Ana Sayfa > ARAŞTIRMA

Şehit öğretmenlerimize çok şey borçluyuz
24 Kasım 2018
Bu haber 208 kez okundu
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan: Şehit öğretmenlerimize çok şey borçluyuz
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ile Türk eğitim sistemi, öğretmenlerin sosyo ekonomik sorunları, öğretmenlere yönelik şiddet, ek zam ve andımız konularında bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle Türkgün ailesi olarak sizin nezdinizde tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlayarak başlayalım istedik söyleşimize. Öğretmenler Günü olarak seçilmesinde 24 Kasım’ın tarihi bir önemi var mı?

-Türk Eğitim-Sen camiası olarak bu nazik kutlamanızdan dolayı biz de sizlere teşekkür ediyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak tüm fedakâr, cefakâr, ilim ve irfanı hayatının merkezine alan öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. Ülkemizin kurucusu, başöğretmenimiz Büyük Önder Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Şehit öğretmenlerimizi de elbette unutmuyoruz. PKK tarafından 1993 yılında evi basılarak katledilen Neşe Alten’in, 2017 yılında Batman’da terör saldırısı sonucu şehit olan Aybüke Yalçın’ın, yine 2017 yılında kaçırılıp katledilen Necmettin Yılmaz’ın ve tüm şehit öğretmenlerimizin acısını hala yüreğimizde hissediyoruz. Onlara çok şey borçluyuz. Şehit öğretmenlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

24 Kasım’ın elbette tarihi önemi vardır ve bu tarihi süreç aslında Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarına kadar uzanmaktadır. Cumhuriyetin ilanının ardından hızlı bir kalkınma sürecine girilmiş; eğitimden, sağlığa, tarımdan, sanayiye, teknolojiye kadar birçok alanda önemli atılımlar yapılmıştır. Eğitim alanındaki en önemli inkılap 1 Kasım 1928 tarihinde yeni Türk harflerinin kabulüdür. Yeni harflerle okuma-yazma öğretilmesi için tüm yurt çapında seferberlik başlatılmıştır. 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri açılarak, milletimize yeni harflerle okuma-yazma öğretilmesi sağlanmıştır. Millet Mekteplerinin açılışı ile birlikte Büyük Önder Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” unvanı verilmiştir. Bu anlamda Millet Mekteplerinin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür. Atatürk’ün Başöğretmenlik unvanını kabul ettiği gün olan 24 Kasım, 1981 yılından itibaren Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

“FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR NESİLLER YETİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

-Atatürk o meşhur ifadesinde “Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” diyor. Siz de bir eğitimci olarak bu tarihi sorumluluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ulu Önder Atatürk; hem askeri dehası, yüksek öngörüsü ve yönetim kabiliyeti hem de ilke ve inkılapları, değerli fikirleri ile bu milletin evlatlarının kılavuzu olmuştur. Dolayısıyla O’nun açtığı yolda yürümek, gösterdiği hedeflere ilerlemek milletimizin her bir ferdinin sorumluluğudur. Atatürk’ün eğitime yönelik bakışı biz öğretmenleri ve eğitim çalışanlarını onurlandırmaktadır. Atatürk; eğitime, eğitimcilere gerek söylemleri, gerekse yaptığı icraatlarıyla verdiği değeri her fırsatta göstermiş, onları el üstünde tutmuştur.

İlim ve irfanı her şeyin üstünde tutan, Türk milletinin eğitim ile çağdaş uygarlıklar düzeyine ulaşacağını çok iyi bilen, yeni nesli bizlere emanet eden Atamıza müteşekkiriz. O’ndan aldığımız emanetlere sonuna kadar sahip çıkacağız. Bu vesileyle O’nun aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor ve Türk öğretmenleri olarak söz veriyoruz: Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeye bıkmadan, yorulmadan, inançla devam edeceğiz.

“ÖĞRETMENE YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ”

Öğretmenler ortaya koydukları emeğin karşılığını alabiliyor mu? Bunu sadece maddi boyutuyla sormuyorum, toplum nezdinde hak ettiği saygıyı, sevgiyi bulabiliyor mu?

