeti devirme kararı çıktı. 23 Ocak 1913 günü Enver Bey’in öncü rolü oynadığı Bâb-ı Âli Baskını gerçekleşti. Baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa, Yakup Cemil tarafından öldürüldü; Enver Bey, Mehmet Kamil Paşa’ya istifasını imzalattı ve padişahı ziyaret ederek Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazam olmasını sağladı. Böylece İttihat ve terakki Cemiyeti askeri darbe ile iktidarı ele geçirmiş oldu.
Bâb-ı Âli baskınından sonra, Enver Bey, Bulgar ordusu başka cephelerde savaşmakta olduğundan, direnişle karşılaşmadan, 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girdi. Bu gelişme üzerine saygınlığı artan Enver Bey, “Edirne Fatihi” ünvanını aldı. Rütbesi albaylığa (18 Aralık 1913), kısa bir süre sonra da generalliğe (5 Ocak 1914) yükseltildi. Hemen ardından istifa ettirilen Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa’nın yerine Harbiye Nazırı oldu. Bu arada, Sultan Mehmet Reşat’ın yeğeni Emine Naciye Sultan ile Baltalimanı 'ndaki Damat Ferit Paşa Konağı'nda yapılan düğünle evlenerek “Damad-ı Şehriyari” oldu (5 Mart 1914).
Harbiye Nazırlığı
Harbiye Nazırı olduktan sonra orduda bazı düzenlemeler yapan Enver Paşa, binden fazla yaşlı subayı ordudan tasfiye etti, genç subayları önemli görevlere getirdi. Orduda Fransız modeli yerine Alman stilini uyguladı, birçok Alman subayı Türk ordusunda danışman olarak görevlendirildi. Alaylı subayların çoğunun işine son verdi, ordunun gençleşmesini sağladı. Üniformalar değiştirildi; orduda okuryazarlığın artmasına çalıştı ve bunun için “enveriye yazısı” denilen bir alfabe uygulamaya kondu. Mahmut Şevket Paşa'nın suikast sonucu öldürülmesinden sonra kurulan Said Halim Paşa kabinesinde ve onun görevden çekilmesi üzerine 1917'de kurulan Talat Paşa kabinesinde de devam ettiği Harbiye Nazırlığı, 14 Ekim 1918’e kadar sürdü.
I. Dünya Savaşı'na Giriş
Harbiye Nazırı Enver Paşa, 2 Ağustos 1914’te Rusya’ya karşı gizli bir Türk-Alman ittifak anlaşması imzalanmasında önemli rol oynadı. 10 Ağustos’ta Boğazlar’dan girmesine izin verilen iki Alman kruvazörünün 29 Ekim’de Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırması için gerekli onayı verdi. 14 Kasım’da Fatih Camii’nde okunan Cihad-ı Ekber ilanı ile devlet, resmen I. Dünya Savaşı'na katılmış oldu.
Sarıkamış Harekatı
Enver Paşa, ülke 1. Dünya Savaşı’na girdikten sonra Harbiye Nazırı olarak askeri harekâtın yönetimini eline aldı. 3. Ordu'nun Doğu Cephesi’nde Rus kuvvetlerine karşı giriştiği Sarıkamış Kış Harekâtı'nın komutanlığını üstlendi. Ocak 1915’te gerçekleşen harekâtta Türk birlikleri tam bir bozguna uğradı. Enver Paşa, ordunun komutasını Hakkı Hafız Paşa’ya bırakıp İstanbul’a döndü ve savaş boyunca başka hiçbir cephede komutanlık üstlenmedi. Uzun bir süre İstanbul basınında Sarıkamış hakkında herhangi bir haber veya yayın yapılmasına izin vermedi. 26 Nisan 1915’te Harbiye Nazırlığı’nın yanı sıra Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, Eylül ayında korgeneralliğe yükseldi.