-Bu sorunuzu sendikamızın 24 Kasım öğretmenler günü dolayısıyla gerek sosyo-ekonomik gerekse mesleki sorunları tespit edebilmek amacıyla 11 bin 454 eğitimci ile yaptığı anket çalışmamızdan da örnekler vererek açıklamak istiyorum. Öğretmenlerimiz statü kaybı yaşamaktadır. Bu anketimizde de net olarak görülmektedir. Ankete katılan eğitimcilerin yüzde 97.6’sının öğretmenlerin statü kaybı yaşadığını ifade etmesi bu konuda ivedi tedbirler alınmasını gerektiren bir husustur. Öğretmenlerimizin statülerinin, itibarlarının, iş memnuniyet düzeylerinin artırılması ve hak ettikleri konuma ulaşmaları için başta siyasi erk olmak üzere toplumun her kesimi ele ele vermelidir. Bu noktada Türk Eğitim-Sen olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılmasını istiyoruz. MEB bu konuda bir an önce adım atmalıdır. Bu kanun çıkarılırken öğretmenlik mesleğinin saygınlığı korunmalı, öğretmenlik mesleğinin statüsü sağlam bir zemine kavuşturulmalıdır. Öğretmenlik, herkesin “Ben de yapabilirim” diye düşüneceği bir meslek olmaktan çıkarılmalıdır.

-Ne gibi sorunlar öne çıkıyor anketinizde?

-Öğretmenlere yönelik şiddet ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmamasından dolayı şiddet olayları sürmektedir. Ankete katılanların yüzde 29.3’ü okulda/okul çevresinde şiddet gördüğünü ifade etmiştir. Şiddete maruz kalanların yüzde 54’ü sözlü, yüzde 38.7’si psikolojik, yüzde 7’si fiziksel, yüzde 0.3’ü de cinsel şiddete uğradığını söylemiştir. Şiddete maruz kalan öğretmenlerin yüzde 67’si öğrenci/velinin şiddet uyguladığını belirtmiştir. Öğretmenler en çok veli ve öğrenciler tarafından şiddete uğrarken, büyük bölümünün de şikayetçi olmaması dikkat çekicidir. Ancak ankete katılan öğretmenlerimizin yüzde 99’unun yasal koruma atına alınmak amacıyla kanun çıkarılmasını destekleyeceğini belirtmesi çok önemlidir.

-Türk Eğitim-Sen’in bu soruna yönelik çözüm önerisi var mı?

-Talebimiz; eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçmek amacıyla “Şiddeti Önleme Kanunu çıkarılması, Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti caydırıcı nitelikte yeni düzenlemeler yapılarak; bu eylemlerin, kamu hizmetini engelleme, vatandaşın eğitim hakkını kullanmayı engelleme ve bunun sonucunda insan hayatının riske atılması gibi suç tipleri başlıkları altında değerlendirileceği yasal düzenlemeler yapılması, cezaların artırılması ve verilen cezaların ertelenmemesinin sağlanmasıdır.

-Başka ne beklentileri var öğretmenlerin?

-Öğretmenlerimizin taleplerinden birisi de ek göstergelerinin 3600’e çıkarılması sözünün yerine getirilmesidir. Bu durum anketimizde de net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi emekliliği teşvik edecek ve öğretmen atamaları için kadro açılmasını sağlayacaktır’ ifadesine katılıyor musunuz?” sorusuna ankete katılanların yüzde 71.4’ü katılıyorum, yüzde 23.7’si kısmen katılıyorum, yüzde 4.9’u da katılmıyorum cevabını vermiştir. Öğretmenlerin ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesi, diğer çalışanların ek göstergelerinin 800 puan artırılması, yardımcı hizmetlilerin ek göstergeden yararlandırılması öncelikli taleplerimizdendir.

Diğer yandan sözleşmeli öğretmenlerin tayin hakkının olmaması eşlerinden, çocuklarından ayrı yaşamalarına neden olmaktadır. Vizyon belgesinde sözleşmeli öğretmenliğin süresinin kısaltılacağı da belirtilse, çakılı kadro ile çalıştırılmaları bu soruna merhem olmayacaktır. Talebimiz sözleşmeli öğretmenliğin tamamen kaldırılmasıdır. Bu konuda Konya Milletvekili ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Kalaycı tarafından TBMM’ye bir kanun teklifi verildi. Dilerim teklif kanunlaşır ve 4/B statüsünde görev yapan çalışanlar kadroya geçirilir. Bu yapılana kadar da tüm sözleşmeli öğretmenlere tayin hakkı verilmelidir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bakanlığın öğretmen ihtiyacının 97 bin 31 olduğunu açıkladı. 2019 yılında atanacak öğretmen sayısı ise 20 bindir. Kaldı ki Bakanlık, 2018 yılında da Ak Parti iktidarının bugüne kadarki en az atamasını yapmıştır. 400 bin öğretmen atama beklerken, 100 bine yakın öğretmen açığı varken, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı verilerine göre 63 bin 656 ücretli öğretmen görev yaparken, 2019 yılı için 20 bin atama yapılacağının açıklanması hayal kırıklığı yaratmıştır. Bakan Selçuk’tan talebimiz, 2019 yılında 20 bin değil, 100 bin öğretmen ataması yapmasıdır.

Ayrıca çok önemli bir talebimizi de sizlerin aracılığıyla gündeme getirmek istiyorum. Vizyon belgesinde teşvik uygulaması yer almaktadır. Uygulamanın nasıl yapılacağı henüz açıklanmamıştır Sendikamızın talebi daha elverişsiz bölge ve koşullarda görev yapan öğretmenlerimize, mahrumiyet derecesine göre bir brüt asgari ücret ile iki brüt asgari ücret arasında değişen zorunlu hizmet tazminatı ödenmesi yapılmasıdır. Bu uygulama hem öğretmenlerimizin gönüllü olarak o bölgelerde çalışmasını sağlayacak hem de öğretmen açığını giderecektir. Öğretmenler bu şekilde ‘Zor koşullarda görev yapıyorum ancak devletimiz de fedakârlığımı görmezden gelmiyor’ diyecektir.

“EN ÖNEMLİ SORUN: MİLLİ OLMAMAK”

-Türkiye’de mütemadiyen değişen eğitim sisteminin tartışmaları ve olumsuz etkileri sürüyor. En büyük zorluğu da sürekli değişen şartlara ayak uydurmak zorunda olan öğrenciler çekiyor. Sürekli değişim sorunu nereden kaynaklanıyor?

-Ülkemizde eğitim sistemi sürekli değişmektedir. Her yapısal değişikliğin etkisinin kısa, orta ve uzun vadeli olumsuz sonuçları vardır. Örneğin son olarak liselere giriş sisteminde yapılan ani değişiklik eğitimde ciddi kayıplara yol açmaktadır. Düşünebiliyor musunuz; aynı partinin iktidarı döneminde liselere giriş sınavı dahi 4 kez değiştirilmiştir. Yine sınava kısa bir süre kala üniversiteye girişte yapılan değişiklikler öğrencilerin motivasyonlarını bozmuş, puanlamada da ciddi hatalara neden olmuştur. Ya da 2012 yılında 4+4+4 sisteminin paydaşlara danışılmadan getirilmesi 40 bin öğretmenin norm kadro fazlası olmasına yol açmıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Programlar geliştirilmek yerine değiştirilmektedir. Ülkemiz eğitim sisteminde bir bakıma “yıkıcı yenilik” yaşanmaktadır.

Ayrıca Türk eğitim sistemindeki en önemli sorunların başında “milli” olmamak gelmektedir. Eğitim siteminin milli olması gerektiğini üzerine basa basa söylüyoruz. Diğer ülkelerde başarılı olduğu varsayılan model veya uygulamaları ülkemiz eğitim sisteminde aynen uygulamaya kalkmak doğru bir yaklaşım değildir.