Tehcir Kanunu
1877-1878'deki 93 Harbi sırasında da yerli Ermenilerin Osmanlı'ya karşı yayılmacı Rus ordularının yanında çarpıştığını ve de cephe gerisinde isyanlar çıkarttığını bilen Enver Paşa, 2 Mayıs 1915’te Dahiliye Nazırı Talat Paşa’ya gönderdiği gizli telgraf ile isyancı Ermenilerin bölgeden uzaklaştırılmasını istedi. “Ermeni Tehciri” diye anılan uygulama, Talat Paşa tarafından başlatıldı ve 27 Mayıs’ta Tehcir Kanunu çıkartılarak yürürlüğe konuldu.
1917'de Kut ül-Amare’de İngiliz Generali Tawnshend’in tutsak alınması ve Kafkasya cephesinde Ruslara karşı elde edilen başarılar üzerine Enver Paşa’nın rütbesi orgeneralliğe yükseltildi.
Yurt dışına çıkışı
Filistin, Irak ve Suriye'de Osmanlı ordusunun İngilizler karşısında sürekli yenilgiye uğraması üzerine Osmanlı Devleti'nin savaştaki yenilgisi kesinleşti. 14 Ekim 1918'de Talat Paşa kabinesi, ateşkes anlaşmalarını kolaylaştırmak için istifa ettiğinde Enver Paşa’nın harbiye nazırlığı görevi de sona erdi. İngilizler'in İttihat ve Terakki üyeleri hakkında yakalatma emri çıkarmasından sonra partili arkadaşlarıyla birlikte bir Alman torpidosuyla yurttan ayrıldı, önce Odessa'ya, oradan da Berlin'e gitti; daha sonra Rusya'ya geçti. İstanbul’da Divan-ı Harp, rütbelerini geri aldı ve gıyabında ölüm cezasına çarptırdı. 1 Ocak 1919'da hükümetçe askerlikten ihraç edildi.
İttihat ve Terakki’yi örgütleme çalışmaları
1918-19 kışlarını kimliğini gizleyerek Berlin’de geçiren Enver Paşa, İttihat ve Terakki’yi yeniden örgütleme çalışmalarına girdi. Almanya'daki devrimci ayaklanmalara katılmak için Berlin'de bulunan Sovyet siyaset adamı ve gazeteci Karl Radek ile görüştü ve onun davetiyle Moskova'ya gitmek üzere yola çıktı. Ancak üçüncü denemesinde, 1920’de Moskova’ya gitmeyi başardı ve orada Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin’le, Lenin'le görüştü. 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen Birinci Doğu Halkları Kurultayı'na Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katıldı. Ancak kongre önemli sonuçlar getirmedi. Sovyetlerin Türkiye ve başka Müslüman ülkelerdeki milliyetçi hareketleri gerçekten desteklemediği izlenimi alarak Ekim 1920’de Berlin’e döndü. 15 Mart 1921’de Talat Paşa’nın öldürülmesinden sonra İttihat ve Terakki’nin başlıca önderi durumuna geldi.
1921'de tekrar Moskova'ya giden Enver Paşa, Ankara Hükümeti'nin Moskova'ya gönderdiği Bekir Sami Bey başkanlığındaki Türk delegeleriyle görüştü. Anadolu'daki Milli Mücadele hareketine katılmak istediyse de kabul edilmedi. TBMM'de bulunan bazı eski ittihatçılar, onun Mustafa Kemal Paşa’nın yerini almasını istiyorlardı. Temmuz 1921'de Batum’da bir İttihat ve Terakki Kongresi topladı. 30 Temmuz'da Ankara'ya Yunan saldırısı başlayınca bir kurtarıcı gibi Anadolu'ya girmeyi umut eden Enver Paşa'nın bu umudu Eylül ayında kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile boşa çıktı.