Ülkemizde planlanan ile uygulanan program arasında çok fark bulunmaktadır. Ders kitapları kesinlikle en zayıf halkalardan birisi konumundadır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın onayından geçen ders kitapları ve yardımcı kaynak olarak yeterli denetim ve incelemeden geçmeden öğrencilere ulaşan kitaplar belki de son 15 yılda eğitimde reform gibi görülen pek çok çabanın amacına ulaşmasını engelleyen en temel değişkenlerdendir. Ders kitapları profesyoneller tarafından yazılmalı ve öğrenme sürecinde öğrenciye rehberlik edecek pedagojik detayları içermelidir. İlköğretimde özellikle ilkokula hitap eden yardımcı kaynaklar da mutlaka pedagojik denetime tabi tutulmalıdır. Okutulacak ders kitapları sık sık değiştirilmemelidir.

“ADİL BİR YÖNETİM ANLAYIŞI BEKLİYORUZ”

-Yeni Milli Eğitim Bakanı açıkladığı projelerle toplumda büyük beklenti oluşturdu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu yeni vizyonu? Türkiye’de bir şeyler değişecek mi?

-Öğretmen yetiştiren bir öğretmen olan Sayın Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanı olması eğitim camiasında heyecan uyandırmıştır. Sayın Selçuk’un göreve ilk geldiği andan itibaren olumlu tutum ve söylemleri, öğretmenleri ve eğitim çalışanlarını önemseyen yaklaşımı, paydaşlarla ortak hareket etme isteği bizleri mutlu etmektedir. Bu heyecanın, çalışanların motivasyonunu artıran adaletli bir yönetim anlayışı ile devam etmesi en büyük temennimizdir. Bakan’ın ortaya koyduğu öğretmen ve çalışan odaklı tutumunun, MEB’in merkez ve taşra teşkilatlarındaki yerleşik anlayışa da sirayet etmesini temenni ediyoruz. Uzun zamandır adaletten uzak yönetilen MEB, artık çok yorulmuştu. Umuyoruz ki Selçuk ile yepyeni, herkesi kucaklayan, adaletli bir yönetim anlayışı tesis edilir.

İşte tam da bu noktada Sayın Selçuk’tan önemli bazı taleplerimiz bulunmaktadır. Bilindiği gibi Sayın Selçuk Eğitim Vizyonu Belgesi’ni açıklamıştır. Bu belgede yönetici atamalarında mülakatın kaldırılacağı açıklanmıştır. Bu sözün sıkı takipçisiyiz. Bu ülkeyi 15 Temmuz’a götüren nedenlerin başında kamu gücünün bir gruba mensubiyet üzerinden tanzim edilmiş olması gelmektedir. MEB’e bağlı kurumlardaki yöneticilerin çok büyük bir çoğunluğu bir sendikaya mensubiyetleri üzerinden tayin edilmiştir. Özellikle MEB taşra teşkilatı sendika/vakıf/cemiyet görünümlü çetelerin tahakkümü altındadır. Bu kirli yapının ortadan kaldırılması lazımdır. 24 Haziran’da Türkiye’de yeni bir dönem başladı. Yeni dönemin ruhuna mütenasip tavır sergilenmelidir. Bu da adalettir. Yeni dönemde umarım adalet sağlanır. Bu minvalde yönetici atamalarındaki mülakat uygulamasının kaldırılması ile ilgili sözün takipçisi olacağız.

“ANDIMIZ YENİDEN OKUTULMAYA BAŞLANMALI”

-Türk Eğitim-Sen olarak 2013’te açtığınız dava 5 yıl sonra karara bağlandı ve Danıştay 8’inci Dairesi Andımız’ın okutulmasının önündeki hukuki engeli kaldırdı. Diğer yandan Andımız konusu çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi? Siz nasıl bakıyorsunuz Andımız üzerinden gelişen tartışmalara?

-Türk Eğitim-Sen; milli kimliğimize, Türk varlığına sahip çıkarak MEB’in Öğrenci Andı’nı kaldıran yönetmelik değişikliğini Danıştay nezdinde 8 Ekim 2013 tarihinde yargıya taşımış, Danıştay 8. Dairesi de 5 yıl sonra talebimizi haklı bularak, Öğrenci Andı’nın yeniden okullarda okutulması kararı almıştır. Tartışmalar da bu karar sonrasında başlamış, konu Türkçülük tartışmalarına kadar götürülmüştür.

Hatta Danıştay’ın kararının ardından bazı güruhlar anlaşılmaz bir şekilde hatta PKK’dan dahi önce ayağa kalkmış, 81 ilde basın açıklaması yapmıştır. Kamu çalışanlarının bu kadar kazanımı kaybedilirken sesini çıkarmayanların, hükümetin adeta ARGE kuruluşu, saha kolu gibi çalışanların, söz konusu Öğrenci Andı olduğunda etnik ayrılıkçı terör örgütünden dahi önce ayağa kalkması enteresandır.

2013 yılında Andımız kaldırıldığında, ‘Öğrenci Andı ırkçı söylemler ifade ediyor, toplumu ayrıştırıyor’ dediler. Biz de ‘Sizin algı sorununuz var. Öğrenci Andı tam aksine milletimizi birleştirici bir anlam ifade ediyor. Türküm, doğruyum, çalışkanım diye başlayan ve Ne Mutlu Türküm diyene şeklinde sona eren Öğrenci Andı eğitimin parçasıdır. Anayasamızın 66. Maddesi, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’ demektedir. Türk, bu topraklarda herhangi bir etnik köken tanımı değildir.’ demiştik. Tüm bu açıklamalarımıza rağmen Andımızı kaldırdılar.

Öğrenci Andı çözülme sürecine kurban edilmiştir’

 -Kaldırılma sebebi neydi Öğrenci Andı’nın?

-Öğrenci Andı ne yazık ki 2013 yılında çözüm adı verdikleri bize göre çözülme olan sürece kurban edilmiştir. MEB’in önceki hafta Danıştay’a sunduğu temyiz dilekçesinde yer alan “Yapılan değişiklikle (2013 yılında kaldırılan Öğrenci Andı değişikliği kastediliyor)  toplumumuzun geçirmiş olduğu sosyo-kültürel değişimler neticesinde andımızda yer alan ifadelere dair yanlış anlaşılmalara sebep olacak yaklaşımların önüne geçilmesi amaçlanmıştır” şeklindeki ifade de bunu doğrular niteliktedir. MEB’in Danıştay’a gönderdiği 11 sayfalık dilekçenin geri kalanının tamamı laf kalabalığıdır aslında. 2013 yılında Öğrenci Andı’nın neden kaldırıldığı bu itiraf cümlesiyle ortaya konulmuştur.

Geldiğimiz nokta itibariyle Çözüm Süreci geride kalmış, yapılan büyük hatadan dönülmüş, Türkiye normalleşmiştir. Dolayısıyla Hükümetin Öğrenci Andı’nı yeniden okullarda okutulmasını sağlaması gerekmektedir. Bu noktada sendikamızın açtığı dava neticesinde Danıştay 8’nci Dairesi’nin Andımızın okutulmasına yönelik kararını çok önemsiyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak Öğrenci Andı’nın yeniden öğrencilerimize armağan edilmesini istiyor, 24 Kasım’da Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan müjde bekliyoruz. Şunu da belirtelim; umuyoruz ki, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da, bağımsız bir şekilde davranarak, Danıştay 8’inci Dairesi’nin kararını yerinde bulur ve gündemi haftalardır meşgul eden bu tartışmaya bir son verir. Şu hususun da bilinmesini istiyoruz: Şayet yargıdan Andımız’ın okutulmasına yönelik bir karar çıkmazsa, biz Türk Eğitim-Sen’li öğretmenler, Andımız’ı öğrencilerimize öğretmeye devam edeceğiz.

“Ek zam tüm kamu çalışanlarının hakkı”

-Ekonomik dalgalanmalar nasıl etkiliyor öğretmenlerimizi?