İttihad-ı İslam Kurma Çabaları
1921 yılının Ekim ayında Orta Asya Müslümanlarını, sömürgeci İngilizlere karşı birleştirme ve bir İslam birliği kurma niyetiyle Teşkilât-ı Mahsusa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer ittihatçılarla birlikte Batum’dan Buhara’ya gitti. Enver Paşa'nın el yazısı vesikalarına sahip olan Murat Bardakçı da Enver Paşa'nın Turancı değil, İslamcı olduğunu yazar.İslam Devleti'ni kurmak için büyük uğraşlarda bulundu ve Ruslara karşı savaşan Basmacıları örgütlenip Basmacı İsyanı'nı başlamasına destek verdi; fakat sonucu değiştirmesi mümkün olmadı.
1922 Şubat’ında komutasında topladığı Basmacı birlikleri ile Duşanbe’yi ele geçirdi ve oradaki Sovyet garnizonunu tutsak aldı. Ardından Horasan üzerine yürüyerek Kızıl Ordu birliklerinin Buhara ve Horasan’dan çekilmelerini istedi. 28 Haziran 1922’deki Kafiran Savaşı’nı kaybettikten sonra dağlara çekilmek zorunda kaldı. 4 Ağustos 1922'de Kurban Bayramı sırasında Tacikistan'da, Belçivan yakınlarında Agop Melkovian komutasındaki Bolşevik Ruslara karşı yapılan bir çarpışmada üzerine düşen havan topuyla hayatını kaybetti ve Çeğen köyüne gömüldü.
Naaşının Türkiye'ye getirilmesi
Naaşının taşınması, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Eylül 1995'te yaptığı Tacikistan gezisi sırasında gündeme geldi. Yetkililerin temaslarından sonra, başkent Duşanbe'nin yaklaşık 200 km doğusundaki Belçivan kentine bağlı Obtar köyünde bulunan Enver Paşa'nın mezarı, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Münif İslamoğlu başkanlığındaki uzmanlar ve bilim adamlarından oluşan 8 kişilik bir heyet tarafından 30 Temmuz 1996'da açıldı. Diş yapısından Enver Paşa'ya ait olduğu anlaşılan cenaze, Tacikistan'daki siyasi karışıklıklar nedeniyle zorlukla başkent Duşanbe'ye getirilebildi. Burada Türk bayrağına sarılı tabuta konularak İstanbul'daki resmi tören için hazırlandı.
3 Ağustos 1996'da İstanbul'a getirilen naaşı bir gece Gümüşsuyu Askeri Hastanesi'nde tutuldu. Ölüm yıldönümü olan 4 Ağustos 1996 tarihinde, Şişli Camii'nde 8 imamın kıldırdığı cenaze namazının ardından Şişli'deki Abide-i Hürriyet Tepesi'nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı'nca ortak olarak hazırlanan, Talat Paşa’nın yanındaki mezara defnedildi. Törene dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, Devlet Bakanı Abdullah Gül, Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna, Kültür Bakanı İsmail Kahraman, ANAP Milletvekili İlhan Kesici ve İstanbul Valisi Rıdvan Yenişen'le Enver Paşa'nın torunu Osman Mayatepek'le diğer yakınları katıldı.