-Tabi tüm bu sorunların yanında ekonomik sorunları da es geçemeyiz. Yapılan zamların öğretmenleri etkilediğini, tıpkı diğer meslek gruplarında olduğu gibi öğretmenlerin de alım gücünün azaldığını biliyoruz. Anketimize katılan öğretmenlerin yüzde 72.3’ü kredi kartına borçlu. Yüzde 19.4’ünün altın/döviz borcu var. Ankete katılanların yüzde 26.2’si ek iş yaptığını belirtiyor. Öğretmenler döviz artışı nedeniyle başta gıda maddeleri olmak üzere tüm gider kalemlerimizde artış olması ve enflasyonun artması nedeniyle memurlara ek zam yapılmasını da istemektedir. Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle birçok sektörde tedbir alınmakta, vergi indirimleri yapılmakta, birtakım teşvikler verilmektedir. O halde memur ve emeklilerimiz de görmezden gelinmemelidir. Ülkemizde 2 milyon 600 bin kamu çalışanı bulunduğunu, emeklileri de dahil ettiğimiz zaman bu sayının 7 ila 8 milyon kişiye tekabül etmektedir. Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim-sen olarak talebimiz yılbaşını beklemeden kamu çalışanlarına ek zam yapılmasıdır. Hatırlarsanız 14 Kasım’da ek zam için 81 ilde alanlara inmiştik. Ek zam tüm kamu çalışanlarının hakkıdır.


BAHADIR ÇOBAN / TÜRKGÜN

 



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer ARAŞTIRMA Haberleri

Başlık Tarih
 
‘YUNUSÇA YÜREĞİMİZLE ŞEHRİ KUCAKLAYACAĞIZ’08 Aralık 2018
Devlet Bahçeli’nin zafer formülü07 Aralık 2018
DEVLET BEYLE SÖYLEŞİ -2/ 15 TEMMUZ’DA SON NEFESİ VERMEMİZİ GÖZLEDİLER.31 Ekim 2018
DEVLET BEYLE SÖYLEŞİ -1- ÜLKÜCÜ VE ÜLKÜCÜLÜK30 Ekim 2018
‘Türk’üm demeye devam edeceğiz’30 Ekim 2018
YENİ DÜNYADA TÜRKİYE VE TÜRK DÜNYASI 30 Haziran 2018
'Cumhur İttifakı zaferle sonuçlanacak'12 Mayıs 2018
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE09 Nisan 2018
3 SEÇİME DE HAZIRIZ09 Nisan 2018
“CUMHUR İTTİFAKI TANKIN ÜZERİNDE OLUŞTU”12 Mart 2018
“AYRIMIZ GAYRIMIZ YOKTUR BİZİM”20 Şubat 2018
Sarıkamış harekatının Türk tarihindeki yeri ve önemi22 Aralık 2017
FAHREDDİN PAŞA'NIN KAHRAMANLIĞI TARİHİ BELGELERDE21 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Erol Güngör 16 Aralık 2017
MHP, TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR12 Aralık 2017
İşaret Taşlarımız: Aşık Seyrani30 Kasım 2017
TÜRKİYE, KÜRESEL GÜÇLERİN HEDEFİNDE17 Kasım 2017
Barajları da, tezgahları da boşa çıkarırız16 Kasım 2017
KRİPTO FETÖ'CÜLER SİYASETE EL ATTI28 Ekim 2017
Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Ömür Raşit Tayfur, Ülkü Ocaklarını Anlattı12 Ekim 2017
Ortadoğu'nun istikrarı, İran ve Türkiye'nin işbirliğinden geçer12 Ekim 2017
DEVLET BEY TARİHİ SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRDİ25 Temmuz 2017
DEVLET SIRRI HAİNLERİN ELİNE GEÇTİ24 Temmuz 2017
FETÖ'NÜN SİVİL KANADI NEREDE?23 Temmuz 2017
DARBE GİRİŞİMİNDE İLK CESUR ÇIKIŞI BAHÇELİ YAPTI23 Temmuz 2017
Kaset komplosunun delilleri Isparta'dan çıktı21 Temmuz 2017
PARALEL YAPI HDP'YE OY VERDİ20 Temmuz 2017
Bahçeli, FETÖ'nün MHP'de yuvalanmasına izin vermedi19 Temmuz 2017
MHP'YE KOMPLOYU FARUK BAYINDIR FİNANSE ETTİ18 Temmuz 2017
BAHÇELİ FETÖ'NÜN SİNSİ PLANLARINI DEŞİFRE ETTİ17 Temmuz 2017
PKK AÇILIMI VE MHP'YE ALGI OPERASYONU16 Temmuz 2017
FETÖ İHANETİNİ İLK O GÖRDÜ VE UYARDI15 Temmuz 2017
"ÜLKÜCÜ HAREKET ŞAHA KALKACAK" 04 Haziran 2017
3 Mayıs Milliyetçiler Günü: BU SEVDA BİTMEZ02 Mayıs 2017
"BOZGUNCU SÖZDE MUHALİFLERLE CHP'NİN DİLİ AYNI"22 Mart 2017
MHP, Antalya’da birinci parti olma gücüne sahiptir ve olacaktır!08 Mart 2017
Devleti sağlam tutmak zorundayız06 Mart 2017
BUNLAR FİTNE VE BOZGUNCU17 Şubat 2017
GÖKTÜRKLERİN GİZEMLİ HAZİNESİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR13 Şubat 2017
“Söz ve yetki Türk milletinindir”04 Şubat 2017
Devlet Bey ‘Getirin görelim’ dedi, kimseye açık çek vermedi06 Kasım 2016
“Lidere Hakaret Edene, Acımasız Olurum”22 Ekim 2016
Cennettin Bir Köşesi: Bled 17 Ekim 2016
74 YIL GECİKEN SALA04 Ağustos 2016
HAK ETTİKLERİ CEVABI VERMEKTEN İMTİNA ETMEYİZ29 Temmuz 2016
MHP'li Yalçın'dan Maya dergisine cevap26 Temmuz 2016
Güneydoğu'da neler oluyor?29 Nisan 2016
MHP’ye operasyon 2009’da başladı18 Nisan 2016
KARAYÜN'DEN BİR 12 EYLÜL ROMANI: ÇAKAL KAYASI 14 Nisan 2016
"MHP bu kaos ortamından ancak Devlet Bey'le çıkar09 Mart 2016
100 Yıllık Rövanş19 Şubat 2016
Gün Kavga, Fitne ve Çekişme Günü Değil06 Şubat 2016
Kürtler, Belgelerle Türkmen Kenti Kerkük’ü Nasıl İşgal Etti ve Türk Dış Politikasının İflası?03 Şubat 2016
MİLLİYETÇİLİK MODA DEĞİL AMA BEN MİLLİYETÇİYİM !20 Aralık 2015
Osmanlı döneminden kalma mayın balıkçı ağına takıldı27 Kasım 2015
MHP'DEN KONGRE KARARI ?!19 Kasım 2015
YAŞADIĞIMIZ DÖNEM, KİBİR DÖNEMİ08 Kasım 2015
ACIYA KARŞI ZİKİR!.. 12 Ekim 2015
TÜRK OCAKLARI GENEL BAŞKANI PROF. DR. MEHMET ÖZ İLE RÖPORTAJ03 Ağustos 2015