Araştırma: Tülay Koçtürk A.


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

Başlık Tarih
 
YENİ DÜNYADA TÜRKİYE VE TÜRK DÜNYASI 30 Haziran 2018
'Cumhur İttifakı zaferle sonuçlanacak'12 Mayıs 2018
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE09 Nisan 2018
3 SEÇİME DE HAZIRIZ09 Nisan 2018
“CUMHUR İTTİFAKI TANKIN ÜZERİNDE OLUŞTU”12 Mart 2018
“AYRIMIZ GAYRIMIZ YOKTUR BİZİM”20 Şubat 2018
Sarıkamış harekatının Türk tarihindeki yeri ve önemi22 Aralık 2017
FAHREDDİN PAŞA'NIN KAHRAMANLIĞI TARİHİ BELGELERDE21 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Erol Güngör 16 Aralık 2017
MHP, TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR12 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Aşık Seyrani30 Kasım 2017
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE17 Kasım 2017
Barajları da, tezgahları da boşa çıkarırız16 Kasım 2017
KRİPTO FETÖ'CÜLER SİYASETE EL ATTI28 Ekim 2017
Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Ömür Raşit Tayfur, Ülkü Ocaklarını Anlattı12 Ekim 2017
Ortadoğu'nun istikrarı, İran ve Türkiye'nin işbirliğinden geçer12 Ekim 2017
DEVLET BEY TARİHİ SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRDİ25 Temmuz 2017
DEVLET SIRRI HAİNLERİN ELİNE GEÇTİ24 Temmuz 2017
FETÖ'NÜN SİVİL KANADI NEREDE?23 Temmuz 2017
DARBE GİRİŞİMİNDE İLK CESUR ÇIKIŞI BAHÇELİ YAPTI23 Temmuz 2017
Kaset komplosunun delilleri Isparta'dan çıktı21 Temmuz 2017
PARALEL YAPI HDP'YE OY VERDİ20 Temmuz 2017
Bahçeli, FETÖ'nün MHP'de yuvalanmasına izin vermedi19 Temmuz 2017
MHP'YE KOMPLOYU FARUK BAYINDIR FİNANSE ETTİ18 Temmuz 2017
BAHÇELİ FETÖ'NÜN SİNSİ PLANLARINI DEŞİFRE ETTİ17 Temmuz 2017
PKK AÇILIMI VE MHP'YE ALGI OPERASYONU16 Temmuz 2017
FETÖ İHANETİNİ İLK O GÖRDÜ VE UYARDI15 Temmuz 2017
"ÜLKÜCÜ HAREKET ŞAHA KALKACAK" 04 Haziran 2017
3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ02 Mayıs 2017
"BOZGUNCU SÖZDE MUHALİFLERLE CHP'NİN DİLİ AYNI"22 Mart 2017
MHP, Antalya’da birinci parti olma gücüne sahiptir ve olacaktır!08 Mart 2017
Devleti sağlam tutmak zorundayız06 Mart 2017
BUNLAR FİTNE VE BOZGUNCU17 Şubat 2017
GÖKTÜRKLERİN GİZEMLİ HAZİNESİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR13 Şubat 2017
“Söz ve yetki Türk milletinindir”04 Şubat 2017
Devlet Bey ‘Getirin görelim’ dedi, kimseye açık çek vermedi06 Kasım 2016
“Lidere Hakaret Edene, Acımasız Olurum”22 Ekim 2016
Cennettin Bir Köşesi: Bled 17 Ekim 2016
HAK ETTİKLERİ CEVABI VERMEKTEN İMTİNA ETMEYİZ29 Temmuz 2016
MHP'li Yalçın'dan Maya dergisine cevap26 Temmuz 2016
Güneydoğu'da neler oluyor?29 Nisan 2016
MHP’ye operasyon 2009’da başladı18 Nisan 2016
KARAYÜN'DEN BİR 12 EYLÜL ROMANI: ÇAKAL KAYASI 14 Nisan 2016
"MHP bu kaos ortamından ancak Devlet Bey'le çıkar09 Mart 2016
100 Yıllık Rövanş19 Şubat 2016
Gün Kavga, Fitne ve Çekişme Günü Değil06 Şubat 2016
Kürtler, Belgelerle Türkmen Kenti Kerkük’ü Nasıl İşgal Etti ve Türk Dış Politikasının İflası?03 Şubat 2016
MİLLİYETÇİLİK MODA DEĞİL AMA BEN MİLLİYETÇİYİM !20 Aralık 2015
Osmanlı döneminden kalma mayın balıkçı ağına takıldı27 Kasım 2015
MHP'DEN KONGRE KARARI ?!19 Kasım 2015
YAŞADIĞIMIZ DÖNEM, KİBİR DÖNEMİ08 Kasım 2015
ACIYA KARŞI ZİKİR!.. 12 Ekim 2015
TÜRK OCAKLARI GENEL BAŞKANI PROF. DR. MEHMET ÖZ İLE RÖPORTAJ03 Ağustos 2015
Sıfırlanan Paralar Erken Seçimde Kullanılacak! 19 Temmuz 2015
Karakaya: O kapıyı açmanın yolu belli! 18 Temmuz 2015