Sıfırlanan Paralar Erken Seçimde Kullanılacak! 19 Temmuz 2015
Karakaya: O kapıyı açmanın yolu belli! 18 Temmuz 2015
Hırsız ve Bölücülerle Koalisyon Yapmayız! 15 Temmuz 2015
'SUÇUNUZ YOKSA YÜCE DİVAN'DAN NEDEN KORKUYORSUNUZ?'12 Temmuz 2015
Halaçoğlu: Özür dilemem, Devlet bey 'konuşmaya devam edin" dedi12 Temmuz 2015
Özdağ: MHP neden çekimser kaldı?04 Temmuz 2015
Devlet Bahçeli'den koalisyon açıklaması20 Haziran 2015
İhsanoğlu: Milletin gerçek temsilcisi MHP'dir 26 Mayıs 2015
Çavuşoğlu;Asıl Soykırımına Uğrayan Kimler?25 Mayıs 2015
MHP Lideri Bahçeli, Muharrem Sarıkaya'ya konuştu19 Mayıs 2015
Erdoğan’ı, vatana ihanetten yargılayacağız!12 Mayıs 2015
İHSANOĞLU: “MİLLET ARTIK AKP’YE VERDİĞİ KREDİYİ GERİ ÇEKİYOR, MHP’YE VERİYOR”07 Mayıs 2015
Hukuk, hukuka karşı direniyor28 Nisan 2015
Özdağ'dan Korkutan İddia!17 Nisan 2015
"MECLİS'TE KAN BEYNİME ÇIKIYOR" 06 Nisan 2015
Celal Adan: Devlet Bey, Ergenekon ve Balyoz'da tuzağa düşmedi16 Mart 2015
"BEN TÜRK'ÜM DEDİĞİMDE 'SEN FAŞİSTSİN' DİYEMEZSİN"16 Şubat 2015
AKP’li vekillerden MHP’ye ilginç talep09 Şubat 2015
Yusuf Halaçoğlu:Türkiye’yi Amerika ve PKK yönetiyor!19 Ocak 2015
REKLAM YAZARI ŞAİR HASAN SANCAK’ IN : AYAKKABI KUTUSU KARAGÖZ=HACİVAT GERÇEK RÜYASI ÇOK KONUŞULACAK!..06 Ocak 2015
Erdoğan'ın amacı gündem değiştirmek03 Ocak 2015
MHP İSTANBUL İL BAŞKANI MEHMET BÜLENT KARATAŞ NTV HABER RÖPORTAJI SES GETİRDİ:31 Aralık 2014
Dr. Sinan OĞAN ile “Çözüm Sürecinde Yeni Aşama” Konusunda Röportaj27 Aralık 2014
AKP'Yİ YIKACAĞIZ24 Aralık 2014
MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Sayın Dr. Sinan OĞAN ile Peşmerge’nin Türkiye’de Eğitilmesi Hakkında Söyleşi28 Kasım 2014
Kalaycı, Ermenek'teki Maden Ocağı Kazası için Meclis Araştırması Açılmasını İstedi27 Kasım 2014
Anadolu'da sessiz yığınların ayak seslerini duydum09 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN'A GİDEN TEK LİDER03 Ağustos 2014
Prof.Dr.Saadettin Gömeç Enver Paşa'yı Yazdı.03 Ağustos 2014
Ey insafsızlar, ey vicdansızlar Irak'ta Türkmenlerin yaşadığı dramı ve trajediyi görmüyor musunuz?02 Ağustos 2014
DOĞU TÜRKİSTAN VE TÜRKLÜK01 Ağustos 2014
AİHM Ermeni Soykırımı Yoktur Kararı Verdi19 Mayıs 2014
Türk'ün Karakteri ve Türkçe I13 Mayıs 2014
‘Sonları Yüce Divan olacaktır’23 Aralık 2013
Her şeyden önce Ülkücü16 Kasım 2013
Kahraman Nezahet Onbaşı'ya İstiklâl Madalyası Ölümünden Sonra Nasip Olacak28 Ekim 2013
Siyaset İskelesi'nde Bir Bey Efendi- 113 Temmuz 2013
Ermenilerin çocukları PKK olarak karşımıza çıktı15 Mayıs 2013
Yeni Anayasa Çalışmaları Ve Milletimizin Adı Konusunda Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün Görüşlerinin Dayanakları19 Mart 2013
BU SEVDA BİTMEZ17 Şubat 2013
TWİTTER GÜNDEMİNİ ÜLKÜCÜLER BELİRLİYOR!11 Şubat 2011
Milli Mücadele yolunda Irak Türklerinin varlığı, yayınları08 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek (2)07 Şubat 2013
Varolmak için MHP Gerek07 Şubat 2013
Başbuğ Türkeş'in Hayatı07 Şubat 2013
Doğu Türkistan`da Türklere karşı soykırım politikası06 Şubat 2013

..
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
YÖNETİM GİRİŞİ

GÜNÜN DUASI

MEDYA YAZARLAR
GÜNÜN AYETI

EN ÇOK OKUNAN
GÜNÜN HADİSİ

Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
SAYFALAR
Osmanlı Padişahları

TAKVİM
FACEBOOK

FOTO GALARİ
GAZETELER
..
ANASAYFA | GAZETELER | YÖNETIM | FOTO GALARİ | VİDEO GALERİ | İLETİŞİM | SİTENE EKLE | KÜNYE | SOHBET ODASI

Türk Çocuğu Ecdadını Tanıdıkça!
Daha Büyük İşler Yapmak İçin!
Kendinde Kuvvet Bulacaktır.

CH