Hırsız ve Bölücülerle Koalisyon Yapmayız! 15 Temmuz 2015
'SUÇUNUZ YOKSA YÜCE DİVAN'DAN NEDEN KORKUYORSUNUZ?'12 Temmuz 2015
Halaçoğlu: Özür dilemem, Devlet bey 'konuşmaya devam edin" dedi12 Temmuz 2015
Özdağ: MHP neden çekimser kaldı?04 Temmuz 2015
Devlet Bahçeli'den koalisyon açıklaması20 Haziran 2015
İhsanoğlu: Milletin gerçek temsilcisi MHP'dir 26 Mayıs 2015
Çavuşoğlu;Asıl Soykırımına Uğrayan Kimler?25 Mayıs 2015
MHP Lideri Bahçeli, Muharrem Sarıkaya'ya konuştu19 Mayıs 2015
Erdoğan’ı, vatana ihanetten yargılayacağız!12 Mayıs 2015
İHSANOĞLU: “MİLLET ARTIK AKP’YE VERDİĞİ KREDİYİ GERİ ÇEKİYOR, MHP’YE VERİYOR”07 Mayıs 2015
Hukuk, hukuka karşı direniyor28 Nisan 2015
Özdağ'dan Korkutan İddia!17 Nisan 2015
"MECLİS'TE KAN BEYNİME ÇIKIYOR" 06 Nisan 2015
Celal Adan: Devlet Bey, Ergenekon ve Balyoz'da tuzağa düşmedi16 Mart 2015
"BEN TÜRK'ÜM DEDİĞİMDE 'SEN FAŞİSTSİN' DİYEMEZSİN"16 Şubat 2015
AKP’li vekillerden MHP’ye ilginç talep09 Şubat 2015
Yusuf Halaçoğlu:Türkiye’yi Amerika ve PKK yönetiyor!19 Ocak 2015
REKLAM YAZARI ŞAİR HASAN SANCAK’ IN : AYAKKABI KUTUSU KARAGÖZ=HACİVAT GERÇEK RÜYASI ÇOK KONUŞULACAK!..06 Ocak 2015
Erdoğan'ın amacı gündem değiştirmek03 Ocak 2015
MHP İSTANBUL İL BAŞKANI MEHMET BÜLENT KARATAŞ NTV HABER RÖPORTAJI SES GETİRDİ:31 Aralık 2014
Dr. Sinan OĞAN ile “Çözüm Sürecinde Yeni Aşama” Konusunda Röportaj27 Aralık 2014
AKP'Yİ YIKACAĞIZ24 Aralık 2014
MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Sayın Dr. Sinan OĞAN ile Peşmerge’nin Türkiye’de Eğitilmesi Hakkında Söyleşi28 Kasım 2014
Kalaycı, Ermenek'teki Maden Ocağı Kazası için Meclis Araştırması Açılmasını İstedi27 Kasım 2014
Anadolu'da sessiz yığınların ayak seslerini duydum09 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER03 Ağustos 2014
Prof.Dr.Saadettin Gömeç Enver Paşa'yı Yazdı.03 Ağustos 2014
Ey insafsızlar, ey vicdansızlar Irak'ta Türkmenlerin yaşadığı dramı ve trajediyi görmüyor musunuz?02 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN VE TÜRKLÜK01 Ağustos 2014
AİHM Ermeni Soykırımı Yoktur Kararı Verdi19 Mayıs 2014
Türk'ün Karakteri ve Türkçe I13 Mayıs 2014
‘Sonları Yüce Divan olacaktır’23 Aralık 2013
Her şeyden önce Ülkücü16 Kasım 2013
Kahraman Nezahet Onbaşı'ya İstiklâl Madalyası Ölümünden Sonra Nasip Olacak28 Ekim 2013
Siyaset İskelesi'nde Bir Bey Efendi- 113 Temmuz 2013
Ermenilerin çocukları PKK olarak karşımıza çıktı15 Mayıs 2013
Yeni Anayasa Çalışmaları Ve Milletimizin Adı Konusunda Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün Görüşlerinin Dayanakları19 Mart 2013
BU SEVDA BİTMEZ17 Şubat 2013
TWİTTER GÜNDEMİNİ ÜLKÜCÜLER BELİRLİYOR!11 Şubat 2011
Milli Mücadele yolunda Irak Türklerinin varlığı, yayınları08 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek (2)07 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek07 Şubat 2013
Başbuğ Türkeş'in Hayatı07 Şubat 2013
Doğu Türkistan`da Türklere karşı soykırım politikası06 Şubat 2013

..
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
YÖNETİM GİRİŞİ

GÜNÜN DUASI

MEDYA YAZARLAR
GÜNÜN AYETI

EN ÇOK OKUNAN
GÜNÜN HADİSİ

Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
SAYFALAR
Osmanlı Padişahları

TAKVİM
FACEBOOK

FOTO GALARİ
GAZETELER
..
ANASAYFA | GAZETELER | YÖNETIM | FOTO GALARİ | VİDEO GALERİ | İLETİŞİM | SİTENE EKLE | KÜNYE | SOHBET ODASI

Türk Çocuğu Ecdadını Tanıdıkça!
Daha Büyük İşler Yapmak İçin!
Kendinde Kuvvet Bulacaktır.

CH